İnsanlar, eşyalar, dünya sürekli olarak değişkenlik gösteren bir döngü hâlinde. Hâl böyle olunca da ne bıraktığımız bir eşyayı ne de insanları hatırladığımız veyahutta bıraktığımız hâliyle bulmamız neredeyse imkânsız. Bir katil, hapishaneden çıktığında da alışık olduğu eski düzeni bulamaz, afallar. Kitabımızın karakteri bir katil, hapishaneden yeni çıkıyor. Ne yapması, nereye gitmesi gerektiği konusunda hızlıca karar veriyor; çocukluğunun geçtiği, bir zamanlar ailesiyle yaşadığı eve gitmek. Çocukluğunun geçtiği eve gittiğinde evde yaşayan yabancı insanları görmek şaşırtıcı olmasa gerek çünkü hiçbir şey bıraktığı gibi değil. Üstelik ev sakinleri de birbirinden farklı, şahsına münhasır kişilikler. Kendisine yeni sahte bir kimlik, bir isim yaratıyor; Felix Mordaunt. Onu evin gelini Helen karşılıyor. Evin diğer sakinleri; Brahma Teorisi'ni öne süren Profesör Adam Gobley'in hasta eşi Ursula, aynı ismi taşıyan oğlu ve biyografi yazmak üzere görevlendirilen William Jarbey.
Özgürlüğe yeni kavuşan bir adamın zihninde karışık düşüncelerle yeni arayışlar ve geçmişin aşina gelen eşyalarıyla hatıraları birbirine karışırken hayatına yeni dahil olan aile fertleri hayatına yeni soluk getiriyor. Yüzleşmeyle başlayan kimlik arayışı hayatındaki çatlakları doldurmaya başlıyor. John Banville'in kaleminden daha öncesinde iki eser okumuştum. Kendine has bir mizacı ve edebi doyurucu yönü var. Yine kurgusunda sürükleyen ve bir o kadar da düşünmeye ve sorgulamaya iten bir metin sundu Tekillikler ile. Derinlikli okumaları sevenlere tavsiyemdir.