Düşüş, felsefi bir roman olarak döneminin önde gelen yapıtları arasındadır. Jean Baptiste Clemence adlı eski bir avukatın Amsterdam'da Mexico City isimli barda karşısında kim olduğunu bilmediğimiz biriyle olan konuşmasını, daha doğrusu monologlarını okuruz. Anlaşılabileceği gibi roman tek anlatıcı ve düzlemde ilerler. Anlatıcımız güvenilmezdir, bundan dolayı anlattıkları doğru mu, karşısında gerçekten onu dinleyen biri var mıdır, yoksa kendisinin alter egosu mu, bunu bilemeyiz. Geçmişte Paris'te avukatlık yapan karakterin, ölüm, yalnızlık, özgürlük gibi konuları irdelediği, başta kendisinden başlayarak eleştirilerini topluma ve sisteme yönelttiği bir metindir Düşüş. Sadece monolog üstünden ilerlemesine ve yüz sayfalık hacmine rağmen edebi açıdan da doyurucu bir eserdir. Zamanında sefahat içinde yaşamış birinin yaşamındaki değişimi, düşüşü gayet güzel şekilde ifade eder. Düşüş'ü bir modernizm eleştirisi olarak da görebiliriz.
Bu romanı detaylıca incelediğim videomu izlemek için: youtu.be/0tGaTjX4BZ8
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma