Eser, sakin ve lüks bir yaşam sürdürdüğü evinden koparılıp kendini birdenbire kuzeyin acımasız doğasında bulan köpek Buck'ın hayatta kalma mücadelesi ve içgüdülerinin ortaya çıkışını anlatılıyor. Jack London doğa-kültür çatışmasını vurgulamaktan hoşlanan bir yazar. Bu kitapta da canlıların içgüdüsel doğası ile modern medeniyetin yapaylığı arasında bir çatışma olduğunu görüyoruz. London'ın dili karakterle kolay empati kurulabilecek bir özelliğe sahip fakat bu dil asla ağır söz sanatları yüklü, zorlama ve acındırmak için çaba harcanmış bir dil değil. Betimlemeler, akıcılık ve zorlanmadan özdeşim kurdurma bence yazarın en belirgin özelliklerinden. Kısaca zevkli ve güzel bir kitaptı. Elbette bu eseri beğenenlere Beyaz Diş'i de tavsiye ederim.