Puan vermedi·198 syf.··
2025 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 15:02
Kitapları birer meyveye benzetirim bazen. Bazısını okurken dişiniz kamaşır ama tat öyle güzeldir ki devam edersiniz yemeğe, bazısı şekeriyle mest edip keser sizi,bazısı hararetinizi geçirir. Şule Gürbüz'ün kitaplarında ilk tadılan egzotik meyveler gibi her ısırışta başka şaşkınlık oluşuyor damağınızda ya da dimağınızda... Yeniden yıkılıp yeniden yaratılıyor gibi kurduğu evren. Her kitap hakkında üç beş cümle muhakkak edilir ama karlı bir kış günü başladığım bu kitabı bitireli çok olsa da anca şimdiye yazabiliyorum. Anladıklarım anlayamadıklarımın belki küçük bir nüvesi o da. Dört bölümden oluşan bir kitap, bölümler anlattıkları itibariyle bağımsız olsa da birbirlerine üslup ve dil yönüyle çok kuvvetli bağlılar. Şule Gürbüz,bu kitabıyla da hayata dair hiçbir eminlikle rahatlayamayan ruhlara "senin bildiğin için utandıkların onların oltasıymış."diyor. Hayatı, inancı, dünyayı ve onun düzenini sorgulamaya ve bulduklarının karşısına geçip düşünüp "Öyle miymiş?" Demeye itiyor.Diline ve kinaye mesafesine alıskın olmayan birine ise kendi içine kapanan bu kitap pek de bir şey söylemiyor. Bu kitaba dair ne yazacaksam sanki yazar kenardan muzip gülümsemesiyle "öyle miymiş?"diyecek gibi geliyor... Derinliğine düştüğüm birkaç cümle örneği versem belki kitabın içeriğine dair daha güzel bir veri elde edebilirsiniz: Tövbe,aynı katmandan sıyrılmak için yeniden düşünmek demekmiş. Sabah bir uyanma değil doğrulmadır,yeni değil devamlıdır, taze değil hep önceki günlerden kalmadır. Her ölümden bir keder duymayanın ve bir yanı sallanmayanın tek kişilik kederleri yüzünden keder dünyada kimsenin olmayan, adina vakıf kurulmuş,kimin kurduğu da belirsiz bir kültür mirasıdır, üzülmek bir kültür işidir... Ömür bir rüya-yı sadıkadır, yani görüldüğü gibi çıkan bir korkulu rüyadır. Aklını bırakıp gitmeden yol bulunmuyor. Belli bir gözyaşı var dökülecek o da hazır,ne sular,ne yeşertir ama çaresizliği sulamaya daha doğrusu öldürmemeye yeter. Her şey ölür, bir çaresizlik sağ. Herkes gibi ezber ettiğini anladım ve inandım zannettiğin, bir bilinen başkasından az evvel söylediğin an bilenler arasına katıldın. "Kendini bilen,rabbini bilir."demişler, tam da buna sebep insan rabbini de kendi gibi biliyor. İnsanın elindeki en büyük güç sermaye sahibine, mal satana,elindekini tercihe şayan gösterene,bunsuz eksik ve cılızsın diyene "yok istemem,ihtiyacım yok" demektir. İste o vakit en lüks ve edinilmek için çırpınılan şeyler pula döner sen müstağni durursun. Dünya da ekonomi gibi arsızlık üstüne ve buna sebep dönüyor. Acının seçmediği ve yüceltmediği insan, yüksek acının konmadığı bu dikenli hurma ağacı,herkes kadar gören bu göz ve mi bemol diminue'yi ayırt ile seçkin olduğunu zanneden bu zavallı kulak neyi duyup neye eğilecek? Dünya eksiklikler üzerine mi dönüyor, akıl eksikliği, ahlâk eksikliği,hormon eksikliği... "insan olmak" zaten insan sözü imiş, tanrı bundan bahsetmemiş,kul demiş.İnsan,ruy-i zeminde insan olmaya kalkmış,kendine de bu adı yine kendi takmış. Dünya, bilimden en az on milyar yıl daha yaşlı ama onun sözüne de pek meraklıymış. .... Öyle miymiş?
Öyle miymiş?Şule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20162,048 okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.