Puan vermedi·272 syf.··
2025 4. kitabı
TÜRKÇE “OFF” Türkçe off kitabında Türkçenin yanlış kullanımı ve bunda siyasilerin ve özellikle medyanın etkisinin büyük olduğu kitap sonuna kadar mizahi bir dokundurmayla anlatılmaktadır. Kitap Türkçenin kullanımında yapılan anlatım bozuklukları, söylenmek istenilenin zaman zaman anlaşılamadığı farklı anlamaların çıkabileceği, dil bilgisel anlamda yapılan anlatım bozukluğu, Türkçeyi kullanırken çok fazla yabancı kelimelere yer vermeye başlamamız ve Türkçe dil bilgisine aykırı bir şekilde yabancı sözcüklere benzer uydurma yabancı sözcükler oluşturmamıza değinilmektedir.“Haberleri izlemek yerine arada bir dinlemekte sayısız yarar ve eğlence fırsatı sizleri bekliyor”(Hepçilingirler,2001,s.24). Burada medyanın görsel izlenimle zihinlerimizi uyuşturma, bizleri düşünme ve akletme noktasında engelleme olduğunun çıkarımını yapabiliriz. “Eğer önerildiği gibi izlemez de ‘dinlemeye’ kalkarsanız haberleri, duyduklarınızdan pek hoşnut kalmayabilirsiniz”(Hepçilingirler,2001,s.22). Hepçilingirler haberin dinlenir mi izlenir mi noktasındaki yanlışa da el atıyor. Tabi ki yazarın dediği gibi haber dinlenir, izlenme kavramını kullanmak yanlıştır. Haber aslında dinlenir televizyonda haber bültenlerinde şimdi izlediğimize bakmamak gerekir. Eskiden beri aslında haber radyoda dinlenirdi şimdi görsel bir şekil de almasıyla izlemek tabiri kullanımı bu noktada yanlış olmaktadır. Çünkü haber dinlenir izlenmez tıpkı işitsel olan radyoda olduğu gibi yani haber sadece televizyona özgü bir şey değildir. Duyduklarımızdan hoşnut kalmayabiliriz denilmesinin nedeni de odak noktasının ikiye ayrılması ve zihnin görsele(ekrana) odaklanmasıyla duyduklarınının hepsini tam anlamıyla beyinde işleyememesi olduğunu düşünmekteyim.“Ağlamakla gülmek arasında gidip gelmekten duygu yalaması olmak bir yana görselleştirilen her şey sahiciliğini yitirmeye başladı artık” (Hepçilingirler,2001,s.21). Medyanın ve televizyonun olaylara hassasiyetimizi kötü etkilediğine bir atıf bu noktadadır. “Yabancı sözcüklerle yabancı sözcükleri eşleştirip yenilerini oluşturmak gibi beceriler de sergilenmeye başlandı”(Hepçilingirler,2001,s.48).Ne yazık ki bu da Türkçeye karşı yapılan bir diğer tahribattır. Türkçe kelimelerle anlatılacak cümlelerin içine bir takım ingilizce kelimeleri kullanmanın ötesinde bir de onlarla yetinmeyip yabancı iki sözcüğü birleştirip yeni bir sözcük yaptıklarını sanıp kullananlar ayrı bir tuhaf gelmektedir. “O zaman öyle söylesinler. Biz mecbur muyuz her seferinde söylediklerini değil de söylemek istediklerinin ne olduğunu düşünmeye?”(Hepçilingirler,2001,s.28). İşte burada da tam olarak Türkçeyi doğru dürüst bir şekilde kullanamamanın neticesinde söylenilen neydi veya söylenmek istenilen neydi karmaşasını ayırt etmek zorluğu alıcıya kalıyor. Böyle bir kullanıma sahip insanın da mantıklı ve doğru düşündüğüne inanmanın komik gelmesi çok doğaldır. Düşüncelerimizi şekillendiren dildir. Birey kendini dil ile ifade eder ve kendini ifade ediş ve anlatabilme oranı ne kadar yüksekse o kadar dile hakimdir kanısına varabiliriz. Ek olarak Türkçeyi konuşurken kullandığımız sözcüklerin büyük bir kesimde sınırlı hâle gelmesi, örneğin 200-300 civarı sözlükle yetinilmesi dilde hakimiyet oranın ve kelime dağarcığının ne kadar azaldığını gözler önüne seriyor. Türkçe dil bilinci gelişmeli, geliştirilmeli diyoruz ama peki biz hangi kelimenin Türkçe olduğunu tam olarak biliyor muyuz? Doğru bir cevap vermek gerekirse hayır. Hâlen kullandığımız Osmanlı dönemlerinden kalma köken olarak Osmanlıca Farsça kelimeler, İslamiyetin etkisiyle Arapça kökenli kelimeler, Tanzimat döneminin etkisiyle Fransızca kelimeler ve günümüzde İngilizcenin dünya dili hâlini almasıyla birlikte İngilizce kelimelerin dilimizde kullanılması maalesef bu bilinci zedelemektedir. Peki bunlar kullanılmamalı mı? Demek istediğim tam olarak bu değil mevcut kelimeleri dilde kullanmamak veya atmaya çalışmak yine dili zedeler. Esas yapmamız gereken derdimizi Türkçe bir kelimeyle anlatabilecekken farklı yeni yabancı kelimeleri dilde kullanmama çabası olmalıdır. Mevcut kelimeler artık bizim de bir kelimemiz sayılır fakat zamanla yeni eklenenler bizim olmamalı. Sevindimli cümlelerin Türkçenin doğallığına uymadığı “seni gördüğüme sevindim” gibi sevinmeli örneklerdir. Bir diğer yeni öğrendiğim ya da şöyle demek daha doğru olur düşününce mantıklı gelen hak verdiğim şey şudur; kimi kadınların Türkçe’nin cinsiyet ayrımı gözetmeyen, eşitlikçi yapısını kendilerini ifade etmekte yetersiz buluyor, ille de erkeksi bir söylem geliştirmeye bu çalışıyorlar. Bu durum Türkçeye zarar vermiyor; ama onları gülünç duruma düşürüyor olmuştu. Son olarak yeni öğrendiğim şey kısaltma hangi dilde yapılmışsa o dilin kurallarına göre okunur.
Türkçe "Off"Feyza Hepçilingirler · Remzi Kitabevi · 2000796 okunma
·
1 +1'leme
·
87 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.