Sadece koklayacaktım
9/10
·112 syf.··
2025 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 04:29
Kitaba başlamadan önce Camus’nün genel anlamda yaşama bakış açısını bilmek yerinde olabilir diye düşünüyorum zira kahramanımız Mersault da yaşam tarzıyla bu bakış açısını örnekliyor diyebiliriz. Camus için yaşam; saçma, anlamsız, akıldışı, mantıkdışıdır çünkü ölümle biten bir yaşam saçmadır. Ama yaşam ölümle bitiyor diye kapayacak mıyız gözümüzü, yüreğimizin kapılarını bu yaşanası dünyanın güzelliklerine, insanların acılarına, çaresizliklerine? Madem ki yaşıyoruz yaşadığımız sürece mutlu olmaya, sağımızda solumuzda mutluluk yaratmaya bakmalıyız diyor Camus ve Yaban romanıyla benim için hepsi bir, fark etmez tadında yaşadığı olayların içinde kaybolmadan, hayatı belli bir duygusal mesafeden yaşayarak her türlü durumu normalize eden, bir nevi çok da şey yapmaya gerek yok diyen bir adamın hikayesini anlatıyor. Mersault ‘’bence’’ hayatın içinde akan olayları adeta herhangi bir yiyeceğin tadına bakıyormuş gibi deneyimliyor. Kiminin tadını beğeniyor, kimini bir daha yemek istemem diyor. Netice itibariyle ‘’sadece’’ tadına bakıyor. Yediğiniz şeyin tadı hoşunuza gidince sevinçten havalara uçacak veya gitmeyince oturup ağlayacak, yas tutacak değilsiniz, başka bir tabağa geçeceksiniz. Kahramanımız için hayatı yaşamak işte bu kadar basitken hava sıcaklığı, fazla gürültü, fazla ışık, uykusuzluk, çok konuşmak, lafı uzatmak gibi hayatın detayları ve fazlaya kaçan yanları ise oldukça boğucu ve yorucu geliyor kiii böyle durumlara maruz kaldığında kastı aşan, hiçbir anlamı olmayan, saçma diyebileceğimiz davranışlar sergileyebiliyor ve tüm bunlar da toplum tarafından yadırganıyor ve yargılanıyor. —Spoiler— Örneğin yaşanan huzursuzluklar üzerine sahilde adamla tekrar karşılaştığında adamın bıçağından yansıyan güneş ışığının gözünü alması bunun üstüne alnından akan tuzlu terin gözüne girmesiyle görüşünü kaybetmesi, ilk atışı yapmasına sebep olurken zaten hava sıcak, gözüm yandı, iki gündür bir de siz gerilim yaratıyorsunuz yeter beee diyip üstüne dört kez daha ateş ettiğini düşünüyorumjshshsjs öyle bir fütursuzluk yani Arapların varlığı da onun için hayatın bunaltıcı detaylarından biri olmuştu ve o an için ateş etmek düşün bir yakamızdan demek gibi bir şeydi bence onun için. ----------------- Kahramanın hayatı ele alış tarzını sevenlerin MS 2150 kitabının da konusunu seveceğini düşünüyorum. Orada da henüz insanlık olarak aşamadığımız birçok duyguyu ‘’aşmış’’ bir evrimsel seviyedeki insanlığın hayatı konu ediliyor. Esasında durup düşününce bu dünya bir pencere her gelen bakar gider tadında bir şey yaşıyoruz buralarda ve günün sonunda bir şeyler boşa çıkıyor. Camus'nün de dediği gibi yoklukla sonuçlanıyorsa nedir bu didinip durma, yedim-içtim, aldım-verdim, benim-senin kavgasının anlamı? Ve fakat hepimizin duygularla ilişkisi bu yüzeysellikte olmadığı, olamadığı için ister istemez olayların yankısı bizlerde daha fazla ve/ya farklı olabiliyor. Bu yüzden Yaban için ait olmadığı bir evrimsel düzeye doğmuş insanın dramı da diyebiliriz bence.
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
·
158 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.