Bakış Açısı Geliştirici Bir Okuma!
Puan vermedi·86 syf.··
2025 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 00:35
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Bazı kitaplar vardır hacmi az, bir solukta okunacak; ama bu onlardan değil tabi ;) Ölümün eşiğinde adım adım ilerlerken kasvetin sarıp sarmaladığı, metoforların içiçe geçtiği, zaman algısını darma duman eden bir döngünün içinde hapsoluyorsun. Yazarın gölgesine hitabındaki monologda, bir çemberin içinde dönerken biraz yön değiştirip başka bir çemberin içinde buluyor insan kendini. Döngüye kapılıp hem aynı çember, hem de o çemberin bir uzantısı olan başka bir çemberde yol alırken son anda merkeze ulaşıyorsun. Bu kısım Jung'un gölge kavramı hakkında biraz bilgi sahibi olmayı gerektiriyor. Zira yazarın yaşantısı roman kahramları kadar uç değil ama bastırılmış gölgelerin yansımasıdır. Metofor karakterler birbirinden bağımsız gibi görünürken birden içiçe geçiyor; kim kimdi, kim neyi simgeliyoru düşünürken yorucu bir okuma süreci oluyor. Hazırlıksız ilk okumada algılanabilmesi güç oldu benim için, malum İran edebiyatına damga vurmuş kült bir eser. Yazarın hayatı ve birkaç makale incelemesi sonrası ikinci okuma daha verimli geçti. İki farklı çeviriden okuyarak anlamlandırmaya çalışırken hazmedebildim mi muallak! Kırmızı Kedi çevirisi ile YKY çevirisi arasında oyumu YKY'dan yana kullanıyorum. YKY çeviri: "Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılmaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin." S.15 Kırmızı Kedi çeviri: "Öyle yaralar vardır ki hayatta, ruhu cüzam gibi yalnızlıkta yavaşça yiyip bitirirler. Kimseye anlatılamaz bunlar; çünkü herkes bu inanılmaz yaralara genellikle tuhaf ve az rastlanan şeyler olarak bakar. Biri çıkar da bunları anlatmaya yahut yazmaya kalkarsa, insanlar yaygın kanıya ve kendi düşüncelerine göre, onları kuşkucu ve alaycı bir gülümsemeyle karşılar. Zira insanlık henüz bir çaresini bulamamıştır bu dertlerin." S.13 YKY çeviri: "Gökte herkesin bir yıldızı olduğu doğruysa, benimki çok uzakta, karanlık ve pek önemsiz bir şey olmalıdır. Belki de benim hiç yıldızım yok!" S.59 Kırmızı Kedi çeviri: "Düşündüm, 'Gökyüzünde herkesin bir yıldızı olduğu doğruysa, benim yıldızım uzak, karanlık ve anlamsız olsa gerekti. Belki de benim hiç yıldızım yok!' " S.72 Ayrıca İletişim yayınlarındaki son söz içerik analizi için müthiş bilgiler içeriyor ;) YKY "Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılmaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin." S.15 YKY "-Lakin tek korkum: Yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan. -Hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmak gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir." S.15 YKY "Bana benzeyen, görünüşte bendeki ihtiyaçlara, tutkulara, arzulara sahip bu insanlar niçin kırarlar beni? Ancak benimle eğlenmek, bana çatmak için yaratılmış bir avuç gölgeden başka bir şey mi bunlar?" S.16 YKY "Ben hep, dünyada susmaktan daha iyi bir şey yoktur, Butimar gibi olan insan daha iyi insandır diye düşünürdüm. Butimar, deniz kıyısına çöker, kanatlarını açar, oturur tek başına. Ama ben hiç de böyle yapamam şimdi, çünkü olmaması gerekli şey oldu." S.36 Butimar bir kuştur, deniz kıyısına çöker, denizin bir gün kuruyacağını düşünür, bu tasa yüzünden de şu içmez hiç. YKY "Ben gidince de, adam sen de, kim isterse okusun benim bu kağıt parçalarını. Ne gelecek umurumda, ne onlar. Yazıyorsam, yazmak ihtiyacı beni zorluyor da ondan. Mecburum, düşüncelerimi hayali bir varlığa, gölgeme bildirmek baskısını çok, pek çok hissediyorum... Fakat ben yalnız gölgemle konuşabilirim. Beni konuşmaya o zorladı, yalnız o anlar, kavrar şüphesiz..." S. 37 YKY "Geçmiş, gelecek, saat, gün, ay ve yıl hepsi aynı şey. Değişik dönemler, çocukluk, gençlik, ihtiyarlık, benim için boş sözlerden başka bir şey değil bunlar." S. 38 YKY "Sanki çok eski insanların, bu gibi masalların aracılığıyla sonraki kuşaklara geçmiş o hareketleri, düşünceleri, arzu ve âdetleri; bizim hayatımızın gereklerindendir. Binlerce yıl önce aynı sözler konuşuldu, aynı çiftleşmeler oldu, aynı çocukluk acıları yaşandı. Acaba bir baştan bir başa hayat, gülünç bir kıssa, inanılmaz ve ahmakça bir masal değil midir? Acaba ben kendi masalımı yazmıyor muyum? Fakat masal, her anlatanın, miras aldığı ruh durumunun sınırları içinde, tasarlayıp da eremediği dilekler için bir çözüm, bir kaçış yolu ancak." S.47 YKY "Uzun zamandır bende, diri diri dağılmakta, parçalanmakta olduğum duygusu belirmişti. Yalnız cisim değil, ruhum da, aralarında bir uyuşma olmaksızın, kalbimle sürekli zıt gidiyorlardı. Garip bir dağılma ve bölünmeden geçiyordum sürekli. Bazen bir şey düşünüyor, buna kendim de inanmıyordum. Bazen içimde kendime karşı bir acıma duygusu beliriyor, ama aklım ayıplıyordu beni. Birisiyle konuşsam, bir şey yapsam, türlü konularda söze karışsam gönlüm başka yerde oluyordu, aklım başka yerde ve ayıplıyordum kendimi. Dağılan, çözülen bir kitleydim ben. Sanki ben hep böyleydim, böyle de kalacağım: acayip, biçimsiz bir karışım..." S.48 YKY "Hayallerim, düşüncelerim yeryüzü nesnelerinin ağırlık ve bağlarından kurtuluyor, sessizlik ve huzur göklerine yükseliyordu. Bir yarasanın yaldızlı kanatlarına koymuşlardı da beni, boş ve parıltılı bir dünyada engelsiz yasaksız uçuyordum sanki." S.56 YKY "Derdin, meşakkatin varlığını, ama hiçbir anlamları olmadığını görüyordum. Aşağılık adamların arasında, bilinmeyen bir soydandım ben, eskiden benim de kendi dünyalarından olduğumu unutmuşlardı. Korkunç bir şeydi bu: ne tam biri, ne tam ölü olduğumu hissetmek. Bir canlı cenazeydim artık; ne beni diriler dünyasına bağlayan bir şey vardı, ne de ölümdeki unutmadan, huzurdan yararlandığım." S. 59 YKY "Gökte herkesin bir yıldızı olduğu doğruysa, benimki çok uzakta, karanlık ve pek önemsiz bir şey olmalıdır. Belki de benim hiç yıldızım yok!" S.59 YKY "Ben ölmeyi, beden hücrelerimin çürümesini öyle çok düşündüm ki, korkmaz oldum ölümden; hayır, aksine, yok olmayı gerçekten ister oldum." S.63 YKY "Istırap, korku, dehşet ve yaşam arzusu, hepsi bitince bitmişti bende. Bana telkin ettikleri dinî inançlardan kurtulmuş, huzura ermiştim. Tek tesellim, ölümden sonra hiçlik ümidiydi; orada tekrar yaşamak düşüncesi içime korku salıyor, beni hasta ediyordu. Ben ki henüz yaşadığım dünyaya bile alışamamışım, bir başka dünya neyime yarardı benim? Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, aç gözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya." S.63
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
·
559 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.