GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR-ANTHONY DOERR,576 sayfa
~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Pulitzer ödüllü ,45 dilde 15 milyon okuyucuya ulaşan kitapta yazar dünyayı kasıp kavuran İkinci Dünya Savaşı’nı öyle bir anlatmış ki ,tecavüzler,vahşet,savaş meydanı,bombalar,Naziler olmadan da nasıl bir savaş anlatılır gözler önüne sermiş.Kitap ilk başta biraz ağır ilerlese de sonradan elden düşmeden okunuyor.Tempo her ne kadar ağır olsa da ben elimden bırakamadan okudum.Temponun ağır oluşu sizi yanıltmasın,her sayfada yaşananlar gözünüzün önünden film şeridi gibi geçiyor.Yazarın kalemi çok güzel ve sizi alıp götürüyor, savaşın acımasız yüzünde yaşananlarla,ailelerin darmadağın oluşuyla,savaşın vahşi yüzüyle yüzleştiriyor….
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Kitap birbirinden çok uzakta iki çocuğun hayatı ve savaşın onların yollarını nasıl kesiştirdiğini anlatırken,çok ilginç bir konuyu da ele alıyor.Efsanelerle anlatılan,eline geçen herkese uğursuzluk getiren “Alevler Denizi” denilen muhteşem elmas….
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Birbirinden uzakta iki çocuk,İkinci Dünya Savaşı yılları…Savaş tüm acımasızlığı ile sürüyor evler,yaşamlar bombalanıyor,herkes birbirinden çok uzak köşelere savruluyor.Almanya Fransa ve Rusya içlerine kadar giriyor…
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Fransa…Paris ;Marie-Laure LeBlanc babasının biricik kızı. Altı yaşına geldiğinde bir göz rahatsızlığı nedeniyle gözleri tamamen kör olunca babası ona yaşadıkları mahallenin mükemmel bir minyatürünü yapar.Sokağa çıktığında rahatça gezsin,yolunu bulsun diye.Parmakları ile minyatür üzerinde her yeri ezberler.Babası bir müzede kilit ustası olan Marie-Laure ,on iki yaşına geldiğinde savaşın o korkunç yüzüyle tanışır.Babası ile beraber 20 yıldır dışarıya adım atmamış olan büyük amcalarının Fransa’da bir sahil kasabası olan Saint-Malo’daki evine gitmek zorunda kalırlar.Yanlarında da müzeye ait içi sırlarla dolu bir taş da vardır.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Almanya’da bir maden kasabasında kız kardeşiyle beraber bir yetimhanede büyüyen Werner’in önünde tek bir yol vardır kendisi gibi on beş yaşına gelen her erkeğin babasının öldüğü madende çalışması…Werner ışık kadar beyaz olan saçları ve üstün yeteneği ile özel bir çocuktur.Bir gün tesadüfen bulduğu bir radyoyu tamir edip çalıştırması ile hayatı değişir.Her elektronik eşyayı kısa sürede tamir etmesi ile bir subayın dikkatini çeker ve özel bir okula gider.Bu özel okulda dahi olmasının bedelini çok ağır ödeyip kendini savaşın ortasında bulur.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~,
Savaş tüm acımasızlığı,yokluklarıyla Marie-Laure ile Werner’in kaderlerini Saint-Malo kasabasında kesiştirirken peşlerinde biri daha vardır…Başçavuş Von Rumpell . Kendisi bir kanser hastası ve köşe bucak, diyar diyar dolanıp “Alevler Denizi” dediğimiz elması arıyor.Müze müdürü müzedeki değerli eşyaların savaşta zarar görmemesi için saklanmasını sağlarken meşhur elmasın da üç adet taklidini yapıp gerçek elmasla beraber üç kişiye bunları verir.Gerçek elmas kimde hiç kimse bilmemektedir…
Başçavuş Rumpell iki kişideki elmasları ele geçirmiştir ama sahte olduğunu anlamıştır,şimdi sıra Marie-Laure’nin babasındadır…
* Gözlerinizi açın ve sonsuza kadar kapanmadan önce ne kadar çok şey görebilirseniz görün.*
*Kamyon şehrin içine doğru gürültüyle ilerlerken onlar saklandılar. Yüzlerini gizlediler, ailelerini gizlediler; ölülerin ayaklarından çıkarılmış ayakkabılarla dolup taşan dükkanlarını da!*
Savaşın yıkımını ne kadar acı anlatıyor değil mi?