Adı:
Lontano
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
656
ISBN:
9786050934694
Orijinal adı:
Lontano
Çeviri:
Tankut Gökçe
Yayınevi:
Doğan Kitap
Jean-Christophe Grangé’den Kongo-Fransa-Belçika üçgeninde tüyler ürpertici, soluk soluğa bir kovalamaca.
Onlar ölümsüzlüğün sırrına vâkıf olanlardı.
İntikam hissiyle yanıp tutuşan, kötülüğün öncüleriydi.
Zamanın ve mekânın ötesine geçebilenlerdi. Afrika’nın derinliklerinden getirdikleri
kara büyüleriyle aklın sınırlarını aşanlardı.
Ne zaman içimde bir ses uyansa ve “artık yazmaya başlaman gerek” dese, bu ses, Grange kitabı okuduğum anda susuyor. Çünkü adam çok iyi, ve ne yaparsam yapayım o kadar iyi olamam…
Adam çok zeki, tüm kitaplarında ciddi bir kurgu var… Anlık yüzeysel olguların kurgusu değil, temeli yıllar evveline uzanan olaylar silsilesi. Farklı mekanlar, farklı zamanlar ve onlarca insanın ince ince dokunup örümcek ağı gibi kusursuzca birbirine bağlandığı bir yapı
Adam çok kültürlü ve araştırmacı; tüm kitaplarını okuduğumda tarihi, kültürel, teknolojik, bilimsel bir şeyler illa ki öğreniyorum. Bir kitabını kapatıp da “bunda da bir şey öğrenemedim” dediğim olmadı. (Belki Kaiken)
Adam çok yetenekli, kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar okuyucuyu kitabın içine çekmekte usta. Merak yaratmayı ve şaşırtmayı çok iyi başarıyor.
Ve Lontano, yazarın yukarıda anlattığım tüm belirli özelliklerini yansıttığı bir kitap…
Ve bu kitabın, diğer kitaplarından bana farklı gelen tarafı, cinayetlerin açıklanamaz bol bol soru işaretleri ile çözümlenmiş olması. Bu da zaten devam kitabında karşılaşacağımız davanın temeli olacak… Merak ve heyecanla bekliyorum :)
Grange polisiye-gerilim dalında takip ettiğim tek yazar. Genellikle kitaplarında başka uygarlıklara ait efsaneleri, inançları alıp günümüzde işlenen cinayetlerle bağlantılı hale getirir. Bu nedenle onun kitaplarını okurken sadece "katil kim?" merakı duymuyorum, bahsettiği konular hakkında araştırma yapma gereği de duyuyorum. Yazar bu kitabında kökeni Afrika'ya dayanan cinayetlerin izini sürüyor.

#Grange kitaplarının karakterlerine baktığımızda katil kişilerin ve onu soruşturan polislerin problemli çocukluk ve aile yaşantılarını görüyoruz. Bu problemler basit aile kavgaları değil, unutulmak istenen, bastırılan ve travmaya neden olan olaylar.

#Kitapta Fransa ve diğer Avrupa devletlerine de eleştiriler var. Sömürge haline getirip, yeraltı yer üstü tüm zenginliklerinden yararlandıkları Afrika ülkelerinin insanlarını da köle haline getirmeyi başarmışlar. Hepimizin Kanlı Elmas ve benzeri filmlerinden hatırlayacağı gibi. Ayrıca çok yakın bir tarihte- 1994 yılında- meydana gelen Ruanda Soykırımı'ndan en sorumlu tutulan ülke de Fransa. Yaklaşık 800.000 insanın öldüğü bu soykırımdan pek çoğumuzun haberi bile yok.

#Fransa gizli servisi tarafından 1985 yılında batırılan Greenpeace'e ait "Rainbow Warrior" mürettebatı ile ilgili birkaç söz edilmiş kitapta.

#Grange kitaplarının bazılarında geçen sado-mazo toplulukları bu kitapta da var. No-limit adı altında yapılan toplantılar, partiler, eğitimler...

#Tıpla gerilimi içiçe geçiren yazar, bizlere farklı bilgiler vermiş. Bunlar gerçekten mümkün mü, kurgunun bir parçası mı bilemedim. Ama onun katilleri her zaman neşter kullanmayı çok iyi bilen, tıp bilgisine bir şekilde hakim olan kişiler.

#Kitabı okumadan önce Fransa'nın yakın tarihini bir gözden geçirirseniz iyi olur. Çünkü Grange bazı satırlarda net eleştirilerde bulunmuş.

#Grange'in kendisinde en sevmediğim nokta ise, kitaplarında çok fazla reklam yapması. Çakmaktan çantaya, gömlekten arabaya, sigaradan mobilyaya kadar neredeyse her şey ünlü markalarla nitelendirilmiş.

#Kitapta kurguyu oturtması biraz zaman almış, bu da sürükleyici olmasına ket vuran bir olgu. Yani Grange kitapları arasında kendi sıralamamı belirleyecek olsam;
1-Kızıl Nehirler
2-Koloni
3-Ölü Ruhlar Ormanı
4-Sisle gelen yolcu
5-Kurtlar İmparatorluğu ve Leyleklerin Uçuşu olurdu...

#Yazar kitabın sonunda devamı olacağına dair bir işaret bırakmış. Sanırım bu önceki kitaplarında yoktu. Bunca polisiye yazmış bir yazarın ölümsüz bir polisiye karakteri yaratması mümkün iken, o her seferinde farklı polislerle davalara eğilir. Çünkü takip eden polis ve korkunç katiller arasında mutlaka bir bağ vardır. Bunu her ne kadar bilseniz de, yine de katili tahmin edemiyorsunuz:)

Hepinize iyi okumalar dilerim.

Benzer kitaplar

Grange büyük yazıyor!

Alışık olduğumuz senaryo-kurgu. Farklı olan ve bu romanı büyük kılan, "insan ne için öldürür?" sorusuna 'büyük cevap' aramasındadır.

"İnsan ne için öldürür?" sorusuna tıbbi, psikolojik, sosyolojik, sanatsal, inançsal (fetişizm) ve siyasi-ekonomik boyutlarda cevap arayan bir eser olarak nitelendiriyorum.

Ayrıca, yakın ve son zamanların Fransa'sının siyasi "hayatına" ışık tutacak nitelikte yardımcı eser olarakta okunur ve değerlendirilebilir.

Okurken bana True Dedective ve Crossing Lines dizilerini hatırlattı. Kitabın sonunda, sanki devamı oacak izlenimine kapıldım. Ama sanmıyorum, belki de okurların hafızasında bir kaç soru bırakmış istemiştir.
Bayağı bir uzun zamandır, yaklaşık olarak 4 senedir Grange okumamış, onda da beğenememiş (Sisle Gelen Yolcu) bir okur olarak Grange okumak bu sefer çok iyi geldi. Grange romanlarındaki o karanlık atmosfer, sert mizaçlı, az da olsa herhangi bir sorunu olan karakterimiz tekrardan bu kitapta Grange usulünde vardı. Sert mizaçlı demişken sertliğinin yanı sıra şahsen bana göre Grange, karakterlerini nedense okuruna pek sevdirtmiyor; sevdirtemiyor diye düşünmek istemiyorum çünkü her romanında okurunu bu kadar geren, bu kadar psikolojisine etki eden Grange gibi bir yazar bence istese tutkunu olabileceğimiz bir karakterini, bir dedektifini bizlere verebilir düşüncesindeyim, ki bu kitabında da Erwan Morvan karakteri ile bence bu durumu az çok da yapmış diyebilirim. Okumadığım Koloni, Ölü Ruhlar Ormanı ve Kaiken isimli romanlarını saymaz isem Erwan sevdiğim tek Grange karakteri benim için.

Roman, klasik Grange havasında ilerleyen, bol bol bilgi, kelime öğrenimi ve dip notlar ile akışını sağlayan, özel kurumlar ve Fransa tarihindeki olaylar ile akışına devam eden ama bu özel kurum ve Fransa tarihindeki olayların veya kişilerin bilgileri akılda kalmamasına rağmen okunabilirliğinden bir şey kaybetmeden Siyah Kan ve Şeytan Yemini kadar olmasa da son derece insanı gerebilen başarılı bir roman. Roman içinde bolca "Wall Street" havasında borsa, döviz sahneleri mevcut ve tabii ki de bu sahnelerin %70'ini anlamadım :), anlayamadım maalesef, parayla işim olmaz benim :); ama yukarıda da dediğim gibi bana göre anlaşılan o %30'luk kısım ile roman kendinden bir şey kaybetmiyor, sizi tamamen kendisine çekip karanlık atmosferine maruz bırakıyor. Borsa ve döviz sahnelerini benim yerime %100 olarak anlayan okurların olduğunu da düşünüyorum tabii ki.

Kitap, Yazar'ın okuduğum diğer kitaplarına göre konuya daha geç girip, akıcılığını daha geç alıyor, bunda da "Congo Requiem" https://www.goodreads.com/...073620-congo-requiem isimli devam kitabını 2016 yılı içerisinde Fransa'da çıktığını düşünür isek akıcılığın neden geç geldiğini ve cevabını alamadığımız soru işaretlerinin sebebini de anlamış oluyoruz. Umarım Doğan Kitaplar arayı çok açmadan, kitaba ve karakterlere biz çok uzaklaşmadan yeni kitabı bizlere sunabilir. Yorumlarda da genelde baskı kalitesine laf edilmiş ama aksine baskı kalitesi ve kağıt kalitesi bence son derece iyi. Murakami kitaplarında da kullandığı bu yeni tür kağıt ile 600'den fazla sayfa sayısına sahip kitaplar elimizde daha ince olarak yer alıyor ve sürekli yanında kitap taşıyan biri olarak bence çok iyi.
Jean-Cristophe sen neymişsin böyle. Benim deyimimle yazar edebiyatı zekası ile taçlandıranlardan. Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve bütün kitaplarını alıp okumayı düşünüyorum. Sonuna kadar sürekliyici ve merak uyandırıcı. Bir an bile sıkılmadım okurken. Polisiye bunun yanında politika, suç, sömürgecilik,aile gibi konular müthiş bir kurguyla yazılmış. Bu kitapta yazara hayran kaldım ve ilk defa bir roman karakterini -Erwan'ı- bu kadar sevdim. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
En sevdiğim yazarın efsane bir kitabı daha. Tek kelimeyle mükemmel bir kitaptı.Bence bu adamın kitapları kendi türünde bir numara. Hikayesiyle karakter analizlizleriyle harika sıkmıyor ve bitmemesi için uğraşıyor insan. Akıcı düşündürücü yer yer de korkutucu. Yazarın emeğine sağlık. Bu kitabın birde devamı varmış hiç vakit kaybetmeden onuda okumaya başlayacağım. Jean-Christophe Grange hic sıkılmadan okuyacağım tek yazar polisyeye yeni başlayacak arkadaşlara tek önerim var bu yazarla başlasınlar.
Lontano için heyecanlı, meraklı ve istekliydim. Roman yıllar öncesinden süregelen mantık dolu bir kurguyla ilerledi ama son sayfalarına gelirken verilen çok sayıda detaylar sayesinde kitap biterken birçok ipucu ve soru işareti cevapsız kaldı. Bu da bende hayal kırıklığına yol açtı. Heyecan düzeyi çok alçaktı. Beklediğim gibi değildi.
#spoiler icerebilir #

Bazı kitapları kafamdaki iç ses ile okurum ben ..bir karakterle karşılaştığımda kitap konuşmaya başlarsa eğer o en keyifli andır benim için ..çünkü okumak eyleminden çıkıp izlemek eylemine geçiş yapmışımdır ..tabii ki bunu başarabilen çok fazla yazar maalesef yok ,belkide öyle olması çok daha iyidir ..Grange ile "kızıl nehirler"döneminde karşılaşmıştık sonra yollarımız bir şekilde ayrıldı ,birbirimize fazla zaman ayiramadik,taaa ki bir sabah "Lontano"na ya elimi uzatana kadar ..konu olarak yıllardır okumaya fırsat bulamadığım seri katiller sinifina giren "Lontano" polis olmanın gerilimini ,aile içi entrikalar ve huzursuzlukları ,geçmişin sırlarını hem çok hızlı hem çok ağır bir şekilde önümüze döküyor. .bir yumak halindeki olayların çözülmesi tam herşey bitti derken başka bir pencere açılması, sayfalar azaldikca "hayır "bitmesin hissi ile okunan bir kurgu şöleni. ..

Erwan, Gaelle,Loic,Sofia ....
Hepsi birbirinden arızalı bu insanları o kadar benimsedimki "acaba şimdi ne yapıyorlar "diye merak etmekteyim :))

Çok uzattım affola :) bir Jean -Christophe GRANGE klasiği....okuyunuz efendim ........mutlaka !.....
Dikkat Spoiler !! 
Ervan Morwan, Kongo’da babasının eski dostu bir generalin cenaze törenine katılıyor. Burada bayağı üst yönetimden insanla görüşüyorlar, yeni generallik seçimleri oluyor vs derken konu burada noktalanıyor ve bu sefer tarzından farklı olarak önce bir hikaye verip sonradan başlamış. Başka bir yazardan size tanıdık geldi mi ? 
İlk bölümümüz ‘Morwan – Baba ve Oğul’ olarak başlamıştı. Sosyalist Parti lideri Hollande’nin seçilmesiyle başlayan ve bizim Morwan’ın babasının memnuniyetsizliği ile güldüren bir giriş. İki tane Morvan olduğundan Ervan derken polis olan oğluna Morwan derken de bayağı eğlenceli ve bizdeki ‘kıyak’ denilen adamdan bahsedeceğim.
Baba Morwan, oğlu Ervan’ı bir göreve gönderiyor. Bu görevde ölen bir çocuk var. Eğitimden kaçıyordu sanırım. Ya da bir eğitim bölgesi olabilir. Her neyse füzeyle öldüğünü biliyoruz. Eh genç bir askerin füze ile ölmesi de insanı gerçekten kuşkulandırıyor. Ama burada benim dikkatimi çeken olay ölen kişinin -Wissa- Müslüman olmamasına rağmen ve yazarın da ‘Dinimizi’ en ince detayına kadar araştırarak defin işlemlerinin nasıl olduğunu, nasıl gömüleceğini ve başının Kabe tarafına dönük olması gerektiğini bilmesi beni çok mutlu etti.
Cinayete yeniden dönecek olursak yaklaşık 100 sayfalık bir bölümün yalnızca sıradan bir ölüme ayrılacağını tahmin etmemiştim ki zaten yavaş yavaş bir cinayet olduğu ortaya çıktı ve önümüzde maktulün bombadan önce ölüp ölmediği ve bunu kimin yaptığı gibi büyük sorunlar kaldı.
Di Greco’nun intiharı söz konusu ve ardında bıraktığı kabullenme dolu bir ölüm ve peşine düşülecek tek bir iz. Lontano !
2. Bölüm ‘Toza Döneceksin’ biraz daha heyecana sahne oluyordu. Katil geri dönmüş ve tek ipucu Ervan’ın babası Morwan’da gizliydi. Ve bir ceset daha ortaya çıkıyordu. Derisi yüzülen Anne Simoni. Gerisi midemi kaldırmadı zaten. Katil eskiden de tanınan Çivi Adam diyelim de ne yaptığını sizler tahmin edin.
Bir de karşınıza No Limit çıkacak. Bayağı takılacak gibiyiz. Bu ne cinsinden. Sorun yok öğreneceğiz.
Cesetlere bir yenisi daha ekleniyordu -Ludovic Pernoud- ve bu da katilin ritüeline göre bir sonraki cesedin de olacağı anlamına geliyordu. Katilin yaptıkları çok ironik ve mide bulandırıcı desek yeridir. Okurken ne zaman bundan daha değişik bir ölüm olamaz desem terse yatıyorum. Her kitapta her hikayesinde adam en değişik ölüm şekillerini bulan bir hayal gücüne sahip. Biz de olsa ‘Sen bunları nereden biliyorsun?’ deyip adamı katil diye içeri alırlar. 
Ardından hikayemiz Afrika sınırlarına dayanıyor. Ervan’ın Afrika görevi. Kardeşi Löic ile eşini Sofia’nın ilişkileri ve sonrasında araştırmalarda ne yaparlarsa yapsınlar başa dönmeleri tamamen hesaplanmıştı. Babalarının Afrika hisseleri onlar öldüğünde evli olan Löic ve Sofia’ya kalacak böylece de hisseler birleşecekti. Düşününce oldukça güzel ve tutarlı ama gerçekte ne kadar haklıydılar ? Ana fikir gerçekten bu muydu ?
Peki ya katil. Reenkarnasyon olayı gerçekten mümkün müydü? Bir katilin kimliği bir başka katile nakledilebilir miydi? Peki katil gerçekte kimdi ve bir konsey tarafından mı kurulmuştu ? Kongo’yu bu kadar önemli kılan neydi? Peki ya katil değil de katiller varsa ve tek kişi gibi davranıyorlarsa. Bu bölüm çok can yakar.
Tam bir kaos. Afrika’da resmen bir savaş. Ölümler, öldüren kişiden beklenmeyen bir sürpriz ve vurulan Ervan. Vuran mı kim ? Silahlar, mermiler. 2. Bölüm gerçekten de oldukça sağlam bir Afrika dizaynı yapmıştı. Ve 3. Bölüm ‘Diğeri’ başlıyordu.
Bu bölümde gene bir noktaya dikkat çekeceğim. Ölümlerle orantılı olarak bir dincilik fikri; Hristiyanlık, Müslümanlık ve Budistlik. Buraya neden takıldım derseniz de, buradaki olay ‘Din’ adına yapıldığı söylenen ‘Katliamlar’ ve bunların araştırılıp yazılmasıydı.
Catherine Fontana vardı ben ondan en son bahsetmeyi istedim. Çünkü kadın gerçekte ilk cinayetlerden birisinin kurbanıydı ama ölmesi pek muhtemel değildi. Üstelik Ervan’ın babası Morwan da bunu biliyor ve söylemiyordu. Bu aynı zamanda bu kadar katil bu diye öldürülen kişilerinde boşa öldürüldüğünü düşündürüyordu ve Ervan da bu gerçeği bulmak için Afrika yolculuğuna çıkacaktı. Kitabın devamı niteliğinde gördüğümüz Kongoya Ağıt da bunu bize yansıtacaktır diye düşünüyorum. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere, kitapla kalın.
Kitapla kalın demişken İstanbul’da oturan arkadaşlar için Üsküdar kitap fuarı halen devam etmektedir. Gitme durumu olan arkadaşlar gelsinler, bana da haber versinler. Mutlaka yardımcı olacağımın da garantisini verebilirim. İyi okumalar, hayırlı akşamlar olsun..
güzel bir kitap olmuş, kaiken'den sonra daha tatmin edici bir hikâye ve konuyla ilgili detaylı bilgilendirmeler göz dolduruyor. sisle gelen yolcu da beni sıkmıştı ama bu roman gayet keyifli.
Lontano... Yaklaşık iki yıldan fazla beklediğim kitap nihayet ellerimin arasındaydı, okudum, kokladım :)) Kaiken faciasından sonra (ki bana göre gerçekten Grangé kitaplarının içinde gerçekten kendi ile alakası olmayan bir kitap) biraz ürkek, ama bir o kadar da büyük beklentiler içindeydim. Kitabın kapak tasarımı ile başlayayım..Kırmızı ve Siyah ağırlık yani Siyah Kan ve Şeytan Yemini gibi (benim en sevdiğim iki kitap olur kendileri) Bu sefer diğer Grangé romanlarına nazaran daha kalın bir kitap ile karşılaştık 656syf, ve tabiki bir 600 küsür daha olsa heyecanla okur,sıkılmazdım. Olumsuz eleştirim geliyor, Matbaayı beğenmedim, sayfalar o kadar ince ki, parşömen misali çevirirken zarar vermekten korktum adeta, ayrıca yanlış hatırlamıyorsam 3-4 yerde de imla hatası ile karşılaştım. Ancak yine kitap içinde yer alan ritüeller, Cangıl,Alabros kesim saçlar, silah modelleri (bu sefer araba markaları ön planda değildi) ile eski bir dostu görmüş olmanın hazzını yaşamadım değil. Kitabın bitmediği ve ''Congo Requiem'' ile güzel bir devamının bizleri beklediği aşikar, hem zaten öyle de olmalı aksi halde ilk defa Grangé kitabında katil (yada suç ortağı) tespitim yanlış çıkardı :)) Şimdi sorun şu ki, yine uzun bir süre yeni kitabı beklemeye mecalim yok, ama Doğan Kitap'a baskı yapacak takatim her daim var :) Sevgili Tankut Gökçe'nin ''Congo Requiem'' i de çevirmiş olduğunu ümit ediyor ve kısa süre içinde kitabın devamını da raflarda görmeyi bekliyorum.

*****BU KISIMDAN SONRASI SPOİLER İÇERİR******

Erwan üzerinden olay devam ediyor olsa da aslında ana karakterin hep Grégoire olduğu izlenimine düştüm. Cinayetler, ritüeller son derece iştah açıcıydı. Sonuçta konu, sado mazoşizm, Afrika büyüleri gibi unsurlar olunca kurbanların cinayet senaryoları da daha sert olmalıydı. Yani çiviler, aynalar, iç organların çıkartılması gayet yerindeydi, ayrıca her kurban içinde yer alan, bir sonraki kurbana ait saç ve tırnak kısmı da son derece heyecan vericiydi. Ben ısrarla kilit noktanın Maggie olduğu fikrinin arkasındayım. Hatırlarsanız Baba Morvan, Oğlu Erwan'a ''Annen hiç de sandığın gibi biri değil'' demişti. Maggie'nin hikayesi ile ilgili bir kaç olası fikrim var ama kendime saklıyorum, zaten ''Congo Requiem''de buna daha çok şahit olacağımızın hissiyatındayım.Tahminimce İkinci kitap daha çok Morvan klanı ile ilgili olacak, yani değişik karakterlerden oluşan, pazar günleri yemeğinde aile gibi görünen o tuhaf karakterler bakalım nasıl karışacaklar. Tabiki daha pek çok tezim var mesela bir anda olaya dahil olan güzel sophia'nın babası italyan amca gibi :) Şöyle bir göründü gitti baba Morvan'ın eski ahbabı. Ama hepimiz biliyoruz ki Grangé bir karakteri devreye soktuysa öylesine değildir, ikinci kitapta bakalım neler olacak. Merakla bekliyorum..
Spoiler içerse de içermese de dayanamayıp okunabilecek bir eser. Neyse roman ağırlıklı olarak Fransa- Kongo arasında mekik dokuyor.Hem de nasıl Kongo cayır cayır yanıyor.Fransa'nın gözbebeği Başkomiser Erwan Morvan Kongo'da ki şüpheli bir askerin ölümünü araştırır.Bu olayın araştırılmasını Baba Morvan da ister tabii.Lakin bu ölüm bir kaza mı yoksa bir cinayet mi bunu konu ilerledikçe ve Baba Morvan'ın karanlık geçmişiyle nasıl bir bağlantı kuruluyor olduğu görülecektir.Erwan, babası ve finans sektörüne çivilenmiş daha doğrusu zorlanılmış kardeşi arasında olan bilinmeyenler, Çivi adamın iç dünyasıyla gün yüzüne çıkıyor.Romanın devamı var(varmış).Sayfalar yeni teknoloji uyumlu galiba az olsun öz olsun hesabı.İlk aldığım da 1932 yılının bir kitabını okuyorum zannettim.Dikkatli okuyun cırt diye yırtılabilir zar gibi.İyi okumalar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lontano
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
656
ISBN:
9786050934694
Orijinal adı:
Lontano
Çeviri:
Tankut Gökçe
Yayınevi:
Doğan Kitap
Jean-Christophe Grangé’den Kongo-Fransa-Belçika üçgeninde tüyler ürpertici, soluk soluğa bir kovalamaca.
Onlar ölümsüzlüğün sırrına vâkıf olanlardı.
İntikam hissiyle yanıp tutuşan, kötülüğün öncüleriydi.
Zamanın ve mekânın ötesine geçebilenlerdi. Afrika’nın derinliklerinden getirdikleri
kara büyüleriyle aklın sınırlarını aşanlardı.

Kitabı okuyanlar 612 okur

  • Göknuradair
  • Ehu Ehe
  • Nihan
  • Özgür Yıldız
  • Caner Toptaş
  • drburcum
  • Tuba Dalkılıç
  • Beşir Yılmaz
  • Çağrı Hatipoğlu
  • Serdal Şimşek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%7.5
25-34 Yaş
%36.9
35-44 Yaş
%36.9
45-54 Yaş
%10.8
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.7
Erkek
%39.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.9 (73)
9
%29 (85)
8
%25.9 (76)
7
%13 (38)
6
%3.1 (9)
5
%2 (6)
4
%1.4 (4)
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları