Arka kapak yazısı yok, tanıtım bülteni kitap içinden alıntı, neden? Yazabilselerdi olurdu diye kestirip atacağım. 18 yaşında Kambur’u yayımlıyorsun. Öyle böyle bir kitap değil Kambur. Sonra yirmi yıl eser yok, o yazmadı da başkası mı yazdı? Bu sorunun cevabı yok, soruyu unutun, sorulmayan sorunun yanıtı ise öyle miymiş kitabının içinde… Kambur’u 18 yaşında nasıl yazdı? Elbette ilk kitabını nasıl yazdığını son kitabında anlatmıyor, “Hayır Demeden İtiraz” bölümünde anlatıcının yazarın kendisi olduğunu düşünerek çocukluğundan, gençliğinden söz ederken algılıyorum genç yaşta nasıl kitap yazabildiğini… Evet anlatıcının yazar olduğunu düşünerek dedim lakin burada belirsizlik hakim, kitabın türü hakkında bile tartışmalar varken, bu belirsizlik çok doğal oluyor. Ben yazarın kendisi üzerinden, insanlığı, yaradılışı, inançları, dünyayı, ahireti daha bilemediğim bir sürü şeyi sorguladığını düşünüyorum. Dört bölümden oluşan kitapta uzun uzun monologlar var sanki… Böyle sanki gibi kelimeler kullanarak kesin olmayan ifadeler kullanmamı yadırgamayın, bu öyle yenilip yutulacak bir kitap değil. Gerçekten çok zor. Kitabı bitirince bir hafifleme hissettim, anlamakta güçlük çekmemin neticesiymiş nefes darlığı çektiğim anlar, kitabı bitirince böyle olduğunun farkına vardım. Bir ara internette araştırma yaptım nefes darlığı üzerine, hiç aklıma kitaptan kaynaklanacağı gelmemişti. Kötü bir kitap demiyorum sakın ha yanlış anlamayın, her cümlesi üzerine çok kafa yorulmalı, ben başından sonuna kadar okudum, düşündüm elbette bazı satırlar üzerine, derinlemesine inmek; felsefe, tasavvuf başta olmak üzere fizik, kimya vb’nin yanı sıra çok iyi bir okur olmak gerektirir. O ben değilim ne yazık ki. Ezoterik bir şey galiba, öyle miymiş.
Sözcükler öyle bir akıyor ki , büyük bir senfonide sözcükler