Korkunun Edebiyatla Buluştuğu Sayfalar: Weird Tales
7/10
·192 syf.··
2025 2. kitabı
Weird Tales dergisi, gotik edebiyatın modern korkuya dönüşmesinde büyük rol oynayan, 20. yüzyılın en etkili yayınlarından biridir. 1923 yılında Amerika'da yayımlanmaya başlayan bu dergi, klasik gotik edebiyatın temalarını alıp yenileyerek yeni bir korku anlayışının temelini atmıştır. Weird Tales yazarları, gotik edebiyatın karanlık atmosferini, bilinmeyene duyulan korkuyu ve eski tanrılar gibi temaları alıp yeni mekanlara ve çağdaş korkulara taşımıştır. H. P. Lovecraft klasik gotik öğeleri alarak kozmik korkuya dönüştürmüş, insanın evrendeki küçüklüğünü ve önemsizliğini vurgulamıştır. Bu, gotik edebiyatın sınırlarını Avrupa şatolarından alıp yıldızlar arası bilinmezliğe taşımıştır. Weird Tales dergilerinde yayınlanan hikayelerden 7 tanesi bu eserde derlenmiş ve hepsi de gotik edebiyatın öncülerinden. Bir Çingene Kehaneti, Joshua’nın bir çingene kampında aldığı ürpertici kehaneti anlatmaktadır. Bu kehanete göre Joshua çok sevdiği karısını kendi elleriyle öldürecektir. Jashua kehanete inanmasa da karısı bu kehaneti ciddiye alır ve bunu engellemek için tüm önlemleri alır. Bu kehanet ile yaşamaya çalışan çift içten içe yaklaşan sonunu hissetmektedir. Hikayedeki gotik atmosfer ile ölüm korkusu ve karamsar bir hava öne çıkmaktaydı. Aşk, umutsuzluk ve kader temaları ile öne çıkan Eşyalı Oda hikayesi, genç bir adamın kaybolan sevgilisini bulmak için pansiyondan pansiyona dolaşmasını anlatmaktadır. Genç adam, bir zamanlar tiyatrocu olan sevgilisi Eloise Vashner’ı aylarca arar. Arayışı onu eski, karanlık, kasvetli bir eşyalı odaya getirir. Odaya yerleşirken, daha önce burada kalan kişiler hakkında ev sahibine sorular sorar. Ev sahibi, böyle biriyle ilgili bir bilgisi olmadığını söyler. Ancak odada bazı parfüm kokuları ve eşyalar genç adama sevgilisini anımsatır. O, bu odada onun yaşadığından neredeyse emindir. O gece adam, umutsuzluk içinde intihar eder. Doğa, ruhani varlıklar ve insanın içsel çatışması temalarını işleyen Ormanın Kadını hikayesinde, başkarakter McKay, savaş sonrası ruhsal olarak yıpranmış bir adamdır. Fransa'nın ormanlık bir bölgesine, doğayla iç içe bir yerde dinlenmek için gelir. Kaldığı bölge, görkemli bir ormanın yanındadır. Bu ormanda garip bir mistik hava, yaşayan bir bilinç hissedilir. McKay, ormanda yalnız yürüyüşlere çıkar ve zamanla ormanda doğaüstü bir kadın figürü görmeye başlar. Bu kadın, adeta orman ruhunun bir bedenlenmiş hali gibidir. Aynı zamanda ormanın içinde garip ağaçlara zarar veren, doğayı sömüren ağaç kesiciler ve onların acımasız lideriyle tanışır. Bu doğa katliamı karşısında McKay ikileme düşer. Sonunda, McKay kendi içinde bir ahlaki uyanış yaşar ve doğanın kulağına fısıldadığı öldürme dürtüsüne engel olamaz. Zalimce bu aileyi katleder. Bu olaydan sonra ilginç bir şekilde ailenin ağaçların devrilmesi ile öldürüldüğü görülür. Bu sayede McKay cinayetten olaydan sıyrılır ve oteli terkeder. Balçık hikayesini okurken gerçekten kendimi H.P. Lovecraft okuyor gibi hissettim. Eserde kozmik korku ve bilinmeyenle yüzleşme öğeleri ön plandaydı. Aynı zamanda, doğaya karşı duyulan saygı ve bilinmeyene karşı korkunun alt metin olarak işlendiği bir eserdi. Kitabın en etkileyici hikayelerinden biri olarak ön plana çıkıyor. İnsana benzer bir zeka geliştiren bir amip mikroorganizmanın bir balçık kütlesinde büyüyerek canlıları öldüren bir yaratığın korkunç hikayesi anlatılmaktadır. Bu mikroorganizma büyüdükçe vakalar artmaktadır. Korku büyür ve bir grup bilim insanı ve kasaba halkı yaratığı durdurmak için plan yapar. Fakat bu yaratık fiziksel silahlardan etkilenmeyen, adeta doğaüstü bir şeydir. Toprak, su ve çamur gibi unsurlardan oluşan; ama bilinçli bir kötülük taşıyan bir varlıktır. "Yaptığım çalışmayla bir canavar yaratma yöntemi geliştirdim. O doğadışı varlık ise işimi ve değer verdiğim kişileri yok etti. Özümde masum olduğuma kendimi inandırmam boşuna. Benimkisi bir haddini aşma suçu.” Bir Tanrının Ölümü hikayesinde, tümör teşhisi konulan ve bir yıl ömrü kaldığı söylenen Carswell adlı bir adamla anlatılmaktadır. O zamanlar New York'ta yaşamakta ve son günlerini geçirmek için Haiti'ye taşınmıştı. Adanın siyah sakinleri Carswell’in bedenindeki tümörden dolayı Tanrılarının onu ele geçirdiğine inanırlar ve ona her türlü yiyecek ve zenginlik verilir. Ancak Carswell tümörün onu öldürmeye başladığını hisseder ve tam yedi yıl sonra bir doktora gider. Doktor tümörü çıkarmak için zor da olsa bu riskli ameliyat yapmayı kabul eder. Ameliyattan sonra doktor, tümörün kötü görünümlü bir insan şeklinde olduğunu görünce şok olur. Hatta bu tümör gerçekten de bir canlıdır ve hareket etmektedir. Yine Lovecraft tarzı body-horror türünde gizemli bir hikayeydi. Görgü Tanığı Bulunmuyor hikayesinde Simon’un Wall Street'in kurdu lakabıyla anılan bir gangsterin tanık olduğu doğaüstü bir cinayet hikayesi anlatılmaktaydı. İlginç olan ise gangsterin bu lakabı onunla ilgili bazı doğaüstü gerçekleri açığa çıkartmaktaydı. İhtiyar Garfield’in Yüreği hikayesinde ihtiyar Garfield adında yaşlı, sessiz bir adamın doğaüstü hayatı anlatılmaktadır. Kimse onun geçmişini tam bilmemektedir ama herkes onun çok uzun zamandır yaşadığını, neredeyse yaşlanmadığını söylerler. İhtiyar Garfield bir gün ağır şekilde yaralanır. Doktorlar onun ölmesi gerektiğini, kalbinin durduğunu söyler. Ama o ölmez. Yataktan kalkar ve yaşamaya devam eder. İnsanlar bu duruma bir anlam veremez. Bazıları bunun bir tür büyü ya da kara büyüyle ilgili olduğunu düşünür. İhtiyar Garfield ise ısrarla kalbinin Kızılderili Hayalet Adam’ın verdiğini, öldüğünde ona geri vermeleri gerektiğini söyler. Tabi ki kimse bu hikayeye inanmaz. Ancak bir gün İhtiyar Garfield silahla öldürüldüğünde kalbinin hala atmakta olduğu fark edilir. Adamın kalbi, incelemek için çıkarıldığında ilginç bir şekilde hala atmaktadır. Bu durum herkesi şoka sokar. Tam o sırada karanlıkta uzun boylu, esrarengiz, eski çağlardaki savaşçılara benzer bir varlık belirir. İhtiyar Garfield’in kalbini alır ve gökyüzüne doğru yükselir. Bu esrarengiz varlık İhtiyar Garfield’in bahsettiği Hayalet Adam’ın ta kendisidir. Tuhaf kurgu, bilinmeyenin korkusu ve gotik edebiyatının öncüsü olan Weird Tales dergisindeki birbirinden değerli yazarların kaleme aldığı hikayelerinden derlenen, bu eser gerçekten de türünün nadir örneklerinden biri. En önemli üyesi H. P. Lovecraft olan Weird Tales’ın hikayelerini okumak bana göre bir ayrıcalıktır. Bu türe ilgisi olanların kesinlikle arşivinde bulunması gereken çok nadir bir eser olduğu görüşündeyim.
Tuhaf ÖykülerBram Stoker · Çınar Yayınları · 202323 okunma
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.