Puan vermedi·160 syf.··
2025 65. kitabı
Bir fırtınaya yakalanmadan önce havanın yavaş yavaş kötüye gittiğini, belki öncesinde günlük güneşlik bir hava varken yavaş yavaş rüzgarın çıkmaya başladığını sonra güneşin kara bulutlar tarafından örtüldüğünü görürüz. Gökyüzü gri bir ton haline gelir sonra ilk damlalar düşmeye başlar. Rüzgarla karışık bu yağmurlar, rüzgarın şiddetini artırmasıyla fırtına evrilir . Bir süre sonra fırtına diner, gri, kara bulutlar dağılır ve toprağın (tabii etrafınızda varsa) mis kokusuyla birlikte güneş tekrar ışımaya ısıtmaya devam eder. Jamal. Asıl adı Cemal. Bir fırtına sonrası kendine güneş yaratmış ve sokaklara, özgürlüğün olduğunu düşündüğü sokaklara inmiştir. Lüks içindeki yaşamını da, okulunu da terk etmiş; kimsesizlerle, ayyaşlar, pezevenkler, bedenlerini satanlar, hırsızlar, dilencilerle birlikte yaşamaya başlamıştır. İsmini Cemal'den Jamal'a trajik bir nedenden ötürü değiştirir. Biz Jamal'ın yaşadığı fırtınayı daha sonra kendisinden dinleyeceğiz ama Jamal ile birlikte içine girdiğimiz fırtınaya bakalım. Tıpkı bu doğa olayının başlangıcı gibi ya da mevsimden mevsime geçişte yaşadığımız ruh hali gibi bu kitap. Önce Yazar Selo'nun da dediği gibi "Sokak özgürlüktür, Özgürlük sokaktır." diye Jamal ile birlikte sokak sokak gezip, abilerin en abisi Halil abi ile (Halil abi bir köpektir burada ve onun da ismi trajik bir nedene dayanır) çöpleri karıştırıp ekmeğimizin peşine düşelim. Bu kısım kitabın en eğlenceli, en neşeli, esprilerin, benzetmelerin gırla olduğu bölümdür ve Selo hem güldürüp hem düşündürür bu bölümde. Hava güneşlidir. henüz bulutlar nerede bilinmez ama kaçınılmaz olan gelecek olmalarıdır. Sokak, içinde barındırdığı, kuytu köşeyi barınak edinmiş insanların gözünden anlatılır bize. Buradaki karakterler minnoş bir duyguyla iyinin de iyisi aslında gibi gösterilmez tabii ama bu demek değildir ki sokak insanlarının tamamı kötüdür. Bu kitapta bunu görüyoruz. Selo'nun ana karakterleri daha çok iyi olanları barındırıyor. Eğleneceyi sevenleri, eyvallahı, minneti olmayanları. Özgürlüğün tadıyla bir daha boyunduruk altına girmeyecekleri. Yaşadıkları acıdan da öte hayatlarından arta kalan vazgeçişleri, delirmişlikleri... HAva hala günlük güneşlidir ve uzaktan uzağa, saklı olarak bulutlar gelmektedir. Sonbahar misali, üşütmeyen ama tedbir de aldıran... Arus. Arus, Jamal için tam bir bahar havasıdır. Fırtınadan önceki sessizlik. Yaşanabilecek en güzel saatlerdir. Hava kararmaya başladığında Jamal'ın gözlerinin önündeki sebepleri görmesini engelleyen ışıltıdır Arus. Güneşli demektir hem, bir diğeranlamı da melek, şeytan. Tümünü sergileyecektir Arus bize. Ama daha çok Jamal'a. "Bir sahnede silah görünüyorsa o silah mutlaka patlar." der Anton Çehov. Bu silah illa ateşli tabanca olmak zorunda mıdır? Herhangi bir olayın başlangıcını işaret eden bir şey de olamaz mı? İşte kitabımızdaki silah Arus'tur ve bu silahı Jamal'a göstermeye çalışan bir nevi Delphoi Kahini Huri abladır. Huri abla sokakların meleği gibidir. İçinde barınanların koruyucu meleği ve Jamal'a kehanetlerinden bahsetse de Jamal onu dikkate almaz çünkü aşk, gözleri kör ettiği kadar yürekleri de kapamıştır dış dünyaya. Jamal için dünyanın geri kalanı gemiyi terk edebilir filikalarla. O dansa devam etmektedir. Arus. Jamal'ın karşısına bir üniversite öğrencisi olarak çıkar ve anlattığına göre tek isteği bir kısa film çekip festivallerde adını duyurmaktır. çekmek istediği bu filmin baş karakteri olarak da Jamal'ı seçmiştir. Jamal'ın ilk görüşte tutulduğu Arus, onunla tanıştıktan sonra Jamal'a istediğini yaptırabilecek kadar aşık olmuştur Jamal. Hava kararmaya başladı. Sanırsın kış geliyor. Yağmur damlaları henüz düşmedi ama şiddetli bir yağmur yağacağa benziyor. Jamal içinse her yer aydınlık ve Arus ona ışık saçıyor. Jamal karakterinin annesi olarak göreceğimiz kişinin kitapta kurduğu bir cümle var. Orada der ki: " İnsanın dünyasını alt üst edecek iki duygu vardır: Aşk ve Ölüm." Jamal da bu duygulardan ilkini Arus ile tatmış ikincisini de önüne servis etmek üzerelerdir. Arus'un film çekme işine evet diyen Jamal çekimler sırasında arus'un kanser hastası olduğunu öğrenir. Meme kanseri. Bu hastalık Jamal'ı Arus'a daha çok bağlar. Onun için türlü yollara girişir. Bu yolların neler olduğunu kitabı okurken görmelisiniz ki tüm heyecanı, gizemi kaybolmasın. Ama Jamal'ın annesinin söylediği şeylerin nasıl da gerçek olduğunu göreceğiz. Zira Jamal Arus için her şeyi yapabilecektir. Özgürlüğünü bile satmaya razıdır. Satacaktır da. Jamal, Huri ablasının tüm dikkatli olma uyarılarını göz ardı edip Arus için hayatını değiştirir. Değiştirir ama hava iyice kararmıştır artık. İlk damlalar düşmekle kalmadı, iyiden iyiye şiddetlene yağmur ve rüzgar fırtınanın başlangıcından bizi ortasına taşıdı. Aşk duygusunu tadan Jamal için en etkili ikinci yol ile tanışma vaktidir. Ölüm. Burada kitabı okurken Jamal ile birlikte kahrolmamak ne mümkün. Acının insana yaşattıkları, bir insanın acısını görürken, yaşadığımız acı olayların aklımıza, hatırımıza hücum etmesi bizi sakin tutabilir mi? Hiç olmazsa gözyaşlarınız yerinde durabilir mi? O kadar da sakinliğinizi korumamalısınız ama değil mi? Tıpkı kitaptaki diğer karakterlerin Jamal'a dediği gibi; Acını yaşa evlat, sonuna değin yaşa... İnsanın başından geçenler, yaşadıkları insanı illa ki değiştiriyor. Bir yerde hayatınızın geri kalan kısmı ile ilgili yeni kararlar almak istiyorsunuz. Bu kararlar sizi ileriye de taşıyabiliyor, geriye hatta en dibe de sürükleyebiliyor. Boşvermişlik, pes etme ya da mücadeleyi sonuna dek sürdürme. Jamal'da bunu iki defa görüyoruz. İlkinde cesareti nedeniyle görünürken ikincisin de körlüğü nedeniyle görüyoruz. Ama ikincisinde Jamal artık olabilecek son noktaya erişiyor. Siz kitabın bu en kara bulutların toplandığı kısımları okurken nasıl bir duyguya girersiniz bilemem ama ben, Arus karakterindeki anlatılanlara bizzat ve yıllarca şahit olmuş biri olarak diyorum, gözler de ferman dinlemiyor. hemen ıslatıyor çevresini. Burada bahsedilen çağın vebalarından biri olan Meme Kanseri. Ebeveynlerinin ikisini de kanserden birini Meme Kanserinden kaybetmiş biri olarak biliyorum kanserin acısını yaşayanın yanında onun acısıyla acı çeken yakınları da kahrolabiliyor. Ne geceniz ne gündüzünüz... o mutlu olamadığı için gülmenin size haram kılındığını hissediyorsunuz. Öyle bir yere geliyor ki durum, ölümün onun acılarına son vereceğini, belki de artık ölüme varması gerektiğine inanıyor ve bunu istiyorsunuz. Elinizde değildir. Bu acı yaşanmamalı. Jamal'a yaşatılan da böyle bir acı. Geçmişinden gelen ilgisi, onun bu kanser karşısında yelkenlerini suya indiriyor. Burada karşılaşacağımız şeylerden biri de Jamal'ın annesinin rolü. Yaptıkları karşısında ona ne diyeceksiniz bakalım. VE ölüm ansızın Jamal'ı bulur. Kendisini değil Arus'u bulur ölüm. Ama Jamal ölmüş gibi hissederiz. Onun için hayat bitmiştir sanki ve Jamal'ın yaşadığı ilk fırtınadan sonra düştüğü, hayır düştüğü demek doğru olmaz, tercih ettiği sokaklar yani özgürlük burada tanıtılır bize. Yoklukla gördüğümüz Jamal, varlıktan gelmedir ve bir tercih ile kızgın bir tercih ile var olanı reddetmiştir. Arus'a yardım için, kendisine göre şeytan ile anlaşma yapmış, özgürlüğünü, ruhunu satmıştır ve Arus'un acısı ona yoz bir yaşamın kapılarını tekrar açar. Her şeyden vazgeçmiştir artık. Sokaklar, özgürlük, mutluluk... Arus'un ölümü fırtınanın en şiddetli yeri değildir daha. Sahnede silah görünmüştü. Huri abla bize silahın ne olduğunu göstermişti. Kitabın son bölümünde silah patlayacak ve karşısındaki her şey herkes değişecektir. Bundan tabii ki en çok da Jamal etkilenecektir. Yaşadıkları ona o kadar acı gelmiştir ki bu patlama karşısında soğukkanlılığını koruyabilecek ve şeytanı alt etmenin en eğlenceli, en güçlü yolunu sergileyecektir. Bu kısımlar da tabii ki okumanızı bekler kitabı. İşte şimdi de her şeyin bittiği, insanın her leyden vazgeçtiği, her şeyi kabullendiği anda doğan güneş geliyor. Fırtına dindi Jamal için. Yıkımı büyük oldu ama sağ çıkmayı başardı. Diline bir türkü kondurdu Jamal. Müziği oynak bir türkü. Islığıyla dile getiriyor şarkıyı ve artık onun için hayat bir daha normal insanlar gibi yaşamayı kesinlikle düşünmeyeceği bir hayat. Dünya yansa umurunda değildir. Dilinde Xelil Xemgin ve tırşık Diyar ile sokaklardadır, özgürlüğünde. Sokak Özgürlüktür. Özgürlük Sokak. Gelelim Selo'ya. Bu sekizinci kitabı ve buraya gelene kadar edebiyatta birçok badireden geçtiğini kitaplarını okudukça anlayabiliyoruz. Gittikçe de kalemine güç verdiği bu son romanında görülüyor. Denebilecek pek olumsuz eleştiri yok. En fazla, bir film senaryosu yazmış gibi bir hisse kaptırıyor okuyucuyu ki anlattığı, değindiği olaylar karşısında lafı edilecek bir şey değil bu. Kalemine, tuvaline sağlık Selocan. Emeğine sağlık. Barışın ve Özgürlüğün mücadelecisi olduğunu kitaplarında gösterdiğin için ne mutlu bize. Her bijî ji te ra.
JamalSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 2025875 okunma
··
1.646 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.