Evet, kitabı bitirdim. "Ben ne okudum böyle?" sorusuyla zihnim adeta büyülenirken; kurgunun kusursuzluğu adeta beynimi patlatıyor. Netflix'te dizisini izlediğiniz ve aynı adlı bir kitap serisi olan "Üç Cisim Problemi"nden bahsediyorum elbette. Bugün serinin ikinci kitabı olan "Karanlık Orman" ile karşınızdayım ve yazar Cixin Liu'nun önünde resmen diz çöküp alkışlıyorum. Bu nasıl bir zihin, bu nasıl muhteşem bir kurgu ve bu nasıl sürükleyici bir yapı böyle! İlk romandan daha fazla hayran kaldığımı söylemeliyim. Serinin ilk romanını #239312764 da incelemiştim, okuyabilirsiniz. Ve incelemenin ardından kitapta yer almayan çok önemli bir detaya
dizide yer verildiğini söylemiştim. Ne diyordum orada?
"Dizimizde mezarlık sahnesinde, Je Wenjie ve Saul'un bir diyaloğu var. Bu sohbette Ye Wenjie, Saul'a Tanrı ve Einstein hakkında bir mit anlatıyor. İşte burada, Tanrı ve Enstein aslında sadece bir metafor! Ve tüm seri için kritik bir mit! Bunu kafanızda tamamen çözdüğünüzde, dizi ve kitaptan aldığınız zevkin maksimuma ulaştığını göreceksiniz. Özetle "Never Play With The God!". Yani "Asla Tanrı'yla Birlikte Çalma/ Asla Tanrı'yla Oynama!" anlamlarına geliyor. Burada dediğim gibi Tanrı da Einstein da bir metafor! Özetle evrende insanlardan çok daha gelişmiş ve üst düzey tehlikeye sahip yaşam formları bulunmakta. Biz sesimizi çıkarıp onlarla iletişime geçmek istersek, insanlığı çok tehlikeli koşullara sokabiliriz."
İşte dizideki bu önerme, bugün incelediğim "Karanlık Orman"da kendini net bir şekilde belli ediyor. Yazarımız Cixin Liu, bana kalırsa serinin ikinci romanının ana fikrini sayfa 566'da tamamen okura aktarıyor. Bu çok dokulu bilimkurgu romanında zekice düşünüyor ve astronomide yaygın olan Ferri Paradoksu'nu baz alıyor Liu. İçinde bulunduğumuz evren, karanlık bir ormanı temsil ediyor. Burada her medeniyet varlığını tehdit eden bir durumla karşılaşmadıkça hayalet gibi, varlıkları tehdit edildiğindeyse bir avcı gibi dolanmakta... Yeni bir hayat dikkatini çektiğinde, medeniyetler bu hayatı sonlandırmalı ve tehdidi kaldırmalıdır. İnsan denen varlıksa, bu karanlık ormanda tüm bilgisizliğiyle ve diğer medeniyetlere göre aklının sınırlı kapasitesiyle bir ateş yakmakta, tüm medeniyetleri varlığından haberdar etmektedir. Ormandaki hayalet medeniyetlerse doğal olarak bu durumu bir tehlike olarak görmekte ve Dünya'ya, insanlığa doğru yönelmektedir. Bu sebeple ikinci romanda Üç Cisimlilerin Güneş Sistemi'ne olan yolculuğu ve insanların sınırlı kapasiteyle onlara engel olamamasını okuyoruz. Hatta yazar bu önermesini daha ileri götürmekte ve kaçınılmazı "Eğer seni yok edeceksem, bu seni ne ilgilendirir?" paradoksuyla vurgular.
Cixin Liu, romanında yine çok çeşitli bir yelpazeden yararlanıyor. Fizik, fiziğin her alt dalı, kuantum, yıldız bilimi ve astronomi, kozmik sosyoloji gibi pek çok ciddi kavrama kurgusunda yer veren yazarımız; bunu edebi üslubuyla birlikte okurun önüne sunuyor. Yer yer siyasi bilimler ve sosyoloji biliminden de yararlanıyor. Yani okurları sulu, leziz ve büyük boy bir biftek; özetle bir lezzet şöleni bekliyor. İnsanın röntgenini yine çok iyi çekiyor. Bencilliğin, cahilliğin, kayıtsızlığın ve kibrin insanlığın sonunu nasıl getirebileceğini çarpıcı detaylarla anlatıyor. Şunu da belirtmeliyim ki daha yukarıda bahsettiğim kavramlarla ilgili pek çok bilmediğim terim oldu ve dur-kalk şeklinde bi okumam oldu. Araştırmalar yaparak okudum. Yani serinin ikinci romanını okuyacaklara, araştırma yaparak okumasını tavsiye ederim; romanın lezzeti adeta çifte kavrulmuş oluyor. İkinci kitap, beğeni anlamında ilk eserin de önüne geçiyor bence ve sürükleyiciliği de arttırıyor. Cixin Liu yine yalın bir üslup benimsiyor.
Bir diğer anekdot olarak, Netflix'in dizi yapımı için ikinci ve üçüncü kitaba onay verdiği de açıklandı. Yani kitapların kendi adıyla ikinci ve üçüncü sezonlar da ilerleyen yıllarda dijital platformdaki yerini alacak. Ancak okuduğum ikinci roman itibariyle bu duruma pek ihtimal veremiyorum. Çünkü hali hazırda ikinci eserde anlatılanlar ciddi bir prodüksiyon, emek ve maddiyat gerektiriyor. İhtiyaç olunan teknoloji de cabası! Bu yüzden bir kısır döngüye bağlarken buluyorum kendimi.. He tabii umarım ben yanılırım ve umarım dizinin ikinci sezonu, ikinci romanın hakkını verir umarım... Maalesef bu prodüksiyon ve maddiyat sağlanmazsa, dediğim gibi olacağı görüşündeyim.
Güneş Sistemi'ne doğru yerleşen ve tam 400 yıl sonra Dünya'yı işgal etmeye hazırlanan Üç Cisimliler... Bu gelişmiş uygarlık, gezegene yolladıkları sophonlar yoluyla dünyadaki teknolojik gelişmeleri yavaşlatmakta ve insan ırkı hakkında bilgiler toplamaktadır. Amaçlarını gezegeni ele geçirmek ve tüm insanlığı yok etmek olarak açıklarlar; çünkü insan denen canlıyı karışık bulmaktadırlar. İnsanların düşüncelerini, hileyi, aldatmacayı anlayamazlar. Bu uygarlık, Dünya'da bulunan Üç Cisim Örgütü ile iletişim kurmaktadır. İnsanlık da 400 yıl sonrası için kaçış senaryoları üzerine farklı yollar arar. Birleşmiş Milletler ise, Kaçış'ı oy birliğiyle iptal eder ve suç olarak görür. Bunun yanında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, alanında uzman biliiminsanlarının katılımıyla toplanır. Daha fazla sophonun Dünya'ya geleceğinin kanıtını bulan üyeler, artık dünyanın tamamen şeffaflaştığını düşünür. Böylelikle "Wallfacer (Duvarabakan) Projesi" geliştirilir. Bu projede temel olan, sophonların işleyememesi için düşünceleri dış dünyayla paylaşmamaktır. Yasalara da geçecek bu programa göre Duvarabakanlar adlı özel bir grup kurulacak ve bu gruptaki kişiler, Üç Cisimlilere karşı kendi beyinlerinde savunma stratejileri oluşturacaklardır. Ruhlarını dış dünyaya ve tüm evrene kapatacaklar, iletişim kurabilecekleri kimse olmayacak. Bu proje için dört Duvarabakan adayı seçilir: Frederick Tyler, Manuel Rey Diaz, Bill Hines ve Luo Ji.
Bu hamleyle sarsılan Üç Cisimliler, kendilerini tehdit eden bu harekete karşılık "Wallbreaker (Duvarıyıkan) Projesi"ni uygulamaya koyar. Her Duvarabakana karşılık, bir Duvarıyıkan atanır ve onların hareketlerini açığa çıkarmak hedeflenir. Duvarıbakanlar arasında en tedirgin oldukları ise, hala projede olma amacını keşfedememiş Luo Ji'dir. Çin de kendi önlemlerini almak ister, Güvenlik Konseyleri Üç Cisimliler için harekete geçmek ister. Çinlilerin düşmanı yenebilecek umudu vardır, ancak teknolojik gelişmelerin yavaşlamasından ve sophonların etkisiyle asla ileri düzeyde teknolojik gelişme yaşanamayacak olmasından yakınırlar.
Aradan beş yıl geçer. Üç Cisimliler Güneş Sistemi'ne hızla ilerlemeye devam ederken, Duvarabakanlar da kendi teorilerini geliştirmek için çalışmaktadır. Luo Ji ise adeta sırra kadem basmıştır ve teorisi merak edilmektedir. Duvarıyıkanlar da ortaya çıkmaya başlar. İlki Tyler'a gelir ve onun tüm stratejisini açığa çıkararak bozar. Üç Cisimlilerin asıl hedefi, asıl öldürmek istedikleriyse Luo Ji'dir. Bu sırada Çinliler de uzay teknolojisi alanında çalışmaktadır. Bu çalışmalar onları bir uzay asansörü teorisine ve "Yüksek Sınır" adlı bir uzay mekiğine götürür. Ancak sonuçları, resmen bir insanlık suçudur. Bill Hines, insan zekasını yükseltmeye kendini adar. "Düşünce Mührü" kavramı ortaya atılır. Ancak yavaş teknolojik ilerlemeler ve sophonların varlığıyla pek başarıya ulaşamaz. Luo Ji ise, artık düşünceleriyle boğuşmaya ve bir Duvarabakan hassasiyetinde davranmaya başlamıştır. Dokuz yıl önce Ye Wenjie ile karşılaşmaları aklına gelir. Kozmik sosyoloji alanını hatırlar. Zihninde tüm uzay medeniyetlerinin olduğu gibi, Üç Cisimlilerin de medeniyet resmini ortaya çıkarmak ister. Güneş Sistemi'nden uzak gezegenlere ve yıldızlara karşı kendi deyimiyle bir "büyü" hazırlamak ister. Bu büyü, kozmik bir güneş yaratarak mümkün olabilecektir. Etkileriyse yüz yıl sonra görülebilecektir. Bunun üzerine Sanal Üç Cisim Dünyasında Luo Ji'nin ölüm emri verilir. Genetik bir virüs salınıp Luo Ji'yi bulduğunda, Luo Ji acil bir şekilde hibernasyona alınıp uyutulur. Krizin yirminci yışında Üç Cisimliler Güneş Sistemi'ne yaklaşırken, Rey Diaz hidrojen bombalarıyla Merkür'de testler yapmak ister. Ancak bu testler beklediği başarıya ulaşamaz. Bu esnafa Rey Diaz, kendi Duvarıyıkanı ile karşılaşır ve tüm stratejisinin çözüldüğünü görür. Rey Diaz, böylelikle hidrojen bombalarıyla bir terörist blöfü oynar ve Duvarabakan'lıktan çıkarak Ülkesine dönme şansı yakalar. Ülkesinde hoş karşılanmaz ve büyük bir taş saldırısına uğrar.
Krizin 205. yılında Üç Cisimliler, Güneş Sistemi için bir hayli yol kat etmiştir. Luo Ji, 185 yıllık hibernasyonundan uyanır. İnsanlığın güçlendiğini, iki bin gemilik hızlı bir uzay kolonisinin kurulduğunu, Üç Cisimliler'in ise kolonilerinde yavaşlama olduğunu öğrenir. Büyük Çatlak sonrası tüm sosyolojik yaşam değişmiş ve şehirler yer altına kurulmaya başlanmıştır. Bütün ülkelerin siyasi gücü sınırlandırılmış, artık en büyük siyasi güç uzay filosudur. Artık Duvarabakan Projesi saçmalık olarak görülmektedir. Dünya Üç Cisim Örgütü ise feshedilmiştir. Buna rağmen Bill Hines'ın Duvarıyıkanı şaşırtıcı bir isim olarak ortaya çıkar. Luo Ji'ye yapılan suikast girişimleri de devam etmektedir,Üç Cisimliler ürettikleri Katil 5.2 adlı virüs ile suikast için her yolu denerler. Bu arada Üç Cisimlilerin uzay mekiği, Güneş Sistemi yakınlarında yavaşlar, içi boştur. Bu durum, Üç Cisimlilerden Dünya'ya bir barış göstergesi olarak değerlendirilir ve "Damlacık" denen mekik incelemeye alınır. Bu inceleme esnasında keşif ekibi, uzay gemilerine kadar buharlaşarak hayatlarını kaybeder. Üç Cisimliler, uzay filosuna bu başlangıçla bir saldırı düzenler. Damlacık, dakikalar içinde filonun ilk üç sırasındaki binlerce gemiyi tarumar eder ve patlatır. İnsanlığın tüm uzay kuvveti, sadece bir Üç Cisim mekiği ile yok edilebilmişti ve Üç Cisimlilerin dokuz mekiği daha Güneş Sistemi'ne yaklaşıyordu. Uzay filosundan kalanlarla ve Çin Güvenlik Konseyi katılımıyla insanlık için yeni bir Dünya hedefi olan "Yıldızlararası Uzay Gemisi Dünya" sistemi oluşturulur ve Çinliler, kalan beş uzay gemisinin iki bin yıllık uçuşunu öngörür. Bu girişim de pek umut vaat etmez. Yer altı ve yeryüzündeki yerleşimlerde kaos başlar. Damlacık adlı uzay mekiği, Dünya'ya varmak üzeredir. Luo ji, bu mekiği in kendisini öldürmek için Dünya'ya geldiğini düşünür. Ancak mekik, Güneş'i mühürler ve insanlığın evrene mesaj göndermesini engeller. Çünkü insanlık, anten olarak Güneş'i kullanamayacaktır. Kaos tüm. Hızıyla devam ederken Duvarabakan Projesi tekrar canlandırılır ve tek Duvarabakan Luo Ji olarak seçilir. Luo Ji'nin geçmişte yaptığı büyü stratejisinin işe yaradığı anlaşılır. Zamanla Güneşin mühürlenmesi ona engeller çıkarır ve Duvarabakan olarak bir strateji geliştiremez. Tüm toplum tarafından dışlanır ve dolandırıcı olarak görülür; lakin Luo Ji'nin umutlar bittiğinde bile açacak son bir kartı vardır.