OĞUZ YILMAZ

OĞUZ YILMAZ
Lovecraftian ve Necromicon temalarının esas alındığı gotik-kozmik korku edebiyatı üzerine odaklanan, gizem, bilinmezlik ve okültizm temalarına ilgi duyan bir okurum. Lovecraft, Poe, Machen, Blackwood'a ait eserleri yorumluyorum.
Makina Mühendisi
Lisansüstü
Ankara
İzmir
65 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
@ouzylmz·
·
sabitlendi
Yağmurlu bir pazar günü Jean-Christophe Grangé imzalı Lontano eserini okumaktan daha keyifli ne olabilir ki?
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Karanlığın Estetiği ve İnsanlığın En Eski Korkusu
9/10
·112 syf.··
2026 4. kitabı
Korku nedir? Bir çığlık mı, bir gölge mi, yoksa insanın evrendeki yalnızlığını fark ettiği o sessiz an mı? Bu kitap seni korkutmaz. Sana neden korktuğunu hatırlatır. H. P. Lovecraft’ın kurmaca dışı en önemli metinlerinden biri olan Edebiyatta Doğaüstü Korku, korku edebiyatını yalnızca bir tür olarak değil, insan psikolojisinin en ilkel ve en güçlü duygusunun sanatsal ifadesi olarak ele alıyor. Lovecraft’a göre insanlığın en eski ve en güçlü duygusu korkudur; korkuların en eskisi ise bilinmeyen korkusudur. Kitap tam da bu düşüncenin etrafında şekilleniyor. Eser, gotik edebiyatın doğuşundan 20. yüzyıla kadar uzanan bir panorama sunuyor. Edgar Allan Poe’nun psikolojik dehşetini, Arthur Machen ve Algernon Blackwood gibi yazarların kozmik ve mistik korku anlayışını değerlendirirken, türün nasıl derinleştiğini gösteriyor. Lovecraft için iyi bir korku metni, okuru ani bir irkilmeyle değil; evrenin düzenine dair duyduğu güveni sarsarak etkiler. Bu kitapta dikkat çeken en önemli nokta, korkunun fiziksel tehditten çok metafizik bir huzursuzluk olarak tanımlanması. Doğaüstü olan, çoğu zaman ahlaki bir kötülük değil; insan aklının kavrayamayacağı kadar büyük ve yabancı bir gerçekliktir. İşte bu bakış açısı, Lovecraft’ın kendi eserlerinde gördüğümüz “kozmik korku” anlayışının da teorik temelini oluşturuyor. Metin yer yer öznel değerlendirmeler içeriyor; bazı yazarları yüceltirken bazılarına mesafeli yaklaşıyor. Ancak bu durum, kitabın değerini azaltmaktan çok Lovecraft’ın estetik tutkusunu gösteriyor. Çünkü o, korku edebiyatını ciddiye alınması gereken bir sanat alanı olarak konumlandırıyor. Kısacası Edebiyatta Doğaüstü Korku, korku türünü sevenler için bir başvuru kaynağı; Lovecraft okurları içinse onun karanlık evrenine açılan bir anahtar niteliğinde. Bu kitap korkutmayı
Edebiyatta Doğaüstü KorkuH. P. Lovecraft · İthaki Yayınları · 202660 okunma

OĞUZ YILMAZ

, bir kitap okudu
9/10
·112 syf.··
2026 4. kitabı
H. P. Lovecraft
7.8/10 · 60 okunma
Parçalanmış Bilincin Varoluşsal Sancısı
8/10
·210 syf.··
2026 3. kitabı
Hermann Hesse’nin Bozkırkurdu romanı, anlatıcının bir kiracı olarak evlerine gelen Harry Haller adlı tuhaf bir adamdan söz etmesiyle başlar. Harry, ellili yaşlarında, içine kapanık, insanlardan kaçan, gündelik hayata uyum sağlayamayan biridir. Anlatıcı ve teyzesi, onun davranışlarında hem bir incelik hem de derin bir huzursuzluk sezerler. Harry’nin varlığı, evde düzenli ve sakin bir yaşam süren bu küçük burjuva dünyaya tuhaf bir gerilim taşır. Anlatıcı onu ilk gördüğü andan itibaren “başka bir dünyadan gelmiş” biri gibi algılar; Harry de kendini zaten böyle görür. Harry Haller, topluma ait olamamanın bilinciyle yaşayan bir entelektüeldir. Gündüzleri kitaplıklar ve odası arasında geçen, geceleri meyhanelere giden, bedeni hasta ama zihni fazlasıyla uyanık bir adamdır. Kendini sık sık “bozkırkurdu” olarak adlandırır; çünkü ona göre içinde iki temel varlık vardır: biri kültürlü, ahlaki ve düşünsel insan, diğeri ise yalnız, vahşi, uyumsuz kurt. Bu ikilik, onun bütün hayatını belirler. İnsan yanı düzeni, sanatı ve düşünceyi savunur; kurt yanı ise toplumdan nefret eder, içgüdüsel ve yıkıcıdır. Harry, bu iki parçanın bir arada yaşayamaması yüzünden derin bir yalnızlık çeker ve sık sık intiharı düşünür. Hayata katlanmasının tek nedeni, acıyı sonuna kadar yaşaması gerektiğine dair belirsiz bir inançtır. Harry Haller, modern insanın bölünmüş bilincidir. Aklın, kültürün ve ahlakın temsilcisi olduğu kadar, bu değerler altında ezilen bireydir. Harry, düşünceyle yaşayan ama yaşamayı başaramayan insan tipidir. Kendisini “bozkırkurdu” olarak tanımlaması, toplumla kurduğu yabancı ilişkiyi açıklama çabasıdır. O, ne burjuva dünyasına ait olabilecek kadar uyumlu ne de içgüdülerine teslim olacak kadar özgürdür. Harry, insanın kendi benliğini yanlış tanımladığında nasıl bir çıkmaza
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma