8/10
·308 syf.··
2025 2. kitabı
·
79 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2025 15:18
Merhaba! Sandor Marai'nin bu etkileyici eserinin bir incelemeyi hak ettiğini düşündüm ve yazmaya karar verdim. Aslında daha önce Macar edebiyatından hiçbir yazarı veya kitabı okumamıştım, bu güzel bir ilk oldu. Kitaba geçmeden önce kısaca yazar hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Başta sadece tek eserini okumuş olsam da kitabı okurken gerçekten bir anlığına kendi kendinize ''işte bu adam tam bir yazar.'' diyebiliyorsunuz. Çünkü ben anlatım şekline konuları ele alış tarzına toplum, aşk, burjuvazi, savaş, yalnızlık ve birçok konu hakkında yaptığı derin analizlere hayran kaldım. Aslında kitabın arkasındaki tanıtım yazısını okuyunca sıradan klişe bir konu diye düşünüyorsunuz ki bu doğal. Bir adam ve 2 kadın. Burjuva bir adam onun orta sınıf eşi ve bir hizmetçi... Kafanızda konuyu hemen bütünleştiriyorsunuz ama Marai böyle sıradan bir konuyu aslında bir tık geri planda tutarak hem bize bir olayı anlatıyor hem de bir eleştiri yapıyor. Bir toplum eleştirisi ve onu da çok etkileyen savaş ortamı bence asıl konusu bu kitabın. Bu olay bize ilahi ya da gözlemci bakış açısıyla anlatılmıyor. Galiba bu kitabın en çok beğendiğim özelliği oldu. Kitap 3 bölümden oluşuyor esasen ve her karakter olayı kendi bakış açısından ele alıyor. İlk karakterimiz Peter. Kendisi tipik bir burjuva. Ailesinden kalan bir fabrikayı işletiyor. Zor bir adam. Eski eşi orta sınıftan Ilonka ve son kişi evliliklerini bozan hizmetçi Judit. İlk bölümde Ilonka olanları kendi bakış açısından anlatıyor. İkinci bölümde Peter ve son olarak Judit. Biz okuyucu olarak bu karakterlerin arkadaşlarıyla veya sırdaşlarıyla ile yaptıkları özel bir sohbete davetsiz bir dinleyici olarak dahil oluyoruz. Kitap Ilonka'nın bir kafede arkadaşıyla konuşmasıyla başlıyor: ''Şuradaki adamı görüyor musun? Hayır, dur, şimdi bakma; bana doğru dön, konuşmaya devam edelim. Bu tarafa gözü kayıp beni görsün istemiyorum, bana selam vermesini istemiyorum.'' İkinci kısımda ise Peter eski bir dostuyla yine kafe, bar gibi bir yerde ikinci eski eşi Judit'i görüp o da kendi hikayesini anlatmaya başlıyor ve çok beklenen son kısım ise Judit'in kısmı. O da bir otel odasında aşığına aşığının Peter'ın resmini bulmasıyla anlatmaya başlıyor o zamanları. Peter'ın ailesini onların burjuvazi yaşamlarını nasıl Peter'la evlendiğini falan. Yanılmıyorsam bu hikaye 20 yıla yayılan bir hikaye. İki savaş arasında Macaristan'ın durumuna da şahit oluyoruz çünkü. Ben bu anlatıma bayıldım açıkçası. Çok zekice düşünülmüş. Biz de orada üçüncü kişi olarak oturup hikayeyi dinleyip dahil oluveriyoruz. En sevdiğim ikinci şey ve ayrıca bu incelemeyi bana yazdıran asıl güç yazarın dili. Çok şairane bir dili var. Yazarın insana, topluma ve insan psikolojisine dair harika analizleri ve incelemeleri var. Bu böyle hemen okuyup sindirilebilecek bir kitap değil. Felsefik de diyebiliriz. Bir dikkat çeken unsur da yazarın bir kadın ve erkeğin olayları aktarma biçimindeki farklılıkları çok iyi yansıtması. Yani kadın karakterler konuşurken gerçekten o kadınsı tonu, Peter konuşurken o erkeksi bakış açısını hissediyorsun. Takdir edilesi... Artı olarak Peter sanki bana yazarın kendisiymiş gibi bir izlenim verdi, büyük bir olasılık öyledir. Ortalarda yani Peter'ın kısımlarında sıkıldım yalan yok. Kadınların kısmı daha akıcı geldi. Belki yazar kitabı birazcık daha kısa tutabilirdi. Genel olarak sevdiğim bir kitap oldu. Daha çok yeni yazarlar, yeni edebiyatlar okumak dileğiyle... İşin Aslı, Judit ve Sonrası
Edebiyat
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,481 okunma
·
90 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.