Kitap devrimci Ernest ve karısı Avis’in oligarşiye baş kaldırşını anlatan siyasi bir devrim kitabı.
Ernest: devrimcidir ve işçi sınıfına mensuptur. Ernest babasını bir fabrika makinesine kapılmasından dolayı kaybetmiş bu da onda derin yaralara sebep olmuştur. ( Ernest’i devrime ve başkaldırıya yönlendiren temel durumun babasının bu şekilde ölmesi olduğunu düşünüyorum.)
Avis Everhard: Ernest’in eşidir. Kitabı yazan anlatan kişidir. Avis, zengin bir sınıfa mensuptur babası Fizik profesörüdür. Kendisi de üniversite mezunu, aydın ve sosyeteye tabi bir genç kızdır.
Babasının evde verdiği yemeklerden birinde Ernest’ i görür ve ondan etkilenir. Zamanla birbirlerine aşık olup evlenirler. Ernest devrimcidir tek derdi işçi sınıfının ezilmekten kurtulması ve asıl haklarını almasıdır bu yüzden çocuk sahibi olmak istemez.
Avis’in babası: Avis’in babası da zamanla Ernest’in etkisi altında kalır ve yazdığı bir kitaptan dolayı üniversitedeki işinten atılır evine ve tüm hisselerine el konulur. Kendisi ve kızı yoksul bir şekilde işçi mahallelerinden birinde yaşamaya başlarlar. Ama Profesör hayatında hiç olmadığı kadar mutlu olur ve işçi sınıfına sosyolojik bir bakış açısıyla yaklaşıp incelemelerde bulunur.
Benim yorumum: kitap, bize sınıf ayrımını anlatmaya çalışır. Üst zengin sınıf ve alt sınıfta olup hayatının çoğunu çalışmak zorunda geçiren işçiler. Kitap bana pek ithaf etmedi ilgi alanıma giren bir kitap değil çünkü çok fazla siyasetin, sosyalizm, oligarşi, kapitalizm, bürokrasi gibi temaların işlendiği bir kitap. Aslında kitapta belli bir kurgu da yok. Sürekli çatışma, kaos, kaçış hakim. Ernest’i anlatan kitapta Ernest’i de pek okuyamıyoruz. Genellikle kitabın anlatıcısı Avis etrafında dönüyor konu. Kitabın sonunda da bitmemişlik var hatta Avis’in cümlesi bile yarım kalıyor. Kitabın başında Avis’ten öğrendiğimiz kadarıyla Ernest ölüyor ama nasıl nerde ölüyor işlenmiyor.
Dediğim gibi ben kitabı pek sevemedim sürüklenemedim. Kitabı sonuna kadar okumamın sebebi Jack London’a olan hayranlığımdı.