Zaman Çarkı döner ve Çağlar gelip geçer. Geriye bıraktığı anılar efsaneye dönüşür. Efsane solup mit olur ve onu doğuran Çağ yeniden geldiğinde mit bile unutulmuştur. Bazılarının Üçüncü Çağ dediği, henüz gelmemiş ve geçeli çok olmuş bir Çağ’da, Beyaz Kule olarak bilinen kaymaktaşından kulenin çevresinde bir rüzgâr yükseldi. Rüzgâr başlangıç değildi. Zaman Çarkı dönerken başlangıçlar ve bitişler yoktur. Ama bir başlangıçtı.
Fırtına Toplanıyor... Adını sonuna kadar hak eden bir kitap.
Fırtına Toplanıyor, Alacakaranlık Kavşağı ne kadar ara kitapsa o kadar hatta daha fazla tam bir kitap. Bu zamana kadar okuduğum Zaman Çarkı kitaplarının hepsinde bir şekilde tam hissettirmeyen kısımlar olurdu -tabii ki de bu kitapta da ucu açık birçok şey var- ama bu kitap önceki kitaplarda gördüğümüz birtakım şeylerin sonunu gördüğümüz, fazlasıyla doyduğumu hissettiren bir kitap oldu. Normalde kitaptaki bazı karakterlerin kısımlarını okumayı sevmiyorum çünkü diğer karakterlere nazaran benim için çok da ilgi çekici gelmiyorlar ama Fırtına Toplanıyor hiçbir bölümde, gerçekten hiçbir bölümde, sıkmadan soluksuz bir şekilde kendini okuttu, dolayısıyla aslında okumaktan keyif almadığım karakterlerin bölümlerini bile keyifle okudum. Kitapta tansiyon sürekli yüksek, sürekli bir olaylar var ve devamlı bir şeyler bitiyor ve yeni şeyler başlıyor. Buna verebileceğim örneklerlerden biri Samirhage'in vukuatıyla değişen Rand'ın tekrardan aydınlık hale dönmesidir, başlayıp ve biten olaylar var ve heyecanı yükseltip beklentiyi karşılayıp yeni sulara yelken açılıyor. Normalde diğer kitaplarda bazı karakterler heyecanlı şeyler yaşayıp kendi arclarının sonunu yaşarken bazı karakterler ise kendi arclarının başlangıcını yaşıyorlar, dolayısıyla sürekli yüksek tansiyondan düşük tansiyona ani geçişler yaşıyoruz fakat burada öyle bir şey olmadığını da belirtmek isterim. Duygusal olarak sürekli tüylerimin diken diken olduğu, gururlandığım, fazlasıyla gözyaşı döktüğüm, yeri geldiğindeyse olayların oluşturduğu rahatsızlığı iliklerime kadar hissedip hafiften midemin bulandığı bir kitap oldu. Gerçekten hayatım boyunca okuduğum en iyi kitaptı... Hani bazı kitaplar vardır ya, bitirdikten sonra bir boşluğa düşersiniz ve içinizdeki bir kısım huzursuzdur çünkü bir daha bu kadar iyi bir kitap okuyamayacağınızı bilirsiniz ve bu yüzden de artık hiçbir kitaptan etkilenemeyeceğinizi düşünürsünüz, işte bu kitap benim için öyle bir kitaptı. Bu kitap bana Zaman Çarkı serisini bitiriyor olduğumu sonuna kadar hissettiren bir kitaptı. Bu kitap bana büyük bir dostumun yavaş yavaş ellerimden kaydığını fark ettiren bir kitaptı. Bu kitap bana tekrardan her güzel şeyin bir sonunun olduğunu tekrardan hatırlatan bir kitaptı...
Seride bir şeylerin tamamına erdiğini gördük kısmına biraz daha değinmek istiyorum açıkçası ve dolayısıyla buradan sonrası biraz spoiler olacak baştan söyleyeyim. Egwene'i sevmeyen biri olarak kendisinde gördüğümüz böylesine dik duruş, böylesine örnek olma çabası çok hoşuma gitmişti ve sonunda fiziksel, psikolojik olarak gördüğü şiddetin meyvelerini gördük ve kendisi resmi olarak tüm Aes Sedailer'in Amyrlin'i oldu., hem de vakanüvisi kızıl olan yeşil ajahtan bir Amyrlin. Vakanüvisin Siuan olmasını isterdim ama Silviana'nın da gayet iyi bir vakanüvis olacağını düşünüyorum açıkçası...
Rand kısmında işler iyice kötüleşmeye başladı ve Rand'ın Gerçek Kaynak yönlendirdiğini gördük, umarım sonu Sammael gibi olmaz diyeceğim ama zaten olmayacak sanırım. Şu ana kadar verilen minik detaylardan ve Rand'ın kendi hedeflerinden, ne kadar bu hedefler yol boyunca hafiften değişip yolundan sapmaya gidiyormuş gibi olsa da, ötürü Karanlık Varlık'ı tüm çarktan temizleyeceğini düşünüyorum. Gerçek Kaynak kullanma kısmı aslında Samirhage'in Rand'a tasma takması sonucu Min'i öldürtmeye çalışması sırasında çaresizlikle bir yerden, Gerçek Kaynak'tan, güç çekmesiyle oluyor. Bu olay aslında kitabın başlangıç kısımlarının son taraflarında oluyor (garip bir tabir oldu ama siz anladınız :D). Dolayısıyla kitabın büyük bir bölümünde aslında karanlığın gücünü kullanmış Rand'ı görüyoruz ve karakter/ruh hali değişimlerinden zaten Karanlık Varlık'ın Rand'ın içine içine işlediğini görüyoruz. Yine Samirhage olayı dolayısıyla kitabın geri kalan kısımlarında Rand'ın kadınlara karşı olan merhametinin de gittiğini görüyoruz, bu yüzden de Cadsuane'e bundan sonra yüzünü görürsem idam edilirsin diyor zaten, ama merak etmeyin 13. kitabın başlarında bu kararı geri alacağını ima ediyor şşşş. Rand'ın bu kadar katı ve ruhsuz, duygusuz olması gerçekten rahatsız ediciydi. Normalde Rand'ı okumayı çok severdim ama belli yerden sonra Rand'dan bıkkınlık gelmişti gerçekten. Neyse ki kitabın sonunda iç huzura (?) eriyor. Bundan sonra hep görmek istediğimiz Lews Therin ve Rand birleşimi ve kendi içindeki karakterlerin barışmış olduğu bir Rand göreceğiz. İşin komik tarafı bu zamana kadar deliliğin kaynağı Lews iken bu iç huzurun sağlanması için Rand'ın ihtiyaç duyduğu cevabı Lews veriyor :D Her zaman çok sevmiştim bu adamı zaten :D
Şimdiyse sıra hayatım boyunca en çok saygı duyduğum karakterlerden biri olacak olan karakter Verin'e geldi, bu incelemede kendisine yer vermesem büyük nankörlük ederdim sanırım.
Verin: Kendisini kahverengi ajah olarak tanıtan bir Kara. Karanlık tarafa geçmesinin sebebi postu kurtartmak diyor fakat bu süreçte ana olarak Karanlık Varlık'ın kendisi olmakla birlikte aynı zamanda Seçilmişler, Kara Ajah ve diğer karanlıkdostları hakkında bilgi edinme görevini hallediyor, aslında burada kendisinin hiçbir zaman karanlık tarafa geçmemiş olduğunu ve kendini büyük risklere atarak Işık'a hizmet ettiğini görüyoruz. Kısacası dibine kadar bir kahverengi kendisi. Kitapta ilk başta Mat ve Perrin'i bulmaya çalışan ve kayıp aranıyor tarzında Perrin ve Mat'in eşgal resimlerini, evet eşgal, çizdirip buldurmaya çalışan bir kadın olarak görüyoruz ve Mat kendisiyle karşılaşınca Verin olduğunu öğreniyor. Sonrasında ise kendisini Egwene'in odasında Egwene'i karşılamasıyla görüyoruz. Şimdii neden yorumlarda veya üstteki pasajda bu kadar Verin de Verin dedim; biliyorsunuz ki Karanlık Varlık, Aes Sedailer'i kendi tarafına alırken onları yeminlerinden azad ettirip kendisi bir yemin ettiriyor. Yeminin şu şekilde olduğunu öğreniyoruz "Yüce Efendi'ye ihanet edeceğime, sırlarımı öleceğim saate kadar saklamaya yemin ederim". Bir "Aes Sedai" olarak bu yeminin de açığını buluyor tabii... Kendisini bir saatte öldürecek şekilde Asping rot için çay hazırlayıp bunu içiyor. Ve teknik olarak öleceği son saatte bütün sırlarını Egwene'e döküyor. Bu süreçte karanlık taraf hakkında edindiği tüm bilgileri yazdığı bir kitabı ve kitaptaki yazıları çözmesi içinde kendi yazımının şifreleri tarzı bir diğer kitabı Egwene'e veriyor. Kitaba bakıldığındaysa kulede bir Seçilmiş olduğunu ve kulede ve asilerin arasında olmak üzere toplan 100 üzerinde kara olduğunu ve bunların isimlerini öğrenmiş oluyoruz. Kısacası Verin tam olarak bir dava insanı... En çok saygı duyduğum Aes Sedai olmasıyla birlikte seride en çok saygı duyduğum karakterlerden biri oldu... Verin'i şu şekilde Shisui ilan ediyorum...
+Güvenebileceğim tek kişi sensin. Bu kule ve Aes Sedai nâmı sana emanet.
-Bekle Verin!
+Bana engel olma Egwene. Ölümüm bir şeylerin başlangıcı olacak...
instagram.com/p/DIUDNlQMRtE
Kitapta bu kısımların dışında bir de Mat ve Perrin'in pişmek için minik bir yıkama doğrama aşaması vardı, kusura bakmayın sadece bu şekilde anlatabilirdim :D Az çok 13. kitabın daha çok bu ikilinin üzerine düşeceğini düşünüyordum ve ilk 140 sayfadan bunun sinyalini fazlasıyla aldım zaten. Anlayacağınız üzere kitap daha çok Rand ve Egwene üzerine yoğunlaşmıştı ve çok da iyi olmuş. Şahsen hazırlık evreleri, uzun betimlemelerden ziyade bir şeylerin oluş aşamasını, savaşları, dramatik ve kanlı sahneleri daha çok severim ve Fırtına Toplanıyor bunu fazlasıyla verdi. Bu yüzden kitaptan fazlasıyla doymuş olarak ayrılıyorum...
Brandon Sanderson'ın kalemini fazlasıyla beğendim, kendisinin seriye ve yazara karşı olan yaklaşımını da çok hoşuma gitti, Robert Jordan'a böyle bir hürmet ve saygı duyması beni çok mutlu etti. Sana ne kadar teşekkür etsem azdır üstad... Zaten cosmere evrenine de girmek istiyordum, belki de bu kitap bir ön ayak olur.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim, huzur duyabileceğiniz bir hava durumu ve çokça kitapla kalınız efenim.
Zamanın sonunda,
Sayısız, bir olduğunda,
Son fırtına toplayacak kızgın rüzgârlarını
Ölmek üzere olan bir diyarı yok etmek için.
Ve onun merkezinde,
Kör adam dikilecek
Kendi mezarının üzerinde,
Orada görecek yine,
Ve ağlayacak yapılanlara.
Ejder Kehanetleri,
Essanik Döngüsü ’nden.
Malhavish’in Resmi Tercümesi,
Seandar İmparatorluk Kayıt Evi,
Terfinin Dördüncü Halkası.