Gaddis'in Söve Söve bitiremediği kitaplar içerisine gireceğini/girebileceğini düşünüyorum. Gaddis artık yaşamıyorsa da ben kendimi onun yeryüzündeki elçisi ilan ediyorum. Ve sövgü dolu dizelerimi gönderiyorum. Gönderirim. Nihayetinde ne bir edebiyat eleştirmeniyim ne de bu alanda yetkin bir kişiyim. Bu da bana serbestçe konuşmayı ya da yazmayı teşvik edici olur. Peki niye? Kitabın genel olarak konusuna, anlattığı şeylere bir şey demem doğru olmaz belki ama anlatış biçimine, kullandığı kelimelere, kimi yerlerinde neden anlamadım ama apaçık aktardığı şeyleri bir sayfa sonra sansür varmış gibi anlatmasına diyeceğim şeyler olur.
Kitaplarda kimi zaman çok kullanılmayan, daha çok yeraltı edebiyatına özgü anlatım biçimini gösteren cümlelerle karşılaşıldığında, o kitapla ilgili bir samimiyet, bir yazarın rahatlığı hissi geliyor okurken ama işin tadını da kaçırmamak lazım di mi? Ayak uydurarak söylersem; bokunu çıkarmayın arkadaş! Karakterli konuşturmak başka, anlatıcı olarak yazmak başka. Öyle yazmasan da olur. bırak karakterlerin senin demek istediklerini söylesinler. Onda da bir ölçün olsun be mübarek. Batırma, bozma işte. Ne güzel gidiyor kitap değindiğin şeylerle.
Bu işten anlamadığım nerden belli bir de bakın, tanıtım kısmında kitap ile ilgili "Bir kilometre taşı..."olduğu yazıyor. "Şoke edici" falan da yazıyor ama bu kısım konulara hiç aşina olmayanlar için geçerli sanırım. Bu da doğru gelmiyor bak! Şoke edici diye alıp okuduktan sonra "Ee! bunda ne var ki, sürekli bildiğimiz, gördüğümüz, yaşadığımız şeyler" diyebiliyorsam demek ki şoke ediciliği herkes için değil, muhtemelen tanıtım yazısına yazan şahıs, ilk kez karşılaşıyor böyle şeylerle. Onun dışında keskin dili, mizahi yönleri kitabın acı kısımlarındaki en güzel şeyler. Freud'dan ne istedin peki be adam. Ona ne diye sövüyorsun kitapta. İyi ki bir şeyler dedi ha adam!