Adı:
Ölüler Diyarı
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050959109
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Terre des Morts
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Cinayet büro amiri Stephane Corso, bir dizi striptizci cinayetini araştırmakla görevlendirildiğinde, ne peşinde olduğu katilin karmaşık ruh halinin ne de girmesi gereken karanlık dünyanın farkındadır. Soruşturma onu geçmişi şaibeli, goya hayranı bir ressama götürür: Phılıppe Sobıeskı’ye. ressamla Corso arasındaki düello, porno ve sadomazoşizm dünyasının labirentlerinde bir kedi fare oyununa dönüşür. Gerilimin efendisi Grange, ölüler diyarı’nda insan doğasının kuytu köşelerini keşfe çıkıyor…

Sen kötüsün.
Sen bir katilsin.
Sen bir sapkınsın.
Senin kanın çürümüş, zehirli ve kokuşmuş bir kan. soyun neyse kanın da odur.
464 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Önden kısa bir serzeniş; kitabı okumadan puan veren herkesi kınıyorum. Okumadığınız kitapları puanlamayınız, kapağına yazara yayınevine puan vermeyiniz. Okuyunuz ve sonra beğeninizi puanlayınız!

Okuduuuum okudum! Bir çırpıda okumadım, sindire sindire okudum. Yarın yokmuşçasına bitirebilirdim fakat beklediğim bir yılı düşünüp kendimi dizginleyerek okudum! Ama ne güzel okudum, dikkatle özenle ve sürpriz olacağını bekleyerek okudum. Çünkü karşımdaki gerilimin ustasıydı, çünkü sürpriz beklememek olmazdı, çünkü O yazıyorsa kesinlikle bir ters köşe vardı! Sahi var mıydı?

2018'de yeni kitap çıktığını görünce ah dedim, ah biz yine çeviri bekleyeceğiz. Bu bekleyişi sevmesek de mecburuz tabi. (Grangé kitapları duyurulma sürecine kadar sancılı bir dönem oluyor bilenler bilir.) Ama yine müthiş bir çeviriydi, beklediğimize değdi. Hayal kırıklığı yaratmadı, memnun etti Tankut Gökçe... Kapakla ilgili de birkaç şey söyleyip geçeyim konuya. Orjinal kapak linki; https://i.hizliresim.com/MVREMa.jpg
Biz nedense biraz çekimser kalmışız kapak konusunda. Orjinalin Grangé kitaplarının tarzına daha uygun olduğunu düşünüyorum. Keşke onu kullansaydı Doğan Kitap. Bizimki, alışılmışın dışında bir kapak Grangé düşünülünce.

Gelelim kitabın konusuna, tabi ki spoiler yok! Sürpriz bozacak, keyif kaçıracak her şeye HAYIR!
Cinayet Büro Amiri Corso ve ekibi, striptizci cinayetlerini araştırma görevini üstlenir. Katil, bir striptiz kulübünde çalışanları hedef almış ve alışılmadık yöntemler kullanarak canice öldürmüştür kurbanlarını. Corso'nun araştırmaları bir sonuç verir ve karşısına eski mahkum, yeni ressam (!) Sobieski çıkar. Sobieski'nin sözde resimleri, ünlü ressam Francisco Goya'nın tarzını çağrıştırır. Hem de ne çağrışım! Öldürülen kızların, ressamla olan bağlantısı nedir?
Corso, ressamla düellosunda başarılı olabilecek midir?
Gerçek, saf kötülükle karşılaşan kurbanların sırrı çözülecek midir?

Kitap üç bölümden oluşuyor. Ilk bölümde cinayetleri ayrıntılı bir şekilde anlatıyor yazar. Cinayetlerin işleniş tarzını okuyor ve nereye varacağını merak ediyoruz. Ikinci bölüm, kötülükle ve Goya ile tanıştığımız bölüm oluyor. Okurken, bir yandan da tabloları araştırma ihtiyacı duydum ben. Üçüncü bölüm ise yine ters köşe yaşadığımız, birçok sonuca ulaştığımız tipik Grangé romanı hazzı yaşatıyor bize.

Bir de kitapta benim dikkatimi çeken benzerlikten söz etmek istiyorum. Yazarın, Karındeşen Jack cinayetlerinin şüphelisi ressam Walter Richard Sickert'ın hikâyesinden etkilendiğini düşünüyorum. Tablolar, araştırmalar nedense bende bu hissi uyandırdı. İşlenen fahişe cinayetleri, burada da karşımıza striptizci cinayetleri olarak çıkıyor. Bilmiyorum ben okurken, aklıma ilk olarak Sickert geldi...

Her bölümü heyecanla, merakla okuduğum bir Grangé romanı vardı yine elimde. Şaşırdım, hayretle çevirdim sayfaları. Bir an durgunlaştı ama biliyordum yine hareketleneceğini Ölüler Diyarı'nın! Şüphe hiç bitmedi, kanın ve ölümün sonu yoktu. Ama kitabın sonu vardı, hem de ne son! Grangé seven tüm dostlarım, keyifle okuyacaksınız keyifle!
464 syf.
·3 günde·10/10
Kitap bana hediye olarak geldi ve bu yüzden daha bir hevesli okudum kitabı..
Yazarın bu okuduğum romanını dehşet derece beğendim.Mükemmel bir kurgu ve anlatıma sahipti. Kitabı okurken hiç aksiyon bitmiyor ve yazar sonu ile müthiş bir ters köşe yapmış.
Spoi içerir..
Roman bir striptizcinin cinayeti ile başlıyor. Cinayet amiri Corso ekibi ile canla başla çalışıp bu cinayeti çözmeye çalışırken yeni bir striptizci cinayeti vuku buluyor. İşler karışıyor seri cinayetlere dönüşüyor. Bu iki kurbanın ortak noktaları ve geçmişlerine yöneliyorlar. Sonunda bir zanlı bulunuyor ve onun üzerine gidip cinayetleri çözmeye çalışıyor Corso. Ve delillerle tutuklama geliyor. Böylece mahkeme süreci başlıyor. Zanlının avukatı insanı hayrete düşürecek savunmalar yapıyor. Ve zanlının berat etmesi gibi bir duruma kadar geliyor resmen mahkeme süreci. Corso bu konu da bir şeyler yapmak için uğraşıyor ve sonunda kendiliğinden ortaya çıkan bir delille bom katil içeri tıkılıyor.
Ama katil içeride kurbanlara benzer biçimde kendini öldürüyor. Sonra onu savunan avukat aynı striptizciler gibi canice aynı tarzda öldürülüyor. Cinayet amirimizin kafası karışıyor ve olayın daha da peşine düşüyor. Ve Corso öyle bir yere gidiyor ki nihai son. 5 mezar bir boş ve o mezarda Corso'ya bırakılan bir mektup....
Sonuç olarak kesinlikle bu tarz sevenlere tavsiye edebileceğim muhteşem bir kitap. Yalnız uyarmam gerek vahşet ve +18 içeriyor kitap.
SEN BİR SAPKINSIN..
SENİN KANIN ÇÜRÜMÜŞ..
ZEHİRLİ VE KOKUŞMUŞ BİR KAN..
SOYUN NEYSE KANIN DA ODUR..
İyi okumalar...
464 syf.
·10 günde·Puan vermedi
İncelememin tamamı blogumda yayında, okumak isterseniz eğer; https://adastraperaspera2.wixsite.com/...ristophe-grang%C3%A9


...
Yine beni aşırı gererek, nefes almadan okuduğum bir Jean Christophe-Grangé kitabının sonuna geldim. Kitaplarını bir yandan hemencecik okuyup bitirmek sonunu öğrenmek öteki yandan ise bitmesin sindire sindire okuyayım istiyorum. Ölüler Diyarıyla birlikte henüz toplamda üç kitabını okumuş olsam da, biri benden polisiye, gerilim türünde kitap önerisi istese hiç düşünmeden Jean Christophe-Grangé derim.
...
Ölüler Diyarı kitabı üç bölümden oluşuyor. Birinci kısım cinayetlerin işlendiği, ikinci kısım Sobieski’yi tanıdığımız ve üçüncü kısım katili öğrendiğimiz yine ters köşe olduğumuz kısım. İkinci kısımda kitap biraz duraklamış olsa da, üçüncü kısımı soluksuz okuyacağınıza şüpheniz olmasın.

“Bilinçaltında, sevgiye layık olmadığı düşüncesi -bizzat onun fikri- nefret edilmeye layık olduğu düşüncesine dönüşmüştü. Kötülüğe, işkenceye, hak ettiği bu aşağılanmaya maruz kalmayı istemeye başladı. Onun bu ruh hali bütün değerlerini altüst etmişti. Şiddet onun yegâne zevk kaynağı haline gelmişti.”
Sf 86
....
462 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
spoiler içerebilirrr.... (Çok açıklama vermem ama ,merak etmeyin :))

Allahımm bu nasıl bir kitap... kitabı yeni bitirdim ve ben hala şok...

Katile bak ya ummadığım bir insan,ummadığım bağlar,ilişkiler...

İlk önce kitap sıkıcı,vasat,sapkın geldi bana ...Yarısından sonra bir hızlanma oldu,heyecanı bol bir kitap haline geldi....

Güzel bir polisiye gerilim kitabı,tavsiye ederim...
464 syf.
·29 günde·Beğendi·9/10
On beş sene olmuştur Grange ile tanışmam, daha doğrusu kitaplarıyla tanışmam ( Keşke gerçekten tanışma fırsatım olsa...) ilk okuduğum kitabı Taş Meclisi’ydi, o zamandan bu zamana bende bir tutku oldu Grange kitapları...

Tüm kitaplarını büyük bir keyifle okudum (Zener’in Laneti isimli çizgi romanı hariç.). Grange, kurguladığı olaylarla ilgili çok fazla bilgi ve ayrıntı veriyor kitaplarında, ki bu da araştırmacı kişiliğini ortaya koyuyor. Bunun üstüne muhteşem bir anlatım tarzı ve hayal gücü de eklenince, bize düşen çayımızı, kahvemizi alıp kitabın keyfini çıkarmak kalıyor.

Gelelim Ölüler Diyarı’na; kitap üç bölümden oluşmuş. İlk bölüm cinayet büro amiri Corso’nun striptiz cinayetlerini araştırmasıyla başlıyor. İkinci bölümde Goya hayranı, geçmişinde cinayet, tecavüz olaylarından hapis yatmış bir ressam olan Sobieski ile tanışıyoruz. Üçüncü ve son bölümde ise su gibi akıp giden muhteşem bir final bizi bekliyor...

Offf ya!! Şimdi yine beklemek var... Merak var... Özlemek var...
İnşallah fazla bekletmez Grange :))
464 syf.
·7/10
Grange ve gerilim romanları hayranı olan ben....Sonunda karşılaştık ve kendisiyle son romanında müşerref oldum. Sevdim mi? Grange bir dahi mi? Sevdim ama bir dahi olduğunu düşünmüyorum hala Jo Nesbro’yu bu türde tek geçerim ama Grange’ın da romanı iyi kurguladığını itiraf etmeliyim. Kötülükle iyilik arasında arafta kalmış bir polis sıradışı ekibiyle Goya’nın tabloları gibi cinayet işleyen bir sapığı arıyor ve eş zamanlı olarak da sosyopat karısından oğlunun velayetini almaya çalışıyor. Müfettiş Corso ve ekibi ilginç karakterler. Ama gene de fikrim şudur ki; bu alanda Grange kral olmaktan çok uzak.
464 syf.
·8 günde·Beğendi
Yine soluksuz okunacak mükemmel bir Grange romanı. Bu güne kadar yazdığı romanlardan ne kadar zevk aldıysam, bunda da farklı olmadı, yine çelişkilere sürükledi, yine heyecanladırdı, yine şaşırttı, yine hasss.. nasıl olur nidalarıyla romanın sonuna bağladı. Grange benim için kesinlikle türünün rakipsiz yazarı. Keyifli okumalar.
464 syf.
·5 günde·10/10
Bir insan nasıl bu kadar iyi yazabilir, kafasında oluşturduğu kurgu nasıl bu kadar mükemmel olabiliyor anlamış değilim! Keskin zekâ denilen olay tam da böyle bir şey galiba. Bir yazar bu kadar mı mükemmel olur? Her zaman şunu söylerim: ''Polisiyede bir dedektif mükemmelse katil de mükemmel olmalıdır.'' Böylelikle ortaya on numara bir aksiyon çıkar ki Grange de bunu başaran nadir kalemlerdendir.

Elbet bir Siyah Kan veya Leyleklerin Uçuşu değildi ama alanında çoğu polisiye-gerilimden kat be kat iyiydi diyebilirim. Grange sevenler bilir ki yazarın en büyük dikkat ettiği nokta katil profilidir. Bir hayalet kadar gizli, bir atmaca gibi semada kaybolabilen, bir kurşun kadar hızlı olan katil profili... Evet, Grange'nin katilleri işinde ehil bir sihirbazdır adeta. Bu usta katiller ne kadar iyi olursa, okur da o kadar zevk alır yazılanlardan. Ayrıca yazarımız kurgunun yanında ekstra bilgilerle de, bizi ansiklopedi bilgini yapabiliyor. Hayatımda duymadığım kelimeleri, yakınından dahi geçmediğim terimleri ne bir öğretmenimden ne de her gün yüzlerce makale, haber gibi metinlerden duydum. Bütün bunları bana akıl hocam Grange öğretti. Kitabın kapağından da anlaşılacağı üzere cinayete kurban giden maktül 'şibari' denilen bir teknikle öldürülüyor. Japon ip bağlama sanatının, sanattan ziyade bir mazoşizm yolculuğunda ne kadar tehlikeli olabileceğini görüyoruz. Cinayeti yürüten amir Corso'nun beyni de aynı bu ipler gibi kördüğüm oluyor. Böylelikle katil kaçar, Corso kovalar. Fakat her bir deparda her zaman duvara toslar eski kurt. Aynı biz gibi. Çünkü katilin modus operandisi tam bir psikopatça. Aha, yine duymadığım bir terim. Nedir bu modus operandis? Yöntem, tarz, stil... Katilin elleri, düşünceleri, aklı...

Katilin yanı sıra kurbanların öldürülüş şekilleri de yine aynı ustalıkla anlatılıyor. Her türlü detayına kadar varan anlatımla hem dedektif hem de okuyucunun kafası karışıyor. Bir adli tıp uzmanı da biz oluyoruz fakat işi elimize bulaştırıyoruz. Çünkü her türlü delil, her çeşit ipucuna rağmen bizi katile götürecek hiçbir sonuç gerçekleşmiyor. Gerçekleşmedikçe de sinir oluyoruz, tatlı-acı bir sevinç duyuyoruz.

Genel olarak diğer romanların aksine fazla seyahat olmayan bir tablo çıkıyor ortaya. Çoğu yer durgun gibi geçse de ufacık fakat dehşet bilgilerle yeniden şarj olup yolumuza devam ediyoruz. Ne kadar uğraşsam, ne kadar didişsem puan ve kalitesini asla düşüremediğim bir cinayet davası okudum, tattım. Keskin, ince bir espri anlayışı kadar, karakterler arasındaki süper diyaloglarıyla da fazlasıyla puanları kapan yine Grange oluyor.
464 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İlk kitaba başlandığında bu ne sapıklık ve sapkınlık diyerek okuyorsunuz, ve bu ne kadar daha bu şekilde devam edecek diye endişeye kapılıyorsunuz.  Sonrasında işler iyice karışmaya hatta mekanlar ve isimler iyice çoğalmaya başlıyor sonuca yaklaştım derken bir anda birşeyler oluyor. Sizi allak bullak ediyor ve finali sürpriz sonla bitip vay be derditiyor.
not:  GRANGE 'nın kendi kitapları dışına çıkıp bu kitabinda içerisinde sapıklık,pornografi ve korkutucu sahneler var. Ben ilk kez bıraksam mı acaba dediğim ve sonunda bırakmadığım için doğru karar verdiğim bir GRANGE kitabı, o yüzden okumadan önce düşünüp öyle karar verin diye düşünüyorum.
464 syf.
Fransa'nın göbeğinde yaşanan ilginç bir o kadar korkunç bir dizi seri cinayet. Ve bu cinayetleri çözmeyi kafasına koymuş takıntılı bir dedektif.Japon ip bağlama sanatı Shibari ile Ispanyol Goya tablolarından etkilenen bir katille karşı karşıya olan dedektifin nefes kesici hikayesini anlatıyor kitap. Dedektifin inatla ve vazgeçmeden katilin peşinden koşması, insani bazen bunaltsada yinede Grangé yine bir efsane yaratmış. Tarzını yine konuşturmuş ve kitap beklenmedik bir sonla bitti.Genel olarak kitabı beğendim. Sürükleyiciydi. Polisiye seven arkadaşlar mutlaka Grangé okumalı bence.Bol kitaplı günler dinlerim. Jean-Christophe Grangé
464 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Kitabı yorumlarken yazara olan hayranlığımı bir kenara bırakıp objektif olmam gerekirse, içeriği açısından sınırları zorlayan bir kitap...O anlamda kitabı eleştirenler de vardır muhakkak ve belki haksız da sayılmazlar..

Yazarın gazeteci kimliğinin de şüphesiz ki sıradışı konu ve kurgusunda etkisi var.
Normal bir insanın hayal gücünün ulaşamayacağı noktalara ulaşan bir hayal gücüyle yazılan,
Grange"nin akıcı üslubu sayesinde kitabı okumak yerine sinemada film izlediği hissi uyandıran,
heyecanın eksik olmadığı, her an bir sürpriz ve
tahminlerin ötesinde bir son...
Bana göre yine olağanüstüydü ...
Grange sevenlerin kesinlikle okuması gerekir derim....

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüler Diyarı
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050959109
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Terre des Morts
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Cinayet büro amiri Stephane Corso, bir dizi striptizci cinayetini araştırmakla görevlendirildiğinde, ne peşinde olduğu katilin karmaşık ruh halinin ne de girmesi gereken karanlık dünyanın farkındadır. Soruşturma onu geçmişi şaibeli, goya hayranı bir ressama götürür: Phılıppe Sobıeskı’ye. ressamla Corso arasındaki düello, porno ve sadomazoşizm dünyasının labirentlerinde bir kedi fare oyununa dönüşür. Gerilimin efendisi Grange, ölüler diyarı’nda insan doğasının kuytu köşelerini keşfe çıkıyor…

Sen kötüsün.
Sen bir katilsin.
Sen bir sapkınsın.
Senin kanın çürümüş, zehirli ve kokuşmuş bir kan. soyun neyse kanın da odur.

Kitabı okuyanlar 1.362 okur

  • Serkan
  • Hakan kol
  • Orhan D. Tanşeknay
  • Serkan temiz
  • cingöz recai
  • Halil Altuğ
  • Nuray Arcamenel
  • Z.
  • Gülderen Alaca
  • Oktay Cıdık

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.5 (175)
9
%27.5 (163)
8
%22.8 (135)
7
%9.9 (59)
6
%4.4 (26)
5
%1.3 (8)
4
%1 (6)
3
%1.5 (9)
2
%0.5 (3)
1
%1.5 (9)

Kitabın sıralamaları