·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Nisan 2025 20:34 On yedi ay önce ‘Ayı’yı Svalbard’da bırakmışlardı. Ve bu, April Wood’un yaptığı en zor şey olmuştu. Sonrasında ise, hemen o bölgeden ayrılmışlar, Büyükanne Apples’a yakın bir eve taşınmışlardı. April okula da başlamıştı ama, kendisiyle Ayı Kız diye alay eden arkadaşları nedeniyle okula karşı pek sıcak hisler beslemiyordu kızımız maalesef. Yaşadıkları sıra dışı olayın en büyük artısı, babasıyla Aprıl’ın daha yakın bir ilişkilerinin olmasıydı. Üstüne, babası Maria adında bir kız arkadaş da bulmuştu ve hayatları bir düzene oturuyordu yavaş yavaş sanki. Ama, ‘Ayı’ ile ilgili hatıraları hiç aklından çıkmayan Aprıl, o günleri özlüyordu.
Svalbard yolculukları sırasında tanıştığı genç denizci Tör’den aldığı e-postalarla avunuyordu özlemi canlanınca.
Bir gün Tör’den, Svalbard’da bir ayıyla ilgili acil bir durum olduğuna dair bir mail aldı April. Bir de üstüne rüyasında Ayı’dan gelen çağrı April’in daha da endişelenmesi ve babası ile birlikte Kuzey Kutbu’na doğru yola çıkmaları için yeterli oldu. İşlerinin zor olacağını biliyorlardı ama, April’ın endişesi her şeyden önemliydi. Svalbard’a vardıklarında ilk olarak kalacakları otelin sahibi Jürgen’le tanışmışlardı. Bilgi almak için limana, kutup enstitüsüne gitmişler, ama Lise’in bir araştırma için uzağa gittiğini öğrenmek dışında işe yarar bir bilgi edinememişlerdi. Tam burda Jürgen devreye girdi. Onlara, bölgeyi en iyi bilen ve husky köpeklerinin çektiği kızaklarla turistlere geziler düzenleyen Hedda’nın rehberliğinde iki günlük bir gezi ayarladı. Hedda’yla tanıştıklarında, küçük bir kızı ölümcül sonuçları olabilecek bir geziye çıkarma konusunda isteksiz olsa da, bir şekilde kendisini ikna edip yola çıkmayı başardılar. Bu yolculukta Hedda’nın kızaklar, köpekler, o koşullarda yaşamakla ilgili verdiği bilgiler ve yolculuk sırasında uygulanmasını zorunlu tuttuğu katı kurallar, April için çok değerli olacaktı sonrasında. Çünkü bir noktada Babası, Hedda ve Tör’den ayrılmak zorunda kalacak ve beklenen Ayı-April buluşması yaşanacaktı. Bu karşılaşmada korktuğu gerçekleşmemiş, Ayı unutmamıştı küçük kızı. Ve bu kez ‘Fıstık’ gibi bir sürprizi de vardı Ayı’nın. Bu sürprizin iyiliği için gitmeleri gereken uzun bir yol ve bulmaları gereken bir Lise vardı. Ayı ile kavuşmanın mutlulugu, bu yolculugu gerektiği gibi sonlandırabilirlerse tamam olacaktı. İlk başta yaşadıkları mutluluk, yapmaları gereken zorlu görev nedeniyle yerini endişeye bırakmıştı. Çetin doğa koşulları, her an karşılaşabilecekleri tehlikeler ve nereye gittiklerinden emin olamamaları korkutuyordu yolcularımızı. Yine de vazgeçmediler hedeflerinden. Tam ümitsizliğe kapıldıkları sırada da, hiç ummadıkları birinin yardımlarına gelmesiyle, işleri epeyce kolaylaştı. Menzile vardıklarındaysa, bu meşakkatli yolculuk, Ayı için de April için de rahatlatıcı bir şekilde sona erdi Allah’tan. Tüm bu maceranın en iyi yanı ise, April, babası ve Maria’nın hayatlarını, hepsini mutlu edecek bir yönde değistirmesi oldu.
Anlatımı, verdiği mesajlar ve konusuyla ilk kitabını çok severek okuduğum bu serinin sonuna gelmek hüzünlü ama, güzeldi. Tehlikeli ve sıra dışı bu macerayı, o sakin anlatımına rağmen, Ayı’yı okuyacagımız bölümler gelsin diye merakla okudum. İnsan ve vahşi hayvan dostluğunu anlatan kitapları okumayı çok severim ve April ile Ayı kısımları, oldukça duygulandırdı beni okurken. Çıktıkları yolculukta yaptıkları gözlemler, insan- doğa ilişkisi, buzulların erimesi, çevreye duyarlılık konularında çok güzel mesajlar içeriyordu. Bir de, yazarın, olayları fantastik bir boyuta taşımadan oldukça gerçekçi bir şekilde ele almasını ve seriyi bu şekilde bitirmesini de, oldukça beğendim. Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, kitabın- serinin genelini de severek okudum. Bu nedenle de, 12 yaş üstü için zevkle okunabilecek güzel bir kitaptı diyor, keyifli okumalar diliyorum herkese.
Kitaplarla kalın.