Okurlar bu kitapta 3'e bölünür:
a: Aşağılık Cemile!!
b: Ah Cemile, ne zor çektiğin.
c: Aferin Cemile, işte böyle kalbinin sesini dinle...
--------------------------------------------------------------------------------
Kitap 3 kişiye odaklanıyor fakat 4 önemli karakter var.
1. Kocası 2.Dünya Savaşına katılmış, zengin ve soylu bir ailenin güzeller güzeli, asi bir gelini: Cemile .
2. Cepheye erzak taşıyan eski bir savaş gazisi ve müthiş sesinden okuduğu yanık türküleriyle tanıdığımız içine kapanık ve sessiz karakteriyle: Danyar.
3. Hikayeyi kendi gözünden dinlediğimiz on beş yaşından küçük Seyit.
Her ne kadar bu üçünde hikaye yoğunlaşmış olsa da başka önemli bir karakter de:
4. Seyit'in ağabeyi ve Cemilenin Kocası, hikayede harcanmış karakter: Sadık.
Acaba bu 4'üne sorsak Cemile'yi, üstteki 3 şıktan hangisini seçerlerdi? (Bence: 1:abc 2:c 3:ab 4:a)
----Bundan sonrası: Spoiler alert----
Hikaye basitçe:
Cemile kayınbiraderi Seyit ile cepheye erzak taşıyarak günlerini geçiriyordur. Bir gün aynı onlar gibi erzak taşıyan Danyar ile karşılaşırlar ve yollarına birlikte devam ederler, başta Danyar'dan pek hoşlanmasa da Cemile, hikaye boyunca yavaş yavaş aşık ona olur ve en sonunda birlikte kaçarlar. (Geri planda olan ve toplum fikrini yansıtan karakterleri es geçiyorum.) Bu hikayede Seyit, Cemile'ye büyük bir saygı beslediğinden her zaman mutluluğunu düşünür hatta bu ikili arasında yaşananları fark edebilse de ses etmez çünkü önemli olan Cemile'nin mutluluğudur, hatta onların yanındayken resimlerini dahi çizer. Ancak sonradan aslında Cemile'ye aşık olduğunu anlar ve kendisini terk ettiği için ona nefret-aşk benzeri hisler besler resimlerinde ona yer bulur.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Arka planda toplum sesi olarak yer bulan Cemile'nin kocasına yazık edilmiş. Ben onu da en azından nefret edebileceğimiz veya acıyabileceğimiz kadar tanımak isterdim, fakat kitapta aldatmayı meşrulaştırmak için bir paragrafta "Zaten beni hiç sevmedi" kadar zayıf bir şekilde bahsedilmekten başka hiç iç dünyasına inilmemiş.
Burada en çok hayran olduğum karakter, karısına hiç ilgi göstermemiş sarhoş karakter Sadık değil(Burada aldatılmayı hakkettiği sonucu çıkmasın, kitapta tanıtılmadığı için, ona ne büyük bir acıma ne de büyük bir nefret beslemek yanlış olur). Cephedeki kocasını tüm toplum baskılarına rağmen aşkına yenik düşüp seyahat arkadaşıyla aldatan Cemile değil. Savaşın acı gerçeklerini bizlere hissettiren içine kapanık bir savaş gazisi olan Danyar değil. Aşkından yanıp tutuşmuş olsa da abisine ya da topluma olan saygısından Cemile'ye hiç açılamamış, aşkını, farkına varmadan içinde bir hayranlığa dönüştürmüş ve sevdiceğinin mutluluğunu her şeyden üstün tutmuş olan Seyittir. O kadar içine gömmüştür ki ancak onu terk ettiğinde, farkına varmadan yansıttığı resimlerde bulabilmiştir aşkını.
Dediğim gibi keşke kitap üç kutupta işlenseydi: Seyit, Danyar ve Sadık. Fakat iki kutupta işlenmiş, iyi de işlenmiş de daha da iyi işlenebilirmiş.