Bin gemi değil ismi Bin karakter olmalıydı!!!!
Troya savaşı ardından her iki tarafta da kalan kadınların hikayesini okuyoruz ama zaman atlamaları ve geçişler başımı döndürdü olumsuz anlamda.
Epik Şiirin esin perisi Kalliope 'nin banane şiir falan yazmak istemiyorum tripleri ile başlıyor kitap.
Kısacık bir bölüm şimdi asıl hikaye başlayacak diye şevkle devam ettim.
Ve ikinci bölümde KREUSA adında bir soylu Troyalı kadının gözünden savaşın tahribatinı okurken biraz daha olaylara dahil hissettim. Troya - Grek savaşı Savaşın nedenini filmlerden de izledik ama kitap bize tanrılar arasında geçen bölümlerde aslında dünyadaki insan çoğunluğunun Toprak Ana Gaia tarafından taşımakta zorlandığını ve bir savaşın gerekliliğini de anlatıyor. Ama bu bölümleri o kadar kopuk ve kesit kesit veriyor ki eğer tam konsantre ve kısa zamanda okumasaydım muhtemelen kitabı yarım bırakırdım.
O dönemler tanrılara sunulan adaklar çok mühim mevzu ve Greklerin tahta atını da Tanrılara sunulan bir adak sanıyorlar. Grek bir savaşcı kralı buna ikna edebiliyor ve atı içeri alıyorlar Truvalılar ve buna karşı gelen sadece kralın eşi Hekabe ve rahip Laokoon. Hakebe'nin atı istememe ve şüphelenme savunması zekiceydi ve o an karar verdim Hekabe 'nin hikayesini takip için bile devam edebilirim. Tutunacak dal arıyorum çünkü kitap 12 farklı bakış açısı ile anlatılıyor. Hiç bir karakter derinleşmiyor.
Kadınların hikayesi olacaktı ama Paris'in de geçmişini öğreniyoruz ; Akillius'un da!
Yazar mitolojiye hakim belli ama okuyucu bu kadarını almaya hazırlıklı mı bilemiyorum, ben güzel sanatlar mezunuyum mitoloji dersi aldığım halde bu kopukluklar beni çok rahatsız etti.
Odisseus'un karısı Penelope'nin mektulparını okumak işkence oldu.
Hera , Athena ve Afrodit'in Altın elma için Paris'e sundukları vaadler kısmı 17.bölüm derli toplu ve iyi yazılmıştı.
Odiseus'un Hekabe'ye haklı intikamı için İthaka kralı ile çadırda buluşturma anları ve Hakebe'nin soğuk katliamı iyi yazılmıştı.
Toparlarsam savaş her anlamda kayıplara neden oluyor, kazananı yok ve bu kez kadınların dünyasından anlatılmaya çalışılmış ama maalesef asla derinliği yok.
Kitapları sevmeye meyilliyim ama mitolojik kitap okumak için M.Miller tercihim olur !