·430 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ekim 2023 22:24 ''Peki bu gözyaşları ne Friedrich?''
'' 'Sevgili dostum' dedin ya ondan. Daha önce 'dostum' kelimesini kullanırdım ama şu ana kadar o kelime hiç tamamen benim olmamıştı.''
Nietzsche ile bir yolculuğa var mısınız?
Kendi içimize bakmaya, yalnızlığımızı görmeye, gözyaşlarınızla yıkanmaya belki sonunda iyileşmeye...
Tabi önce büyük fırtınalar kopacak, depremler olacak...
Hazırsanız başlayalım!
'Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini:
Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?'
Böyle Diyordu Zerdüşt
Birbirinden haberi olmayan ama iyileşmek için birbirine ihtiyacı olan iki kişi Dr. Breuer ve Friedrich Nietzsche. Nietzsche'nin arkadaşı olan Lou Salome tarafından bir araya getirilirler. Salome, Nietzsche'nin kimsenin anlayamadığı bir hastalığı olduğunu ve bu nedenle büyük bir bunalımda olduğunu hatta kendisini öldürmesinden korktuğunu söyler. Ve ekler 'Bu adamın ölümünün ciddi sonuçları olur-sizin için, Avrupa kültürü için, hepimiz için.'
Salome'a göre Nietzsche bütün dünyayı değiştirecek büyük bir dâhidir. Onun bakış açısı ve fikirleri yeni bir şeyin temellerini atacaktır. Hatta Salome Nietzsche'yi şu sözlerle ifade eder ''...hiç kırpmadığı gözleri, içerideki bir hazineyi korumak istermişçesine dışarı değil de içeri doğru bakıyor.'' Ama Nietzsche çok hastadır ve ona yardım edebilecek tek kişi Breuer'dur. Fakat Nietzsche uzun süre tüm tedavileri denemiş bir sonuç alamayınca tedavi olmaktan vazgeçmiştir. Ayrıca Salome'un Dr. Breuer ile görüştüğünden de haberi yoktur ve Nietzsche'nin tedaviyi kabul etmesi çok düşük bir ihtimaldir ama Salome onları bir araya getirmeyi başarır.
Dr. Breuer yeni hastasıyla tanıştığında kendinden çok emindir nasıl olsa Nietzsche'yi etkileyecektir tedaviyi kabul ettirecektir. Ama ikisi arasındaki dinamik pek beklediği şekilde ilerlemez. Evet Nietzsche hastadır korkunç baş ağrıları, görme kaybı, bilinç kaybı... ama bundan daha önemlisi Nietzsche büyük bir ümitsizlik içindendir. Kendini tüm insanlara kapatmıştır. Asıl hastalığı iç dünyasındaki büyük depremlerdir. Zifiri karanlığın içinde tek başına duran Nietzsche'ye ulaşmanın çeşitli yollarını deneyen doktor rolleri değiştirmeye karar verir artık Nietzsche doktor o ise hasta olacaktır. Görüşmeler ilerledikçe Dr. Breuer bu karanlığın içine bakmayı dener fakat gördüğü sadece Nietzsche'nin değil kendi karanlığı da olacaktır. Aralarındaki doktor-hasta ilişkisinin sınırları birbirine girecek, roller değişecek ve birbirlerini tedavi etmek için yüreklerinin en derin yerlerini açacaklardır. Şimdi kim hasta kim doktor? Kim bilebilir?
Nietzsche ve Breuer arasındaki etkileşim sadece hasta ve terapist ilişkisi olarak kalmaz; aynı zamanda felsefi ve psikolojik bir öğretme-öğrenme sürecine dönüşür. Nietzsche’nin içsel dünyası, varoluşsal sancıları, umutsuzluğu ve aynı zamanda kaotik yaratıcılığı, Breuer’in başlangıçta mesafeli ve rasyonel yaklaşımıyla keskin bir tezat oluşturur. Fakat zamanla bu tezat erir, ikisinin de birbirlerinden etkilenir kendi içsel dünyalarını keşfederler.
Nietzsche, yaşamı ve varoluşu sorgularken, Breuer'in kendi bastırılmış arzuları ve korkuları gün yüzüne çıkar. Bu durum, Breuer'in başlangıçta sadece bir gözlemci konumundan, kendi içsel dünyasını keşfeden, hatta dönüşen bir figüre evrilmesine zemin hazırlar. Böylece, kitap yalnızca Nietzsche'nin felsefi sorgulamalarını değil, aynı zamanda Breuer'in kişisel evrimini de sergiler.
Nietzsche, soğuk ve mesafeli duruş sergilese de, aynı zamanda derin bir kırılganlık ve yalnızlık barındırır. Hayata bu kadar ümitsiz bakması bu yüzdendir. Derin yalnızlığının içinde kaybolmuş haldedir. Breuer ise, bu kırılganlığı fark etmeye başladığında ona karşı hem tedirginlik hem de empati geliştirmeye başlar. Bu durum, karakterlerin savunma mekanizmalarının ve iç çatışmalarının açığa çıkmasına olanak tanır.
Sonuç olarak bu kitabı sadece okumak değil hissetmek, içselleştirmek gerekir. Varoluşsal sancılarımız, ümitsizliklerimiz, hayal kırıklıklarımız hepsi burada bu kitabın sayfalarında... Sayfaları çevirdikçe bazen doktor bazen hasta olacaksınız. Kendinize dönüp içsel bir yolculuğa çıkacaksınız. Ve sonunda Nietzsche ile birlikte gözyaşlarına boğulacak iyileşmek için ilk adımı atacaksınız.
Bu yazıyı kitaptan çok sevdiğim bir alıntıyla bitirmek istiyorum.
''Bu çok iyi Friedrich. Güçlü gözyaşları insanı temizler.''
Nietzsche elleriyle yüzünü örterek başını salladı. ''Tuhaf ama tam şu anda, hayatımda ilk kez yalnızlığımı olanca derinliği ve çaresizliğiyle ortaya koyduğum şu anda yalnızlığım dağılıp gitti. Bana kimsenin dokunmadığını sana söylediğim an bana dokunulmasına ilk kez izin verdiğim andı. Olağanüstü bir andı, devasa bir buz kütlesi çatlayıp yarıldı sanki.''
Bu bir paradoks dedi Breuer. ''Yalnızlık sadece yalnızken var. Paylaşıldığında eriyip gidiyor.''
Peki bizler, yalnızlığımızı paylaşarak eritebilecek miyiz?