Hüseyin Rahmi'ye "Türk edebiyatının Gogol'ü diyebilir miyiz?" demiştim. Artık eminim ki kesinlikle diyebiliriz. İki yazar da toplumun alışılagelmiş garipliklerini, toplumda yaşanan aksaklıkları mizahi bir dille anlatmaktan hoşlanıyor, ikisi de kendi takıntılarına bakmadan toplumun takıntılarıyla alay etmeyi seviyor, üstelik bu özellik ikisine de çok yakışıyor! Eserle ilgili bilgi vermeden önce Hüseyin Rahmi ile ilgili bir bilgi iliştireceğim. Büyük yazarımız hem takıntılı derecede titiz hem de hastalıktan çok korkan bir insandır. Dışarıdan mikrop kapmamak için evden eldivensiz çıkmamasını Halit Ziya'nın Kırk Yıl adlı eserinden öğreniyoruz. Bunların yanı sıra yazarımızın çok iyi reçel yaptığını, el işi konusunda da çok iyi olduğunu biliyoruz. Bütün bu özellikleri onu bir noktadan sonra kadınları çok eleştiren huysuz bir insana dönüştürmüş gibi görünüyor. Anlatılanlara göre Hüseyin Rahmi çevresindeki kadınların yaptığı hiçbir şeyi beğenmez onlara bir anlamda iş öğretmeye çalışıp her şeylerini eleştirirmiş. Yazarın bu özelliğini eserlerinde de görmek mümkün. Çoğu eserinde kadınların geleneksel tarzdan uzaklaşmasıyla başlarına iş açılmasını görüyoruz. Bu sebepten Hüseyin Rahmi'yi fazla tanımadan okuyan insanlar ona "kadın düşmanı" diyebiliyor. Ona yalnızca bu sebeple kadın düşmanı demek çok mantıklı gelmiyor çünkü o kadınları maço bir tavırla küçümseyerek değil, kendi maharetleriyle kıyaslayarak kendi rakipleri olarak görerek eleştiriyor. Bu eserde gördüğüm kadın karakter bu açıdan diğer Hüseyin Rahmi karakterlerinden çok farklıydı. Buradan bağlamak gerekirse 1900'lerin başında Halley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpacağı ile ilgili bir söylenti ortalıkta dolaşıyor. Hüseyin Rahmi eserin önsözünde halkın boşuna korktuğunu söyleyip eserin sonuna eklediği ilave sayfalarla da "Ben demiştim ki" tavrını takınsa o dönem gerçekten korkup korkmadığını bilmemiz zor ama doğru olan bir şey var ki o da eserin belgesel roman özelliği taşıdığı. Gerçekten de eser olaylarla eş zamanlı olarak yazılıyor. Eserde kendi kültürüne uzaklaşmış, mirasyedi, kadın düşmanı İrfan Galip'in gazetede okuduğu kuyruklu yıldız haberlerinden sonra kendini konunun uzmanı tayin etmesi ve kenar mahallede yaşayan dönemin eğitimsiz ama çok renkli mahalle kadınlarına bir anlamda korku konferansı vermesi anlatılıyor. Yazar karakteri gözümüze soka soka yanlış batılılaşma kurbanı yapmasa da karakterin her hareketi ayrı bir eleştiri noktasına dokunuyor. Spoiler vermemek için eserin devamı hakkında bir şey yazmayacağım ama Hüseyin Rahmi yine Hüseyin Rahmiliğini yapıp hem eğlendiriyor hem de toplumun ne kadar saçma yönü varsa onunla alay ediyor. Eseri neredeyse her Hüseyin Rahmi kitabını sevdiğim kadar sevdim ama yazarın kitapları arasındaki yarışta ilk sıraya koyamam. Güzel vakit geçirmek için tatlı ve keyifli bir kitap. Yazarı sevenler zaten kaçırmaz, denk gelip de kararsız kalanlara bir not Hüseyin Rahmi, Gogol, Aziz Nesin gibi isimler toplumu mizah yoluyla eleştirirmeyi seven yazarlardır ve onları kendi türleri içinde değerlendirmek gerekir. Yazarı Dostoyevski ile ya da Yaşar Kemal ile kıyaslarsanız elbette zevk alamazsınız.Bu kıyastan kurtulabilenler için Hüseyin Rahmi candan tavsiyemdir.