Çalıkuşu çok sevdiğim bir kitap olmuştu. Şimdi de yazarımızdan okuduğum ikinci kitabı sizlere anlatacağım. Reşat Nuri'nin kullandığı yazı dilini zaten pek severim, bilmediğim kelimeler olsa dahi karakterin hissettiklerini aynen hissettiğimi düşünürüm okurken. Bu kitapta da bunu hissettim.
Konusuna gelecek olursak: Ana karakter Zehra isimli bir muallim, disiplini ve kuralcılığıyla takdir edilip sevilen bir kadın kendisi. Tek kusuru var: Acıyamamak. Hiçbir şekilde kurallarının çiğnenmesine müsaade etmiyor, bahane tanımıyor, ne olursa olsun hiçbir şeye vicdanen acıyıp göz yummuyor. Sonuna kadar akılcı ve kuralcı. Neden bu hâle gelmiş ki bu kadın? Babasından. Yani kendisi babasınından kalan defteri okuyana dek böyle sanıyor en azından. Bu defteri okuyunca ise aslında babasına olan öfkesinin annesi ve anneanesi tarafından doldurulan bir balondan ibaret olduğunu, aslında babasının ne zor ve perişan bir hayattan geçtiğini, yaptığı kötü işlerin arkasında hep bir iyi niyet bulunduğunu anlıyor. Defteri okumasıyla beraber bugüne kadar hiç tatmadığı bir duyguyu tadıyor. Babasına acıyor Zehra, iş işten geçmiş olsa dahi.Bu da günün sonunda ona, şimdiye dek noksan kalmış tarafını tamamlama imkânı sunuyor.
Çok uzun bir kitap değil ayrıca çok gerçek, bizden bir kitap yani. Bir şans verilebilir, keyifli okumalar :))