Fakat sevmek ayıp mıydı?
7/10
·75 syf.··
2025 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2025 16:45
Fecr-i Ati topluluğunun bir üyesi olan Cemil Süleyman'ın aşka değindiği, bir kadının psikolojisini işleyerek otuzlu yaşlarındaki bir kadınla genç bir erkeğin ilişkisini anlattığı bir roman. Genel olarak beğendim, üstüne düşündüğüm şeyler oldu. Ruhsal tasvirleri ve insanın duygu durumunu anlatan şeyler ilgimi çeker. Siz de bu tür şeyler okuyorsanız önerebilirim. Ancak kitabın bu kısa sayfa sayısına rağmen tekrara düştüğünü söylemeden geçemeyeceğim. Kadın ile erkek dışında bir karakter yok kitapta, birkaç kişinin ismi geçse de bir yeri yok. Olay yalnızca isimsiz olan iki karakterimiz arasında geçiyor ve daha önce kötü deneyimler yaşamış kadının psikolojisi ve kendinden daha küçük olan biriyle olan ilişkisi, ona olan aşkı ile düşünceleri üzerinden gelişiyor. Aynı zamanda dönemin anlayışı ve toplumun kalıplaşmış yargı ve düşünceleri de belirgin kitapta. Dul bir kadının biriyle ilişkisi olamayacağı ve aynı şekilde genç bir adamın kendinden daha büyük dul bir kadınla olamayacağı, kadının kendinden genç birini sevdiğinden dolayı yargılanacak olması, toplumun erkeğe de kadına da baskısı oldukça baskın satır aralarında. Hatta karakterlerimizin arasındaki ilişki bu düşüncelerle şekilleniyor, olaylar bu düşüncelerle gelişiyor diyebiliriz. Ve tabi, sonunu söylemeyeceğim ama kitabın sonu hiç beklemediğim bir şekilde bitti. Bu son kitabın içindeki şu alıntıyı hatırlattı: "İnsanlardan her şey beklenirdi." (Sayfa 37) Gerçekten öyle, değil mi? İnsanlardan her şey beklenir. Bunu diyen kişinin yaptığı şey bunu kanıtladı kitabın sonunda. İnsanlar her şeyi yapar, zamanla asla dediği şeyleri yapacak duruma gelirler, değişirler. "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir." diye boşuna dememiş Herakleitos. Bir de bazı cümleler vardı kitapta, üstüne düşündüğüm, düşünmeye değer bulduğum. "Olmayacak bir şey için insan niçin kendisini üzmeliydi?" (Sayfa 51) Niçin? Olmayacağı için belki de, diye düşündüm üstüne. Ya da, belki de olmayacağını bilmesine rağmen olması için umut ettiğinden üzülüyordu insan. Ama bu da niyesi değil nedeni oldu olmayacak şeylere üzülmenin. Niçin, demiştik. Niçini muamma... Peki ya, aşk? Alıntıda geçtiği üzerine, bir hastalık mıdır? "Aşk, öyle bir hastalıktı ki humma devirleri geçinceye kadar, insan ne yaptığını bilmez; düşündüklerini tamamıyla idrak edemezdi ve işte o, şimdi bu devrede bulunuyordu." (Sayfa 59) Bazen zehir, bazen panzehirdir belki, ama hastalık? Doğru bir ifade midir aşkı tanımlamak için? Ve şunlar geçiyor kitapta: "Bunların hepsi yalan... Aşk, saadet, vefa, insaniyet, vicdan, hepsi..." (Sayfa 60) Tüm bunlar yalan mıdır yoksa bunları yaşayamayan, hayal kırıklığına uğrayan insanların kendini avundurma amaçlı söyledikleri bir bahane midir? Neyse artık... "Bunu tekrar etmek, size burada elemlerimden, ıstıraplarımdan bahsetmek istemem... Çünkü siz kalpsizsiniz, onları hissedemezsiniz." (Sayfa 21) Hak eden herkesin onu anlayacak, elemini de kederini de sevincini de anlatabileceği, onları hissedebilecek birini sevmesi, değer vermesi dileğiyle. Çünkü, "İnsan sevilmekten çok anlaşılmak istiyordu belki de." (George Orwell - 1984)
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,050 okunma
·
543 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu incelemeyi okurken gerçekten etkilendim Kitabın ruhunu o kadar güzel yakalamışsın ki yazdıkların bana kitabı daha derinlemesine düşünme fırsatı verdi Özellikle aşk toplumsal yargılar ve karakterlerin içsel çatışmalarına dair yorumların çok düşündürücü Her kelimenin bir anlam taşıdığı duygusal derinliği olan bir metin olmuş Harika bir bakış açısı sunduğun için tebrik ederim
Cansu
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 🥹