·496 syf.····Okunma: 29 Nisan 2025 03:17 Kurumların nasıl oluştuğunu ve refahı nasıl etkilediğine ilişkin çalışmaları dolayısıyla 2024 Nobel Ekonomi ödülünü alan Daron Acemoğlu ve James A.Robinson'un kaleme aldığı ULUSLARIN DÜŞÜŞÜ kitabını incelemeye çalışacağım.
Dünyada ki eşitsizliği açıklamak için 3 farklı hipoteze başvurulmuştur.
1. Coğrafya Hipotezi
Dünya eşitsizliğinin sebeplerine dair yaygın kabul görmüş teorilerden biri coğrafya hipotezidir. Bu hipoteze göre zengin ve yoksul ülkeler arasındaki büyük ayrılık coğrafi farklılıklardan kaynaklanmaktadır.
Afrika, Orta Amerika ve Güney Asya'daki gibi birçok yoksul ülke Yengeç ve Oğlak dönenceleri arasındadır.
Zengin ülkelerse aksine daha ılıman iklim kuşağında bulunmaktadırlar.
Tropikal iklimlerde yaşayan halkların tembelliğe eğilimi ve meraktan yoksun oldukları savunulur.
Coğrafya hipotezi; Kuzey ve Güney Kore ve Berlin Duvarı yıkılmadan önce Doğu ve Batı Almanya arasındaki farklılıkları açıklamada yetersiz kaldı.
2. Kültür Hipotezi
Genel kabul görmüş ikinci teori olarak kültür hipotezi ,zenginliği kültürle ilişkilendirir.
Protestan Ahlakına sahip modern Avrupa toplumunun yükselişini kolaylaştıran kilit bir rol olarak kültür görülmekteydi. Peki 38. Paralel boyunca Kore Savaşı'ndan önce dil, etnik yapı ve kültür yönünden homojen olan Kore Yarımadasını nasıl açıklanacaktı?
3.Cehalet Hipotezi
Cehalet hipotezi, yoksul ülkelerin çok sayıda piyasa başarısızlığı olduğu için ayrıca iktisatçı ve siyaset adamlarının bu başarısızlıklarda nasıl kurtulacaklarını bilmedikleri ve geçmişte yanlış tavsiye izledikleri için yoksul kaldığını ileri sürer.
Çin yoksulluğu ve milyonların açlık çekmesine yol açan ekonomik politikaları terk edip büyümeyi teşvik eden politikalara geçmesinin nedeni ekonomik sebepler değildi. Daha ziyade ,rakiplerinden daha az çıkarcı olmayan ancak daha farklı çıkarlara ve siyasi hedefleri olan De ve yandaşlarının rakiplerini yenilgiye uğrattıkları için gerçekleşen siyasal devrime öncülük ettikleri gerçekleşti.
38.Paralel İktisadı
1945 II. Dünya Savaşı'ndan sonra Kore ikiye ayrıldı.
Güney; Birleşik Devletin Kuzey ise Rusya'nın yönetimine geçti.
Güneyin yaşam standartları Portekiz ve İspanya ' da yaşayanlarınkine eşitti. Kuzey ise Güneyin onda biri kadardı. Sahraaltı Afrika ülkeleri ile neredeyse aynıydı.
Kuzey ve Güney arasında ki farkı anlamak için uzaydan çekilmiş fotoğraflara baktığınızda Güneyde ışıkların olduğunu Kuzeyde ise karanlığın hakim olduğunu görürsünüz.
SÖMÜRÜCÜ VE KAPSAYICI EKONOMİK KURUMLAR
Ülkelerin ekonomik başarıları kurumlara , ekonominin işleyişini belirleyen kurallara ve bireyleri motive eden teşviklere göre farklılık gösterir.
Kapsayıcı ekonomik kurumlar , ekonomik etkinliği , verimlilik artışını ve ekonomik refahı teşvik eder.
Çoğulculuk ve kapsayıcı ekonomik kurumlar arasında yakın bir korelasyon vardır.
Ama yalnızca çoğulcu siyasal kurumların olması değil aynı zamanda yeterince merkezileşmiş ve güçlü devletin olması gereklidir.
Sanayi Devrimi Neden İngiltere'de Ortaya Çıktı?
Kapsayıcı ekonomik kurumların varlığı...
Sömürücü siyasal kurumlara dayalı büyüme yok mudur? Bunun uç örneği Kongo.
Sömürücü kurumların büyümeyi sağlamasının iki nedeni vardır.
1. Ekonomik kurumlar sömürücü nitelikte olsa bile ,elitler kaynakları doğrudan kendilerinin kontrol ettikleri yüksek verimlilikteki faaliyetlere tahsis ettiklerinde büyüme mümkündür. Karayip Adaları örneği.( Barbados, Küba,Haiti,Jamaika)
2.1928 yılında Sovyetler Birliği'nin uygulamaya başladığı ve 1970'lere kadar devam eden sanayileşme politikası.
Kapsayıcı Kurumların İnşası
Görkemli Devrim
Kralın ve yönetici sınıfın gücünü kısıtladı ve parlamentoyu ekonomik kurumları belirleyecek şekilde donattı.
Görkemli Devrim , çoğulcu bir toplum yaratmak için temel niteliğindeydi ve siyasi merkezileşmeyi hızlandırdı. Dünya'nın ilk kapsayıcı siyasi kurumlar dizisinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Oligarşinin Tunç Kanunu
Radikal değişim vaatleriyle eski liderleri deviren yeni liderlerin eskisinden daha değişik bir şey getirmeyeceğidir.
Bütün radikal değişimler başarısızlığa mahkum değildir.
Görkemli Devrim ve Fransız Devrimi gibi...
Yaratıcı Yıkım Korkusu
Schumpeter'e göre icatlar ve inovasyonların yarattığı dönüşüm kümeler halinde ortaya çıkmakta, onları takip eden girişimciler ekonomik sistemde kendine yer bulurken, takip edemeyenler ise piyasadan silinmektedirler. Schumpeter'in bu yaklaşımı “yaratıcı yıkım” olarak adlandırılmaktadır.
İşte bu konuda bazı ülkeler ellerinde ki gücü kaybetmekten korktukları için yaratıcı yıkıma / inovasyona karşı çıkmışlardır.
Avusturya-Macaristan
Rusya
Osmanlı İmparatorluğu
Çin
Dual Ekonomi Yaratmak
1955'te Sir Arthur Lewis'in önerdiği ''dual ekonomi'' paradigması ekonomiyi geleneksel ve modern sektör olarak ikiye ayırmaktaydı.
Lewis'e göre geleneksel sektörde işgücü o kadar verimsiz kullanılır ki kırsal sektörün üretebileceği miktar azalmadan modern sektöre tahsis edilebilir.
'' Dual ekonomi ,doğal olarak ortaya çıkan ve varlığını yüzyıllarca sürdüren azgelişmişliğin değil, yaratılan azgelişmişliğin bir örneğidir.''
Güney Afrika buna en iyi örnektir.
Dual ekonominin yaratılma sebepleri:
1. Afrikalılar ile rekabet eden Avrupalı çiftçiler
2. Madende çalıştırılacak ucuz işgücü için Afrika'yı yoksullaştırmak.
.
.
.
Bir ülkenin refahı için toplumsal kurumların önemi ortadadır.
Hukukun üstünlüğünün zayıf olduğu ve halkı sömüren kurumların var olduğu toplumlarda büyüme ya da daha iyiye doğru değişim söz konusu olamaz.
.
.
.
Neden bazı ülkeler daha gelişmiş neden bazıları bu yarışta geride kalmış sorusuna coğrafya, kültür ve cehalet hipotezi ile yanıt aranmaya çalışılsa da bazı eksik noktalar vardır. Ama Daron Acemoğlu ve James A.Robinson'un kurumlar açıklamaları bize bu sorunun yanıtını gayet açık bir şekilde gözler önüne serer.
İncelememi bitirirken sizlere bir şiir ile veda ediyorum.
ÜÇ DİL
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernus
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.
Bedri Rahmi EYUBOĞLU