·280 syf.····Okunma: 01 Mayıs 2025 20:41 Gawande aslında cerrah ama bu kitapta bir doktor kimliğinden çok bir evlat, bir insan gibi konuşuyor. Yaşlılık, ölüm, yaşamın son dönemi… Kitap boyunca en çok hissettiğim şey şu oldu: “Keşke bu yaklaşımı hepimiz içselleştirebilsek.” Çünkü hep bir şeyleri “düzeltmeye” çalışıyoruz, halbuki bazen sadece yanında durmak, ne istediğini sormak, yeterli olabiliyor. En çok da babasının hastalık sürecini anlattığı bölümler üzdü beni. Çok sade ama çok etkileyiciydi. Yani tıbbın geldiği noktayı, seçenek bolluğunu ama bir yandan da bu bolluk içinde kaybolmuşluğu öyle güzel özetliyor ki… Tıbbın uzatabildiği hayatın, her zaman "yaşanabilir" bir hayat olmadığını o kadar ama net anlatıyor ki, insan ister istemez kendine de soruyor: “Ben olsam ne isterdim?” Sessizce kendi köşesine çekilmiş, kararları başkaları tarafından alınmış insanları hatırlatıyor kitap her defasında. Bu insanlara yeniden kulak vermeyi, onların neye ihtiyaç duyduğunu gerçekten sormayı hatırlattı bana da. Öyle “mutlaka okumalısınız” diyeceğim türden bir kitap değil çünkü bu kitabı okuduktan sonra insan biraz sarsılıyor, kaçamayacağı şeylerle yüzleşiyor. Ama bir yandan da tam bu yüzden kıymetli. Öyle çok akıcı bir kitap değil çünkü düşündürüyor zaman zaman ama yine de okumaya değer kesinlikle.