Pamuk ve Kepçük... Gökçen ve Murathan... Asker çocuğu olmanın gururu ve kaybetme korkusu ile büyüyen iki küçük çocuk. Aynı acının kalplerini dağladığı ve eksikliğini hissettikleri babalarının kayıpları ile birbirinden ayrı hayatlara savrulan yaşamlarında iki yetişkin olarak yeniden birbirlerini buldular. Birlikte birçok zorluğa göğüs gerdiler, umutsuzluğa düşselerde birlikte çıktılar dipsiz kör kuyulardan aydınlığa. Paylaştıkları bir geçmişleri var nihayetinde, çocuksu masumiyetleri ile kurulan hayaller. Üstelik bu masalda yalnız değillerdi, Murathan'ın Barut timi, Gökçen'in arkadaş çevresi de onlarla birlikte bu masala eşlik ettiler. Sanki elimize doğmuş da gözlerinizin önünde hızlıca büyümüş gibi...
Bülbül Kapanı'nın birinci cildini okuduğum için beni nelerin beklediğini az çok biliyordum ama yine de mutlulukla ve kalbime çöreklenen duygusallıkla okudum. Gerçek hayatta tanışsam asla anlaşamayacağım huysuz ve nazlı Gökçen, timine kök söktürse de sevdiği kadına karşı her zaman naif ve anlayışlı olan Murathan. Onlar mutluluğu çoktan hak etti. Ne zaman yirmi beş kuruş görsem aklıma artık serinin afacanı Metehan gelecek Suskunluğunda derin anlamlar gizli Tönge, tavlama taktikleri ile Barbo (mezhep şakası tarihe geçti), kaçsa da kovalamaktan vazgeçmeyen Sülo, hiç olmayacak kıza âşık olan Zülküf'ün pişmiş tavuğun başına gelmeyen eziyet dolu halleri, Hasan'ın evladı ve kız kardeşiyle sınandığı zamanlar, Alican'ın solmasın diye özenle bakılan naif bir çiçekmişçesine sabırla sevdiği halleri... Her biri ilmek ilmek işlendi, Loresima'nın kaleminde can buldu. Çok duygusal bir yolculuk oldu Gökçen, aynı zamanda sancılı ve mutluluk dolu. Hayatımızdan iyi ki Gökçen kız geçti, kendi masalının kahramanı, mutsuz sonları yeniden yazan ve kendi mutlu masalına inanan Gökçen. Canıgönülden tavsiyemdir.