Son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitap Will Heinrich'in Kralın Laneti oldu. İnanılmaz sarsıcı bir eser. Okuyup bitirdikten sonra ben ne okudum dedim ve uzun bir süre üzerinde düşündüm. Henüz okumayanlar için kesinlikle büyük bir kayıp diyebilirim.
İyilik ve kötülük nerede başlar? İnsan hem iyiliği hem de kötülüğü içinde nasıl barındırır? Hangisini seçeceğimize nasıl karar veririz? Aslında Abel, Joseph'in içindeki kötü tarafı mıydı? Habil ve Kabil hikayesini hep Habil tarafından dinledik ama Kabil tarafından dinleseydik acaba ne düşünürdük? Durup düşününce çok soru geliyor aklıma ileride yenilerini ekleyebilirim.
İtiraf etmeliyim ki hiç beklemediğim ve düşünmediğim bir son oldu. Hep Joseph'in doktorun tavsiyesine uyup mantıklı ve doğru davranmayı seçeceğini düşünmüştüm. Hatta "şimdi tam zamanı", "hadi ama Joseph" diye içten içe sinir olmadım değil. Bazı bölümlerde çok gerildim. En nihayetinde Joseph kötülüğe karşı sessiz kalmadı, sinmedi, bu beni bir nebze sevindirdi ancak geç kaldı. Abel, okurken sık sık deccalin öz evladı dedim kendisine :) Bu kötü ruhlu karakterler ne yazık ki her toplumda varlar. Bunları yok etmenin çaresi ne hiç bilmiyorum. Eğitim, tedavi, ceza hepsi bir seçenek. Daha fazla uzatmadan kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Unutmayacağım bir alıntıyla bitirmek isterim "kötülük kötülüğü doğurur".