#pandadiyorki İntihar Dükkanı//Kitap yorumu
.
İnsanoğlunun depresifliğin, umutsuzluğun ve yaşama isteksizliğinin pençesinde olduğu bir evrende, nesillerdir Tuvache ailesi tarafından işletilen "İntihar Dükkanı" na konuk oluyoruz. 5 kişilik bir ailenin işlettiği bu dükkanda işler tıkırında. Ölmeye karar veren müşteriler buradan klasik yöntemler için gerekli tüm malzemeleri edinebiliyorlar. Ayrıca farklı yollar arayanlar için yaratıcı gereçleri, buda sizi ikna etmezse bizzat Lucréce Tuvache'ın evin mahzeninde sizin için hazırlayacağı özel zehir karışımlarını yine bu dükkanda bulabilirsiniz. Buraya gelmeye karar verirseniz işiniz garanti. Tuvache ailesine göre bu köklü dükkanda tek bir sorun var. Oda en küçük çocukları Alan.
Ben çok net bu sene okuduğum en iyi kitap diyebilirim "İntihar Dükkanı" için. İtiraf etmek gerekirse bir iki sayfa okuyayım diye başına oturduğum incecik kitabın beni bu kadar etkilemesini bende beklemiyordum.
Daha ilk bölümünü okuyup bitirdiğimde bile öyle etkilenmiştim ki yazarın kaleminden. Okuyucuyu her bölümde bir öncekinden daha çok şaşırtıyor böylece siz ne olduğunu anlamadan ardı ardına sayfaları çevirirken buluyorsunuz kendinizi. Bir kere her detay o kadar zekice düşünülmüş ki hayran olmamak elde değil.
Mesela intihar dükkanının bazı geceler nöbetçi eczane gibi nöbetçi intihar dükkanı olarak çalışması fikri benim inanılmaz hoşuma giden detaylardan biri. (Deli değilim fikir çok orijinal geldi ) Aynı zamanda karakterler de çok orijinal değişik tipler.
Lucréce Tuvache, kızını kleopatra'nın intiharının hikayesini okuyarak uyutan, Alan'ın abisinin migrenini yemek yemeyi keseceği kadar tetikleyen, depresyonun dibi bir kadın. Lucréce'e göre dükkanda herkes cenaze evinden çıkmış gibi görünmeli ki gelen müşteriler ufacık bir umuda kapılıp intihardan vazgeçmesin. Diğer 2 çocuğunu ota çevirmiş olsa da çabaları Alan noktasında başarısızlıkla sonuçlanıyor. O daha bebekken bile müşterilere gülüyor. Okuldan güneşli resimler çizerek dönüyor. Odasında bağıra çağıra neşeli şarkılar söylüyor. Müşterilere ve etrafına umut saçıyor. Eh buda depresyon bağımlısı anne babasını çileden çıkarıyor tabi. Lucréce kitabın başında gıcık olduğum ama sonunda sarılmak istediğim bir kadına dönüşerek beni baya şaşırttı. Aksi gibi baba Tuvache kitabın başında daha sevilebilir bulduğum ama kitabın sonunda bir tokat atsam rahatlayacağım birine dönüştü. Kitap beni karakterlerin gelişimi açısından da baya şaşırttı anlayacağınız. Başından sonuna kendisi hakkında fikrim değişmeyen tek insan Alan'dı. Onu o kadar sevdim ki. Bence Alan Lotus çiçeğiydi bu kurgunun. Her şeye rağmen kitap boyunca parıl parıl parlamaya ve etrafını da ışıldatmaya devam etti. O yüzden kitabın son bölümü benu bu kadar yerden yere vurdu sanırım. Kitabın temasına uygun ama beni de boş duvara 15 dakika bakmaya sevkeden bir sondu. Bakın beni tutmasınız sabaha kadar anlatırım bu kitabı ve bende edindiği yeri. Ama istiyorum ki kendiniz deneyimleyin. Hissettiklerimi hissedin. O yüzden sıramı size devrediyorum. Tuvache ailesi ile tanışmaya var mısınız?