Mustafa Kutlu bu kitabında bizlere birçok hikaye sunmuştur.Bu hikayelerin her birinde insanların eskisi gibi memleketine,alın terine,geleneklerine bağlı olmadıklarının da altını çizmiştir.Sahi artık hangi bayramlar eskisi gibi kapı zilinin susmadığı ve o zilinde mutluluk getirdiği bir bayram oluyor.Hangi iş kolaya kaçılmadan usulüne göre yapılıyor.Köyden şehirlere göç etmeyenler kimler.Nerede komşuluk yapılan yemeğin ikram edilmesi.Artık ben de "nerede" diye sorabiliyor yanıtını alamıyorum.
Kitapta an çok ilgimizi çeken kısım sanırım "Bir Şey Yap" hikayesi oldu.Ne diyor yazarımız "bir şey yap doğru olsun insanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun.Rüzgara ve akıntıya kapılmasın.Kırılsın lakin eğilip bükülmesin."Burada Mustafa Kutlu insanın yaşadığı zorluklar karşısında tutumunu ele alıyor.Ve son olarak "Bir şey yap barış olsun insanlar kin ve nefretten uzaklaşsın.Bombalar patlamasın,çocuklar ölmesin."diyor.Peki bunların hepsini bir kişi mi yapsın?İnsanlığı oluşturan bir değil bin insandır.Bu bin insan barış oldukça doğruluk oldukça mutlu olurlar ve halden anlaşılan bunun için çabalayan insan sayısı oldukça az.
Mustafa Kutlu'nun eskilere yakındığı bir söz daha:Eski dünya,eski günler pılını pırtısını toplayıp hayatımızdan çekip gitti.
Benim etkilendiğim bir diğer hikaye de Uç Selahattin Uç.(Bu hikaye Mustafa Ruhi Şirin'e ithaf edilmiş.)Birini söylediğiniz sözlerle öldürdüğünüzü düşünün ve bu kişi çok sevdiğiniz bir arkadaşınız.Yaşayacağınız üzüntü katlanamayacağınız bir acı olacaktır sanırım.Bizim karakterimizin de tek bir dileği var o da:
Hey sen uğur böceği...
Rastlarsan gökyüzüne Selahattin'e
Af dilediğimi söyle!