Puan vermedi·504 syf.····Okunma: 15 Nisan 2025 20:47 Zweig'ı öyküleriyle bilir,bildiğimle de yetinirdim. Saadettin Ökten'in önerisi ile ekledim listeme ve biraz da önceledim. Kitap, yazarın intiharından hemen öncesinde yayınlanmış bir otobiyografisi. Gençlik ve çocukluk yıllarıyla başlamış anlatmaya. Avustralya-Macaristan imparatorluğunun başkentinde, Viyana'da doğmuş ve büyümüş çok zengin bir Yahudi ailenin çocuğu. Yani çocukluğunda da sonrasında da yaşadığı iki büyük savaşta da tek bir an yok maddi sıkıntı yaşadığı. Çok avantajlı bir dünyanın içinde müzikle, edebiyatla haşır neşir döneminde yaşça büyük ya da küçük Avrupa'da yaşayan tüm sanatçılarla da tanışabilmiş bir seçkin çevre. Fakat kitabın gücü burdan gelmiyor...
Yazar bu çevresini anlatırken 1.Dünya Savaşı'nın ayak seslerini hissettiklerini fakat insanlığın "savaş" denen çılgınlığa üstelik sanat ve bilim bu kadsr ilerlemişken asla meyletmeyeceklerini düşünüyor...Fakat yanılıyor, fillerin çıkar kaygısı tüm çimenlerin ezilmesine sebep ve üstelik aydın camia da savaşın içinde yazıp çizdikleriyle taraf olmuşlar.
Yalnız kalışını, barışçıl çok az şair yazar arkadaşı kaldığını anlatıyor. Kendi avantajlı yaşantısıyla ve seyahat imkanlarıyla adeta tüm kritik noktalarda orda bulunabilmiş,bizzat şahit olmuş birçoğuna. Avrupa'nın durulması, imparatorluğun dağılması,paranın değer kaybedişi,piyasaların dengesizliği,açlığın ve yoksulluğun artması,ahlakın tamamen çöküşü ve eşcinselliğin ivme kazanması... Sonra yavaş yavaş normalin yeniden geri gelişi, çok büyük bir imtihandan çıkan insanlığın "büyük dersler" aldığını düşünen yazar iyimserliği ve Salzburg'daki evine komşu denebilecek uzaklıktan bir çılgının ayak sesleri:Hitler...
Senaryo başa sarıyor, çokça seyahat eden ve tehlikeleri bu sayede önceden fark edebilen Zweig bu sefer ırkı dolayısıyla dezavantajlı bir yerde. Daha iyi gözlem yapabilmek için ordu görevi aldığı ve Rusya sınırlarına kadar savaşın en karanlık yüzlerini tanıdığı günler boyunca o hep savaş karşıtı olmuş. Ve insanlığın bu delirmişliğinin bitmeyeceğine dair korkunç bir umutsuzlukla taşındığı Abd'de intihar etmiş.
Burdan da görüyoruz ki kişinin kendisinin ne kadar güvende, ne kadar refah içinde olmasının bir önemi yok, hayatı kıymetli yapan çevreyle kurduğun bağın ve geçmişin...Evi,ailesi dahil tüm geçmişi,ülkesi talan edilen yazar güvenli bir yerde de olsa vicdan yükünü daha fazla taşıyamamış.
O korkunç günleri yaşayan kavmi ise şimdi öğrendiğini uygulamakta, işgal ve katl ile kendine meşruiyet kazandırmakta devam ediyor ve hep birlikte seyrediyoruz. Ya Dünya kocaman bir akıl hastanesi ya da savaş çok yakın!