Okumakta geciktiğim bir kitap Çankaya. Taaa lise yıllarımda adını ve methini duymuş olmama rağmen; birçok genç gibi üzerimde taşıdığım ergen ukalalığımla, Atatürk hakkında yeterince okumuşluğuma inandığımdan ertelenenler listesinin başında yerleştirmiştim bu kitabı. Onca zaman sonra ancak bu yaşımda elime alabildim Çankaya'yı. Geç oldu ama sanırım benim için sağlam bir okuma oldu. Zira; hemen öncesinde Nutuk'u okuduğumdan, Nutuk'ta bahsi geçen olayların derinine inmemi sağladı Çankaya.
Falih Rıfkı bu kitabında aktardığı anılar için, çoğuna bizzat kendisinin tanık olduğunu ve diğerlerinin de tamamına yakınını Atatürk'ten dinlediğini söyler. Çankaya'nın bu özelliği Atay'ın anılarını türdeşlerinin bir hayli önüne geçiriyor. Daha önce Talat Paşa'nın kalem müdürlüğünü ve Dünya Harbi sırasında da Cemal Paşa'nın yaverliğini yapan Falih Rıfkı, 1923-1938 arasında da 15 yıl boyunca Atatürk'e yol arkadaşlığı ediyor. Kitapta geçen olayların çoğuna da kendisinin de söylediği gibi bizzat tanıklık ediyor. Anlattıklarının birçoğuna Nutuk'ta ve Ali Fuat Paşa'nın anılarında da denk geldim. Hatta Çankaya'yı yeni bitirmiş olmama rağmen bazı anekdotları hangisinde okuduğumu şimdiden karıştırmaya başladım. Ali Fuat Paşa, daha çok Atatürk'ün çocukluğundan ve Harp Okulu yıllarından bahsederken, bildiğiniz üzere M. Kemal Paşa da nutkunu 1919'dan başlatıyor. Atay ise eserinde Atatürk'ün bütün hayatını aktarmaya çalışıyor. Başarılı da oluyor.
Demeliyim ki; Falih Rıfkı bu kitabının anı kitabı olduğunu söylemekle alçak gönüllülük yapmış. Çankaya'yı, anı ve biyografi özelliklerinin yanı sıra yeni Türk devletinin kuruluşu ve gelişimini bütün yönleriyle işlemesi bakımından sadece bir anı kitabı olarak nitelemek eksiklik olur kanısındayım. Kitabın her bölümünde devrimler ve inkılaplar merkeze alınarak İstanbul-Ankara ve eski-yeni karşılaştırması mevcut. Okuduğunuz sayfalar boyunca sizin de Cumhuriyet devri ile bugünün karşılaştırmasını yapacağınızdan eminim. Hatta, şu anda bile bu karşılaştırmayı yapmamak için kendimi zor tutuyorum. Tekerrür kelimesi zihnimde dönüp duruyor. Neyse o alana giresim yok. O yüzden karalamamı kısa keseyim. Çankaya size hem mütareke günlerinin İstanbul'unu, hem kuruluş devrinin bozkırdan ibaret Ankara'sını, hem de Atatürk'ün meşhur Çankaya sofralarını vaat ediyor. Okurken siz de Kemal Paşa'mın sofrasında bir sandalyeye ilişeceksiniz ve onun muhteşem sohbetine ortak olacaksınız. Eee.. Hadi ne duruyorsunuz? Çankaya'ya doğru çıkın yola artık.
Kitapla ve sağlıcakla kalın...
A.Kadir UYSAL - 26.04.2025