·331 syf.····Okunma: 01 Haziran 2024 00:00 Beni derinden etkileyen eserlerden biri oldu. İnsan doğasının, zorunluluklar karşısında nasıl biçim değiştirdiğini ve alışılmadık koşullara nasıl uyum sağladığını gözler önüne seren bu roman, insanın sınırlarını ne derece zorlayabileceğini çarpıcı bir dille anlatıyor.
José Saramago, bir anda kör olan bir adamla başlayan zincirleme felaketi anlatarak toplum düzeninin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Görme yetisini kaybeden insanların devlet eliyle karantinaya alınması, orada yaşanan güç mücadeleleri ve ahlaki çöküş... Körlük, yalnızca fiziksel bir durum olarak değil; aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir körlüğe de gönderme yapıyor.
Roman boyunca karakterlerin isimsiz oluşu, bireyden çok insanlığı temsil etmelerini sağlıyor. Bunun yanında "gören kadın" karakteri, hem bir tanık hem de vicdan rolüyle dikkat çekiyor.
Kitaptaki zorluklar oldukça sarsıcı. Tuvalet meselesi ve sınıflandırma sonucu yiyecekleri fazla almaya çalışan grubun oluşması... Bu iki olay, benim gözümde kitabın en unutulmaz ve rahatsız edici bölümleri arasında yer alıyor. İnsanların nasıl hızlıca ilkel koşullara sürüklendiğine, utanma duygusunun yok oluşu ve yerini çaresizliğin aldığına şahit oluyorsunuz. Okuyan herkesi rahatsız edeceğini düşündüğüm bu olaylar, medeni görünümlü hayatlarımızın aslında ne kadar kırılgan ve geçici olduğunu fark ettiriyor.
Saramago'nun kendine özgü uzun ve kesintisiz cümle yapısı okuyucuyu zorlayabilir; ancak bu anlatım tarzı olayların karmaşası ve yoğunluğuyla bütünleşiyor. Ben elimden bırakmadan okumuştum.
Körlük, sadece distopik bir hikâye değil, aynı zamanda insanlığa tutulmuş bir aynadır. Dayanışmanın, merhametin ve ahlaki değerlere tutunmanın önemini yeniden hatırlatır. Zorlayıcı ama mutlaka okunması gereken bir roman.