Kitap Aurelius’un gece kamplarında, savaşın ortasında kendine yazdığı içsel bir günlük
Yayın için yazılmadı, bu yüzden ultra samimi.
Marcus Roma’nın Beş İyi İmparator”undan biridir.
Marcus’un hayatı
güçle tevazunun
kaosla sükunetin bir dansıdır
İmparatorluk ona dayatılmış bir görevdi ama o bu görevi bir filozofun erdemiyle taşıdı
Savaş çadırında, vebanın gölgesinde, kendi zihnini bir kale yaptı.
Yaşamından Çarpıcı kesitler ;
Marcus, 26 Nisan 121’de Roma’da, soylu bir ailede doğdu
Tam adı Marcus Annius Verus’tu
Babası, senatör Annius Verus, o üç yaşındayken öldü
annesi Lucilla, onu tek başına büyüttü
Küçük yaşta zekâsı ve ciddiyetiyle dikkat çekti lakabı “Verissimus”
[en dürüst] oldu
İmparator Hadrianus, onu fark etti ve henüz çocukken geleceğin lideri olarak işaretledi
Marcus, gençken rüyalarında filozofların sade pelerinlerini giydiğini görürdü. Stoacılığa ilgisi, daha o yaşlarda başlamıştı
Annesi, onun bu acayip merakından endişelenirdi.
Hadrianus’un emriyle en iyi hocalardan ders aldı
Retorik, edebiyat ve felsefe öğrendi
Stoacı Rusticus, ona Epiktetos’un Söylevlerini verdi bu, Marcus’un hayatını değiştiren bir süreçti.
Hadrianus, Marcus’u evlatlık torunu olarak seçti ve Antoninus Pius’un evlatlık oğlu yaptı
Böylece Marcus, tahtın varisi oldu
17 yaşında “Caesar” unvanını aldı. Antoninus’un 23 yıllık huzurlu hükümdarlığı sırasında Marcus, devlet işlerini öğrendi
iç dünyasında ise felsefeye daldı.
Marcus, imparator olmayı hiç istemedi
Kitapta sarayın “altın bir kafes” olduğunu yazmıştır.
Görevi, sadece erdemli bir yaşam sürmek için bir sınav olarak görüyordu.
145’te, Antoninus’un kızı Faustina ile evlendi. 15 çocukları olsa da çoğu bebekken ya da küçük yaşta öldü
[veba salgıni] Faustina’nın sadakatsizlik söylentileri Marcus’u derinden yaraladı
ama o, Stoacı sabrıyla bu dedikoduları görmezden geldi.
Antoninus’un ölümüyle 40 yaşında imparator oldu.
Hükümdarlığı, Roma’nın en çalkantılı dönemlerinden biriydi
M.S. 165’ten itibaren, Roma nüfusunun üçte birini yok eden bir salgınlarla uğraştı hastaneler kurdurdu ama kendi çocuklarını bile kaybetti.
Barbar kabileler özellikle Marcomanni ve Quadi kuzey sınırlarını tehdit etti. Marcus, yıllarca Tuna Nehri’nde çamurlu kamplarda ordusunu yönetti
Kitabın çoğu bu savaşlar sırasında yazıldı.
Marcus, savaş kampında, gece yıldızların altında felsefi notlar yazarken, askerler onun
filozof kral olduğunu fısıldardı
Platon’un hayali, onda gerçek olmuştu.
[ Platon Devlet adlı eserinde “filozof kral” fikrini ortaya atmıştır]
Marcus, sarayda lüks yemekler sunulurken sadece ekmek ve incir yerdi
Bir keresinde, bir senatörün şatafatlı villasını görünce
“Bu taşlar, evrenin tozundan başka
nedir ki ?” dedi.
Marcus, gladyatör oyunlarından nefret ederdi arenada otururken felsefi notlar karaladığı görülürdü. Halk, onun bu soğuk tavrını yadırgasa da
o, şiddetin anlamsızlığını sorguluyordu.
Marcus’un hayatı adeta Stoacılığın canlı bir testiydi
Sağlığı zayıftı kronik göğüs ağrıları ve uykusuzluk çekiyordu. Uyumak için afyon kullandığı söylenir ama bağımlı olmadı.
Kitaptan hayatının özünü yansıtan bir satır
“Dışarıdaki fırtınalar ne kadar şiddetli olursa olsun zihninin sığınağına çekil
Orada huzur var.”
Bu ilkesi onun kaotik imparatorlukta nasıl ayakta kaldığını özetler.
Stoacı olarak hoşgörülü olsa da, devlet düzenini koruma kaygısı bazı Hristiyanların idamına yol açtı.
Oğlu Commodus’un sorumsuzluğu, onu endişelendiriyordu. [Commodus babasının aksine zalim bir imparator oldu ve Marcus’un mirasını lekeledi]
Ölüm döşeğinde, Commodus’a
“Erdemi unutma” dedi ama oğlu bu nasihati dinlemedi
Yine de Marcus, Stoacı ilkesiyle, sonucu kontrol etmeye çalışmadı
Marcus, 17 Mart 180’de muhtemelen vebadan Vindobona’da
[bugünkü Viyana] öldü
Ölmeden önce, “Korkma, sadece doğaya dönüyorsun,” dedi.
Marcus Aurelius, bir imparatorun tacını değil bir filozofun zihnini miras bıraktı
Vebayla, savaşla, ihanetle sınandı
ama her fırtınada zihnini bir kale
kalbini bir pusula yaptı.
"Korkma, sadece doğaya dönüyorsun" derken evrensel bir hakikati öğretti
Hayat kaosla dans etmek ama erdemle ayakta kalmaktır.
Onun satırları, 1800 yıl sonra bile ruhumuza fısıldar ;
"Dışarıdaki fırtınalar ne kadar büyük olursa olsun, içindeki sükûneti bul"
kaynaklar ;
Cassius Dio "Roman History"
"Historia Augusta"
[Çeşitli Antik Yazarlar]
Donald Robertson
"How to think like a Roman Emperor" ve
The Cambridge Ancient History.