Heinrich Böll, savaş dönemi ve sonrası Almanya’sını en iyi anlatan yazarlardan biri. Roman, bir tamirci çırağının babasından aldığı mektup ile başlıyor. Eski bir tanıdıklarının kızı olan Hedwig’i istasyonda karşılamak ve onu güvenli bir pansiyona yerleştirmekle yükümlü kahramanımızın bir günde yaşadıklarını okuyoruz. Hedwig’i görür görmez ondan çok etkilenen genç adamın hayatında sanki yeni bir pencere açılıyor aynı zamanda da onunla karşılaştığı andan itibaren şimdiki zaman ile geçmişteki anılar birbirine karışıyor.
Geçim derdi, ayakta kalma mücadelesi, fiziken dinse de savaşı görmüş birinin ruhen dindiremediği açlık duygusu, yıkım, çaresizlik, acı gibi temalara değinen yazar, karakterin iç dünyasına dalmamızı ve onun psikolojisini hissetmemizi sağlıyor. Kısacık ama derin bir roman. Herkese tavsiye ederim.