·88 syf.····Okunma: 18 Nisan 2025 19:23 Hunsâ
Öncelikle kitaba ismini veren bu kelimenin ne anlama geldiğini söylemek istiyorum incelememe başlamadan önce,
Hunsâ "hemofradit" olan çift cinsiyetli canli demekmiş..
Bu Kitap beni hem duygusal hem de düşünsel anlamda epey sarsan, sıra dışı bir roman oldu. İlk başta Hümâ’nın babasıyla olan ilişkisinde, ikili arasındaki hassas bağ ile basliyor; bir çocuğun babasının gölgesinde büyürken hissetmek istediği sevgi, kırılganlık, ve arayış dolu duygular, okura etkili bir şekilde aktarılıyor.
Sonra Tuğrul’la yaşadığı bağ ise klasik bir aşk hikayesi izlenimi versede aslında, bir taraftan bir şeylerin farklı olduğunu hissediyorsunuz, taki ikinci bölüme geçtiğimde hikaye bambaşka bir boyuta evriliyor, farklı bir kapıdan giriyorsunuz hikayeye sanki.
Kitap ilerledikce fark ediyoruz ki, Huma ve Tugrul arasindaki gizlenen ve yavas yavas ortaya cikan sirlarla biz okurlari da hem cok sasirtiyor hemde dusunmeye sevk ediyor..
İkinci bölüm sonrası fena dağılmama neden oldu, satır aralarında kayboldum, karakterlerin ruhuna dokunmak istediğim bir etki oldu.
Öyle bir yaşama şahit oluyorsunuz ki bu hikayede,
Kimin canı daha çok yandı?
Kimin açısından degerlendirmek lazım?
Suçlu kim? Kim hakli?
Bu sorularla okuyorsunuz kitabi..
Roman boyunca en çok hissettiğim şey; yalnızlık. Ve anlaşılma arzusuydu...
Şale Köse, bunu öyle sade ve derin bir dille anlatmış ki zaman zaman durup düşündüm: "Acaba biz, başkalarının görünmek istediği kimliği mi görüyoruz, yoksa gerçek hâlini mi?"
Hunsâ, herkese göre kolay bir okuma olmayabilir. Ama farklı bakış açılarına açık olan, hayatın sadece siyah ve beyazdan ibaret olmadığını düşünen her okur için çok kıymetli bir kitap Kesinlikle.
Benim için bu kitap, bir kimlik arayışından çok daha fazlasıydı. Bir iç sesin, sessiz ama derinden gelen çığlığıydı belkide...