8,8/10  (341 Oy) · 
1.145 okunma  · 
265 beğeni  · 
5.914 gösterim
Güneydoğu Asya’da, Yengeç Dönencesi ile Ekvator çizgisi arasında bir yerlerde bir yol vardır.
Siyah kanla çizilmiş bir yol.
Korkunun ve ölümün hakim olduğu bir yol.
Paris. İlk temas. Kuala Lumpur. Hayat Yolu. Uçuşan ve Çoğalan. Sonsuzluğun İşaretleri. Kamboçya. Bal ve Fresk. Tayland. Arınma Odası. Dünyadan soyutlanmış bu mekanda neler olduğunu anlayacaksınız! Bangkok. Gerçeğin Rengi aynı zamanda Yalanın da Rengi’dir!
Ve Paris. Her şey sona ermedi, yeni başlıyor.
Çabuk saklan, Baba geliyor!
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    431
  • ISBN:
    9759914332
  • Orijinal Adı:
    La Ligne Noire
  • Çeviri:
    Şevket Deniz
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Damla Köseoğlu 
31 Oca 00:08 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ed Gein, Richard Chase, Jeffrey Dahmer, Ed Kemper vb. vb. vb. İncelememin başında belki de tarihteki en vahşi, en hastalıklı seri katillerden birkaçının ismini okudunuz. Biri kurbanlarının kanını içiyor, biri kurbanlarının derisinden maske yapıyor, bir diğeri kurbanlarının bedenini asitle doldurmak için kafataslarını deliyor. Vikipedi'den okuduğum kadarıyla bu isimlerin neredeyse hepsi küçüklüklerinde ailesi veya çevrelerindeki diğer kişiler tarafından çeşitli yollarla istismar edilmiş. Siyah Kan bu konuyu ele alıyor diyebilirim. Gerilim ustası Christoph Grangé suçun nedenlerine inmeye çalışırken, son derece vahşi bir dünyanın kapılarını aralıyor.

Christophe Grangé'in Siyah Kan'a kadar 6 kitabını okumuştum ve uzun zamandır da Grangé okumuyordum. Siyah Kan yazarın kitaplarına dönüş için iyi bir tercih olur diye düşündüm. Normalde katilin olayların başında belli olduğu kitapları fazla sevemiyorum, bu durum gizem ve heyecan düzeyini azaltıyor gibi geliyor, Siyah Kan'da da katil ilk bölümden itibaren belli ve yukarıda belirttiğim şeye rağmen bu, kitapta en beğendiğim noktalardan biri oldu diyebilirim.

Kamboçya ve Tayland'da işlediği düşünülen cinayetlerden sıyrılmayı bir şekilde başaran Jacques Reverdi Malezya'da tutuklanır. Bir kadın, Reverdi'nin evinde 27 yerinden bıçaklanmış halde bulunur ayrıca cinayette kullanılan bıçağın üzerinde Reverdi'nin parmak izleri bulunmuştur. Öte yandan Fransa'da bir gazete için çalışan Marc Dupeyrat, son yıllarda kendini cinayet dürtüsünü araştırmaya, katillerle iletişim kurup bu alanda çalışmalar yapmaya adamıştır. Son zamanlarda ise Marc Dupeyrat'ın dikkatini çeken ve zihnine girmeyi istediği tek bir suçlu vardır: Jacques Reverdi. Fransa'dan Malezye'ya uzanan insan avı ve dört bir yanınızı saracak gerilim,  cinayetler ve korkunç psikolojik durumlar.

Bir kişiyi cinayet gibi bir suça itebilecek nedenler nelerdir, katil cinayet sırasında ve sonrasında ne düşünür ya da işlediği cinayetler ile geçmişi arasında ne gibi bir bağ olabilir? Grangé Siyah Kan'da yaptığı psikolojik tahlillerle bu soruların cevabını bir nebze de olsa veriyor. Psikolojik tahlil kısmı sizi korkutmasın çünkü kesinlikle sıkıcı değil aksine dikkat çekici. Geçmişimizde yaşadığımız acı verici olaylar bir şekilde kişiliğimizi ve gelecekteki eylemlerimizi  etkiliyor. Bu kitap belki de, bunun ne şekilde olabileceğinin en güzel örneklerinden.

Başlarda biraz durağanlık olmasına ve olayların,  aksiyonun görece geç başlamış olmasına rağmen Siyah Kan etkileyeciliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Kitap son sayfalarda bile okuyucuyu şaşırtmayı başarıyor. Yapılan coğrafi bölge tasvirleri, "sihirli sıvı" kan hakkındaki şaşırtıcı detaylar ve hastalıklı bir zihne derinlemesine bakış. Aksiyon, heyecan, ilgi çekicilik, şaşırtıcı bilgiler Siyah Kan'da bir polisiye-gerilim kitabından beklenebilecek her şey mevcut.

Birkaç yıllık aranın ardından Grangé okumaya yeniden başlarken, bu başlangıcın Siyah Kan gibi etkileyici bir kitapla olmasından son derece memnunum. Yakın zamanda yazarın bir diğer kitabı olan Koloni'yi de okumayı planlıyorum. Henüz Grangé ile tanışmamış iseniz bence en kısa zamanda tanışmalısınız. Son olarak yaşanan travmalar ve cinayet ilişkisinden bu kadar bahsetmişken incelememi kitaptan bir alıntıyla noktalamak istiyorum: "Hiçbir ruh hali, öldürme eylemini açıklayamaz hattâ haklı gösteremezdi."

Murat Sezgin 
 31 Oca 12:03 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

“Çabuk saklan, baban geliyor!”

Şu sıralar gerek okuduğum kitaplarda gerek izlediğim dizi veya filmlerde en çok duyduğum kelime ‘kan’. Siyah Kan’da da ‘kan’ resmen ilahlaştırılıyor. Çeşitli durumlarda akan durumlardaki kanın özellikleri, oksijen miktarına göre kanın rengi gibi şeyler ayrıntılarıyla anlatılıyor. Sadece kanla ilgili bilgiler vermekle kalmıyor; suçlu psikolojisi, ülkelerin kültürlerine ait bilgiler veriliyor.

“Yıkma, öldürme, yok etme hep oralarda bir yerdeydi, insan beyninin derinliklerinde. İnsanın genlerinde, ilkel beyindeydi ve açığa çıkmak için fırsat kolluyordu.” Bu söz bana göre insanın içindeki gizil güçleri tanımlayan en iyi aforizmadır. İnsan sadece fiziksel olarak yok etmiyor, duygusal olarak kendi içinde ya da başka bir kişide bir şeyleri yok ediyor, yıpratıyor, öldürüyor.

“Çabuk saklan, baban geliyor!"

Seri katiller, sabah uyanıp işine giden, akşam işten çıkıp evine dönen, faturalarını yatıran, sportif aktiviteler yapan kısaca normal bir insanın yaşadığı hayatı yaşayan kişilerdir. Peki, normal insan gibi yaşayan bu kişilerin insan hayatına kıymalarının sebepleri neler? Vahşi içgüdü yani ilkel beyne söz geçirememe, dağıtılmış yuva, yıkılmış evlilikler, anne veya babanın erken yaşta ölmesi ya da intihar etmesi, küçükken psikolojik ya da cinsel tacize uğrama, fizyolojik sebepler, kafa yaralanmaları, hormon dengesizliği, genetik bozukluklar, sosyolojik sebepler, mensup olunan sınıftan kaynaklanan öfke gibi sebepler insanın içindeki seri katili ortaya çıkarıyor.

Seri katillerin zekâ düzeyleri her zaman şaşırtmıştır beni. Yapılan bir araştırmaya göre seri katilerin hepsinin ortalama zekâ düzeyinin üstünde oldukları saptanmıştır. Kurbanları seçiş biçimleri, kusursuz cinayet planları ve arkalarında hiçbir ipucu bırakmama konusundaki özenleri onların zekâ düzeyini ortaya koymuştur.

“Çabuk saklan, baban geliyor!”

Seri katillerin özelliklerinden kısaca bahsettik. Şimdi biz de polisiye romana örnek olacak bir katil profili oluşturabiliriz. Neyle ilgilendiğini seçelim önce. Katilimiz serbest dalış ile ilgilenen kendini geliştirerek serbest dalış dünya rekortmeni olmuş bir Fransız asıllı bir erkek olsun. Adı da Jacques Reverdi olsun. Şimdi de genel özelliklerinden bahsedelim. Uzun boylu, kalıplı, nefesini uzunca tutabilen, ortalamanın üstünde bir zekâya sahip. Suç işlediğini düşündürecek ne yaşamış olmalı ki bizim ilgimizi çeksin? Jacques’in annesi bileklerini keserek intihar etmiş. Bu tek başına suç işlemeye sebep gibi durmuyor. Suçlumuzun profilini oluşturturduk ama maalesef Grange bizden önce davranmış Siyah Kan’ın konusunu böyle oluşturmuştur. Araya inanılmaz ayrıntıları serpiştirmiş, bahsi geçen suçları araştırmak ve ortaya çıkarmak için araştırmacı yönünü iyi kullanan Marc Dupeyrat’ı görevlendirmiştir. Geniş psikolojik tahlillere ve cinayet psikopatolojisine ait önemli bilgilere de yer vermiştir. Ve sonunu muhteşem kurgulamış. Bambaşka bir sonla karşı karşıya kalacaksınız. Sanırım Grange bu yüzden bizden daha iyi suçlu profili çıkarıp, olayları kurguluyor.

“Çabuk saklan, baban geliyor!” Bu cümle tıpkı “Kaar neden yağar, kaarr?” cümlesi gibi kitap boyunca kulaklarımda çınladı. Halen de çınlıyor. Siyah Kan okuduğum ikinci Grange kitabı oldu. Gerek yaşattığı duygularla gerek verdiği bilgilerle en sevdiğim kitaplar arasına girmeyi başardı. Etkisinden uzun süre çıkamayacağım. Size de kesinlikle öneriyorum. İyi okumalar.

Umut 
22 Eki 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Puan vermedi

Kötülük, doğumla beraber mi gelir yoksa yaşananlarla kötülüğe mi meyil edilir? Kötüler katıksız kötü müdür yoksa iyilik de taşırlar mı? Peki onlar kötülük yaptığının farkında mı yoksa iyi ve kötü kavramlarına başka anlamlar yükledikleri için yaptıklarının meşru olduğunu mu düşünürler? Kötü birinin, mağdur ettiği kişiden farkı geçmişte daha talihsiz bir yaşam sürmesi midir?

Bir eyleme bir kişi ‘iyi’ derken diğeri ‘kötü’ diyebilir çünkü bu kavramların (iyi-kötü) altını insanlar dolduruyor. Bu yüzden hemen aklıma “gerçekten kötülüğün özü var mı?” sorusu geliyor. İşte bu kitabı merak etme sebebim buydu: bir katilde kötülüğün özünü aramak, görmek istedim.

Şanslıyım ki Marc da benimle aynı amaca sahipti. Reverdi adında bir katilin içindeki kötülüğün gizemini çözmeye çalışan kahramanımız Marc, Reverdi’nin mektupları rehberliğinde Güneydoğu Asya’ya bir yolculuğa çıkıyor. Kimin olduğunu hatırlayamadığım bir söz vardı: “Kötülük, aralayabileceğin bir kapı değildir ardına kadar açılır.” Marc attığı adımların sonuçlarını düşünmüş müydü? Hayır, Marc ateşle oynuyordu.

İlk 150 sayfası konuya duyduğum ilgi ve merak nedeniyle beni kitabın içinde tuttu ancak hareket seven okurların burada biraz sabretmesi gerekecek. Sabırdan sonra yaşanacak olaylar sizi de tatmin edecektir. Bir noktadan sonra uçmaya başlayan bir konu vardı. Kitap, düz bir aksiyonun aksine tatlı gerilimi ve macerasıyla beni memnun etti.

Ayrıca yazar bana dünya haritasını açtırmış; Kuala Lumpur, Bangkok, Kamboçya’nın tam yerlerine baktırmıştır. Kendisi gazeteci olduğu için yaptığı araştırmalar ve bilgi birikimi kitapta hissediliyor. Bilhassa “kan” ile ilgili verilen bilgiler okuyucularda bir hassasiyet oluşturuyor. Hayal gücüyle bilmediğimiz coğrafyaları, bilmediğimiz bölge kültürlerini, araştırmalarını harmanlayarak kitabın içeriğine dengeli bir şekilde yerleştiren Grange bize güzel bir eser sunmuş.
İyi okumalar.

M. 
 22 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hayatımda daha önce hiç bu kadar iyi bir polisiye-gerilim okumadım! Ya Grange bir psikopat ya da ben; bir katili sevmenin başka bir açıklaması bence yok. Bence sınıfının en iyisi, tam bir başyapıt..

Mertcan Yüce 
18 Mar 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu nedir be kardeşim? Bu nasıl bir kitaptır? Yahu öyle yerleri var ki kalkıp birilerini öldüresim geldi.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, ama çoktan başka kitaplarını da gözüme kestirdim.İyi ki bu kitabı okumuşum ve bu yazarı tanımışım.Sahiden usta bir yazar.Kitap size sayısız kere 'oha' dedirtiyor.
Profesyoneller profesyoneli bir katil ve onun gizemini ortaya çıkarmaya çalışan bir gazeteci.Hem kadın hemde erkek.Kitap da muhteşem bir ilişki var, okuyanı kitaba bağlayan cinsten.Herkesin okuyup beğeneceğine adım gibi eminim.

Serdar Poirot 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Usta yazardan son derece güzel bir polisiye roman daha. Marc Dupeyrat, çocukluk arkadaşı ve eşinin öldürülmesinden sonra yaşadığı travmalar yüzünden müzisyenliği ve gazeteciliği bırakıp önce paparazzi, sonra da ölüm gazetecisi olmuş biridir. Jacques Reverdi ise eski bit dünya serbest dalış şampiyonu ve kadınları öldüren bir katildir. Malezya'da yakalanan Reverdi kimse ile görüşmemektedir ancak Marc, sahte bir kimlik ve arkadaşının yanında çalışan Hatica adlı bir mankenin fotoğrafı ile ilişki kurar ve Reverdi'nin verdiği ipuçları ile hikayenin büyük kısmını çözer. Ülkesine kaçar ve Siyah Kan adında bir kitap yazar, bu arada Hatica da meşhur olmuştur. Ancak Reverdi ihaneti affetmeyecek biridir ve peşine düşmüştür. Bir saldırıyı atlatırlar ve Marc tekrar komaya girer. Acaba Reverdi ölmüş müdür? Marc zannedildiği gibi masum biri midir? Marc ve Hatica bu işten sağ salim kurtulabilecek midir? Soluksuz okunan bir roman.

Bekir İstanbul 
10 Oca 17:36 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Uzak doğuda, yağmur ormanlarındaki bambuların fısıltısı hala kulaklarımda...

Yıllar önce okumuştum bu kitabı ve biter bitmez yazarın dört tane daha kitabını okumuştum...

Müthiş bir gerilim, soluk soluğa okunan bir polisiye. Kalbiniz dayanırsa mutlaka okuyun.

a leaf 
21 Haz 2013 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

bir insan bir kitaba aşık olur mu..bir insan bir seri katili (reverdi) bu denli sever mi..Grange'yi yeni okuyacak arkadaşlara tavsiyem bu kitaptan başlamayın yoksa diğer okuyacağınız diğer bütün polisiye tarzındaki kitaplar size sönük gelecek. 'siyah kan' bir baş yapıttır ve benim mükemmellerimden biridir.

Serap Nerminer 
05 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir kitabın sonuna bu kadar şaşırdığımı hiç hatırlamıyorum. Kitapta yaratıcılık, gerilim, vahşet herşey uç noktalarda ilerliyor. Katile sempati duymak da neyin nesi? Bu romanda herşey tersine dönüyor. Eğer hala okumadıysanız bir an bile şüphe etmeden başlayın derim.

Visal... 
25 Mar 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

İnsanın yıllarca unutamayacağı olağanüstü bir gerilim ve polisiye. Her insanın içinde bir katil olabileceği hissini uyandırıyor. bir seri katilin bu denli usta olabilmesi gerçek hayatta var olma düşüncesi bile ürkütücü.Elinizden bırakmadan soluk soluğa okuyacağınız, korku dolu ama bir o kadarda etkileyici bir kitap.

Kitaptan 56 Alıntı

Damla Köseoğlu 
28 Oca 20:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Hiçbir ruh hali, öldürme eylemini açıklayamaz, hattâ haklı gösteremezdi.

Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 39 - Doğan Kitap)Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 39 - Doğan Kitap)
Umut 
18 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Her insanda birçok kişilik vardır. İçlerinden biri, az veya çok daha baskındır.

Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 198)Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 198)
Umut 
17 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Güzellik, iyi çekilmiş bir fotoğrafın yanında hiçbir şeydir.

Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 131)Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 131)
Umut 
 19 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

--Benim için evlilik, bir tür kimyasal yangın...Yıllar boyunca bir kadın ile bir erkek arasında her şey yanar, her şey tükenir. Yani iyi olan her şey demek istiyorum. Bir gün küller arasında uyanırlar.

-Ama neden kimyasal yangın ?

--Çünkü sadece geriye en sert, en katı malzemeler, yanmayan parçalar kalır: öfke, acı, üzüntü ve korku.

Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 227)Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 227)
İlayda G. 
12 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Yıkma, öldürme, yok etme hep oralarda bir yerdeydi, insan beyninin derinliklerinde. İnsanın genlerinde, ilkel beynindeydi ve açığa çıkmak için fırsat kolluyordu.

Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 28)Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 28)
H. Egemen Akyüz 
29 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kadınlar da hep, "iç güzellikleri" için sevilmeyi isterlerdi. Tamamen salaklık.
Tanrı 'nın tek lütfu fiziksel güzellikti. Özellikle de yüz.

Siyah Kan, Jean-Christophe GrangéSiyah Kan, Jean-Christophe Grangé
H. Egemen Akyüz 
31 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yıllar boyunca, bir erkek ile bir kadının arasında her şey yanar, her şey tükenir.

Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 227)Siyah Kan, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 227)