Puan vermedi·202 syf.····Okunma: 27 Nisan 2025 21:58 Korkuyu Beklerken – bekledik ama korku gelmedi, gelen bir iç sıkıntısıydı.
Oğuz Atay, bu kitapta “anlatmak istemiyorum ama anlatmadan da duramıyorum” diyen karakterleriyle zihnimizi tıpkı annemizin pazar dönüşü poşetleri gibi darmadağın ediyor. Roman değil, öykü kitabı ama her öykü, ayrı bir iç hesaplaşma, ayrı bir “hadi bakalım buhranlara dalalım” davetiyesi.
Kitaba adını veren öyküde mesela, sıradan bir adam, sıradan bir evde, sıradan bir hayatın ortasında “acaba biri gelip beni yakalayacak mı?” diye bekliyor. Yani paranoya varsa, kuruntu bedava. Kafka kıskanır. Gerçekten biri mi geliyor, yoksa adam mı delirmiş? Hayır, biz mi delirdik onu da bilmiyoruz. Bekliyoruz sadece. Belki korku gelir diye. Belki elektrikler gider.
Kitaptaki diğer öyküler de pek iç açıcı değil ama oldukça zihin açıcı. Atay, Türk insanının “tutunamama” hallerini burada da sürdürüyor. Herkesin kafası karışık, herkes biraz yalnız, herkes biraz fazla düşünüyor. Ama öyle böyle değil, çamaşır suyuyla beyin yıkamış gibi – tertemiz buhran
Sonuç? Korkuyu Beklerken sadece bir kitap değil, bir zihinsel labirent. :)
Oğuz Atay bu kitapta yine “Ben buradayım sevgili okuyucum, ya sen neredesin?” diyor. Biz de diyoruz ki: "Buradayız Oğuz Bey, ama biraz kaybolduk. Yol tarifiniz de pek ironikmiş..."
Haydi iyi okumalar;)