Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 08 Ağustos 2021 22:30 Geçimini aylarca küçük meblağlara gemilerde çalışarak sağlayan Martin; ablası Gertrude, eniştesi ve çocukları ile aynı evde kalıyor. Arthur’un davetiyle gittiği Morse ailesinin evindeki yemekte Ruth ile tanışır. Morse ailesinin İngiliz Edebiyatı öğrencisi kızı Ruth ile tanışması Martin için hayatının dönüm noktası olur. Martin, Ruth’un rüzgarına masum bir aşk ile kapılır. Ruth ile yaptığı sohbetle ondan ödünç aldığı kitap dünya görüşünü değiştirmeye başlamakla kalmaz, yeni bir tutkuya açılan bir kapı, aydınlatan bir ışık olur. Genç kızdan aldığı kitap ilgisini çeker ve edebiyat dünyası ile tanışması burjuva sınıfının aldatıcı ışıltısına kapılmasına sebep olur.
“Varlığını sezdiği ve peşinden koştuğu, ama tutamadığı şey, şiirin zapt edilemez ruhuydu. Sıcacık bir parlaklıktı ona göre, peşinden koşturan ama hep erişebileceği noktanın ötesinde kalan ılık bir buğuydu; bazen küçük iplikçiklerinin ucunu yakalamakla ödüllendiriliyor.”
Açlıkla boğuşarak tutunduğu okuma yazma sevgisi zamana hayata tutunmasının sebebi olur. Karşısına çıkan dergilere ve gazetelere emek emek işlediği, zorluklarla yazdığı yazılarını gönderen Martin, art arda ret mektupları ile karşı karşıya kalır. Yaşamını yazarlık ile sürdürmeyi arzulayan Martin, hayallerinden vazgeçmez ve eşyalarını rehinciye bırakıp posta ücretini rehinciden sağladığı yazıları ile açlığın kıyısında dolaşır.
Martin’in tutkulu benliğine kapılan Ruth, onun sevgisine karşılık vermeye başlar. Ancak önlerinde devasa engeller vardır. Sınıf farkı. En göze çarpan temalardan biri sınıf farkıdır. Martin, bildiğimiz üzere işçi sınıfından bir gemi işçisiydi. Ancak Ruth burjuvanın sahip olduğu şeyler aldatıcılıktan ibarettir. Tıpkı uzaktan parlak gözüken reklam ışıkları gibi.
Uyandığı her sabahı kederle karşılıyordu. Hayat onu kaygılandırıyor, sıkıyor, zaman ise eziyet gibi geliyordu.
Soylu tabakanın ihtiraslı oyunlarına hevesi kalmayan, aslında gözüne büyük gördüğü kadar büyüleyici bir dünyaya sahip olmadıklarını gören Martin bu dünyadan uzaklaşmaya kararı alır. Yaşamın benliğinden eksilttikleri ile tutunacak bir dalı bile olmadığını anlayan Martin, çıktığı gemi seyahatinde kendini okyanusun karanlık derin sularına bırakır.
Kurtuluşu için çırpınan Martin uyanır ve içine dahil olmak istediği burjuva toplumunun iç yüzünü anlar. Martin’in intiharı uyanışıdır aslında. Yaşamak için nedeni kalmadığını fark eder.
Karanlığın içindeydi artık. Bunu fark ettiği, anda da farkındalığı sona erdi.
Amerikan Edebiyatının en önemli isimlerinden Jack London, Mertin Eden'i yarı otobiyografik olduğunu bilmeyenimiz yoktur sanırım.