Puan vermedi·270 syf.····Okunma: 25 Nisan 2025 23:12 Yahya Kemal bir keresinde şiirin kendisiyle birlikte sona erdiğini söyler. Bu doğru muydu acaba? Bir zamanlar şair-i azamın Abdulhak Hamid değil de onun olması gerektiğini düşünen birisi için cevabı çok zor değil bu sorunun.
Lise yıllarında ilk şiirlerimi Yahya Kemal'e özenerek yazmaya çalışıyordum. Sonra Haşim'i tanıdım ve sonra diğerlerini. Ama Yahya Kemal'in yeri hep ayrı oldu bende. Bazıları onun şiirleri için tam olarak şiir demeseler de benim için en büyük şairlerden biriydi o. Hakkında ne kadar kitap okudum bilmiyorum. Hala da kütüphanede bulduğum Yahya Kemal üzerine yazılmış kitapları bulup okumaya çalışıyorum.
Bu kitabı da rafta görür görmez aldım listemde başka kitaplar olmasına rağmen. Daha önce yazarın Yahya Kemal Tarihin Estetik Yankısı isimli eserini okumuştum bu ikinci kitabı oldu okuduğum. Çok istifade edebildiğimi söyleyemem malesef.
İstanbul'u Yahya Kemal ile başka bir zaviyeden sevmeye başladım. Valide-i Atik Camiini, Kocamustafapaşa'yı, Süleymaniye'yi bir başka sevdim. Kelimelerin 'derûnî ahengi' bambaşka bir musiki gibi sardı sarmaladı beni. Babanzâde Ahmed Naim ile olan tartışmalarını hatırladım hep İstanbul'u adımlarken. (Bu hikayeyi bence internetten araştırın ve okuyun)
Kitaptan aklımda en çok kalan şey patenti Yahya Kemal'e ait olan "Türk Müslümanlığı" kavramıydı. Kitap bu kavram üzerine oturuyordu. Türk Müslümanlığı nedir peki? Bu sorunun Yahya Kemal'in şiirlerinde buluyoruz işte. Yahya Kemal ile Ahmet Naim arasında zuhur eden hadise de tam olarak bunu yansıtıyor.
Keyifli okumalar.