Leyleklerin Uçuşu

8,6/10  (432 Oy) · 
1.417 okunma  · 
367 beğeni  · 
4.825 gösterim
Göçmen kuşlardır leylekler. Her bahar Avrupa'ya gelir, yaz sonunda tekrar Afrika'ya doğru yola çıkarlar. Ama bu yıl geri dönmeyecekler.. Louis Antioche'un kayıp leyleklerin sırrını çözmek için çıktığı yolculuk kısa sürede kabusa dönüşür. Parçalanmış cesetler, nereden çıktığı belli olmayan katiller... Arayışı onu, Bulgaristan'daki Çingene mahallerinden işgal altındaki toprakların güneşte kavrulan kibutzlarına, Orta Afrika Cumhuriyeti'nin balta girmemiş ormanlarından Kalküta'nın araka sokaklarına kadar götürecektir. Hatta cehenneme kadar...
Sınır tanımayan bir hayal gücü, kusursuz bir kurgu, tüyler ürpertici şiddet sahneleri, nefes nefese bir gerilim. Jean-Christophe Grange'yi bu tarzın zirvesine çıkaran, Kızıl Nehirler'i dünya çapında bir başarıya ulaştıran bu nitelikler, Leyleklerin Uçuşu'nda da var.
Korkutucu bir yolculuk, şaşırtıcı bir kitap!

"Kızıl Nehirler ve Taş Meclisi'ni okudum. İnanıyorumki biz polisiye roman yazarları çok sağlam, sıkı, sarkmayan, soluk soluğa okunan bir kurguyla, edebiyatın temel işlevi olan insan benliğine yolculuğu gerçekleştirebiliriz."
- Ahmet Ümit-

"Yeni bir Stephen King, Soluk soluğa bir tempo, dozu hiç azalmayan bir gerilim, gerçeküstü şiddet sahneleri. Grange inanılmaz bir ustalık sergiliyor."
- VSD, Fransa-
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2002
  • Sayfa Sayısı:
    302
  • ISBN:
    9789759914349
  • Orijinal Adı:
    Le Vol Des Cigognes
  • Çeviri:
    Ali Cevat Akkoyunlu
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Sergen Özen 
 11 Mar 19:12 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap bitirildiğinde şunları dememek olanaksız: Muazzam bir kurgu ve aksiyon. Mükemmelik. Yüksek gerilim. Şaşırtıcı, gerilim dolu son sayfalar, Hayal gücünü zirveye çıkaran olağanüstü betimlemeler ve daha fazlası. Grangé bir polisiye romanında olması gereken hatta daha fazlasını satır satır işlemiş Leyleklerin Uçuşunda.
Yolculuk. Bir gazeteci olan Louis Antioche Leylekler ile ilgili araştırma yapmak için Max Böhm'le tanışır. Leyleklerin Gizemli dünyası Louis'in monotonlaşan hayatında yeni seyahatler ve yolculuklar için sebep olacaktır. Kayıp Leyleklerin güzergahını takip edip sırrını çözmek için çıktığı arayışları onu, Bulgaristan'ın çingene mahallelerinden, Lozan'a, Viyana'ya, işgal altındaki Filistin gibi topraklara, Orta Afrika Cumhuriyeti'nin balta girmemiş ormanlarından, Suriye'ye, Paris'e, İsrail'e, hatta İstanbul'a kadar uzanan korkutucu yolculuklara götürecek, gerilimi tırmandıracaktır.

Elmaslar ve Leylekler. Grangé, siyahilerin yaşam sürdüğü Orta Afrika'daki Kapitalizmi elmas kaçakçıları Max Böhm, Otto Kiefer ve Van Dötten üzerinden aktarmış. Elmas Madenlerine giren işçiler şüpheye yer bırakmamak için çıplak olarak çalışma emrini yine bu sömürü izin vermiştir. Köleliğin sadece efendiye itaat olamadığını; sömürünün de insanları "beyaz"ların kölesi yaptığı, acı, önünde durulamaz gerçeklerden. Grangé bunu anlatıyor.

Max Böhm kısa sürede ölü bulunur. Cesedini "Leylekler" yemiştir. Olayın soruşturmasını Müfettiş Dumaz inceler. Louis Antioche, Max'ın evinde çarpıcı, bir o kadar ilginç bulgulara rastlar. Max Böhm'ün kalbi nakildir ve evindeki dosyalarda kalp filmleri, kanlı zarflar ve organlar bulunur. Spoilerin içine daha fazla girmeden Max'ın ortağı Otto Kiefer'in bir vahşi olduğunu söyleyelim. Rayko Nikoliç ve Gamounlu genç kızın kalplerinin çalınarak öldürülmesi, olayların daha çok karışmasına yol açar. Çingenelerin çok sevdiği cüce doktor Milan Çuriç, Rayko cinayetini incelemeye başlar...

Elmas kaçakçılığı, Leyleklerin gizemi, "bir kalp" yüzünden canlı canlı öldürülüp kalbi alınan insanlar... Anlaşılan o ki "Kimse görüldüğü gibi değil." Verilen birçok mesajdan bir tanesi. Kabul edilmesi gereken bir gerçek. Gerilimi tırmandıran sahneler... bağlantılı olaylar söz konusu olunca, merak ve heyecan kesintisiz oluyor. Yazarın ne kadar zeki olduğuna bakmak için kurguyu fark etmek yeterli sanırım. Ve şunun da altını çizmek gerekir ki, sadece aksiyonla sınırlı değil, Louis birçok yeri dolaştığı için bilgiler de ediniyorsunuz.
Yazarın ilk kitabını okudum ve bir sonraki kitabı (Kızıl Nehirler) okumak için sabırsızlanıyorum.
1 puanı nereden kırdığıma gelince, doğrudan yaşamıma etki eden bir kitaba tam puan veriyorum. Belki ileride değiştirip 10 yaparım.
Efsane bir kitap, fazla bekletmeyin,
Keyifli okumalar.

Hacı Seydaoğlu 
18 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Aksiyon-Polisiye denince çoğu kişinin aklına neden Grange'in geldiğini bu kitapla anladım. Harika bir kurguya sahip. Kurgunun neredeyse hiçbir bölümünü önceden tahmin edemiyorsunuz. En beğendiğim taraflarından bir tanesi de mekan seçimi. Kitap dünyanın çok farklı yerlerinde geçiyor. Bu yerlerin her biri hakkında da detaylı bilgiler var. Gezi meraklısı olmayan bir okur bile bu yerleri gezmeyi rahatlıkla hayal edebilir. İsviçre, Belçika, Bulgaristan, Türkiye, İsrail, Orta Afrika, Güney Afrika ve Hindistan ülkelerinin her birinde -belki de unuttuğum ülkeler de vardır- geçen olaylar var. Bu ülkeleri kabaca da olsa tanıma fırsatı sunuyor. Özellikle ülkelerdeki insanların, yaşam tarzları, kültürleri hakkında bir ön bilgiye sahip oluyorsunuz. Bunların içinde en çok da Romanlar-Çingeneler anlatılmış. Bunların dışında bir de leylekler var tabi. Leyleklerin göç etmeleri başta olmak üzere bir çok özelliklerini tanıma fırsatı sunuyor.

Yukarıda söylediklerim, bu güzel bilgilerin sadece bir kısmı. Kitabın en güzel taraflarından birisi bütün bu bilgileri güzel bir kurguyla yedirmesi. Dolayısıyla okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Dili çok güzel. Olaylar kahramanın kendi ağzıyla anlatılıyor. Bence bu okuru daha çok içine çekmeyi sağlıyor.

Velhasıl okumanızı şiddetle öneriyorum.

insan_okur 
26 Nis 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · 9/10 puan

İlk okuduğum Kızıl Nehirler kitabına nazaran daha iyi bir romandı. Kurgusu tartışılamayacak şekilde mükemmel kurulmuş. Bir oradasınız bir burada. Yazarın gözünden değil, kahramanın gözünden anlatması çok daha güzel. Betimlemeleri de harikaydı. Resmen dünya turu yaptık. Antakya'da doğan kahramanın Kudüs, İsrail, Fransa, G. Afrika ve sayamadığım bir sürü ülkede geçen bölümler. Son derece sürükleyici bir roman. Resmen bir film gibi roman. Filmini de izleyeceğim. https://www.izlesene.com/...2012-fragman/7239176

Cinayetler, aşk, gerilim, organ ticareti, elmas kaçakçılığı, ırkçılık vb bir sürü konuyu mükemmel kurguyla birleştirilmiş olarak, sıkılmadan ve heyecanla okumak isterseniz bu kitabı okuyabilirsiniz. Romanın içinde geçenleri tadı kaçmasın diye anlatmak istemedim.

Şİmdiden iyi okumalar. Mutlu günler...

Esma Tezgi 
05 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Lois ve leyleklerin Avrupa'dan Afrika'ya olan zekice bir kurguyla yazılmış olan macerasını konu alıyor. Sıkılmadan okuyabileceğiniz güzel bir Grangé eseri.

Ayrıntılı yorum için;http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...jean-christophe.html

Serdar Poirot 
 12 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Yazarın gelmiş geçmiş en güzel romanı. Louis Antioche, leylekler ile ilgili bir araştırma için Max Böhm ile tanışır. Leyleklerin göçünü incelemek için rotalarını takip edecektir. Çünkü o sene gelmesi gereken leylekler gelmemiştir. Ancak Max Böhm ölü bulunur. İşi araştırmaya başlayan Louis rota üzerinde pek çok ölüm ile karşılaşır. Ölenlerin kalbi yerinden sökülmüştür. Max aslında göründüğü gibi bir insan değildir. Leylekler vasıtasıyla dünyanın en büyük elmas kaçakçılığı şebekesini kurmuştur. İsrail'de tanıştığı Sarah aç gözlülüğünün kurbanı olur ve yakalanır. İşin kaçakçılık boyutu çözülmüştür ancak kaybolan kalpler ne ile ilgilidir? Louis bunu öğrendiğinde hem geçmişinin en karanlık yönünü öğrenecek hem de Tek Dünya denen sağlık örgütünün aslında esas niyetinin ne olduğunu anlayacaktır. Dünyanın en meşhur kalp cerrahlarından birinin karanlık yüzü ile karşılaşacaktır. Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gerekenlerden.

Esma Saatçı 
01 Ağu 09:20 · Kitabı okudu · 11 günde · 9/10 puan

Grange ve onun karmaşık,korkutucu ve zeka dolu beyni yine insanın kanını donduran bir kitaba imza atmış. Leylekler gibi zararsız dostane hayvanlardan hikayeyi başlatıp Hannibal Lecter'ı aratmayan karakterler oluşturmuş.
Yazarın hayal gücüne korku ve hayranlık arası duygularla şapka çıkarıyorum.
Meraklıları için leyleklerden manyak katillere doğru keyifli uçuşlar dilerim.

İsmail Altunbüker 
24 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Abi bir ara devam edeceğim ben başladığım işi yarım bırakmam ama ilk sayfalarda leylek aşağı leylek yukarı beni fıtık etti ilerledikçe olay düzeldi ama biraz kafayı dinlendirmek gerek leylek gibi oldum Keyifli Okumalar Türkiye ...

Sadık Kocak 
17 Ağu 22:32 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Max Böhm, henüz adını öğrenemediğim ama romanı onun ağzından dinleyeceğimiz kişi tarafından ölü bulunan insan. Ölümü de oldukta trajik. Bu arada bende Leyleklerin etobur olduğunu yeni öğrendim.

Daha sonra Leylekler isim olarak bize garip gelse de ölen kişinin aslında araştırma şirketinin olmadığını, çok zengin olduğunu, Leyleklerin ölümle ilgisi bulunmadığını ve en son da kalp ameliyatı geçirdiğini öğreniyoruz. Benim için asıl önemli olansa romandaki kahramanımızın adının Louis Antioche olmasıydı. Bana bu bölümde asıl iyi gelen kesinlikle birinci ağızdan dinlediğimiz kişinin adını merak etmemdi ve bu merakımın geçmesiydi.

Araştırmalar derinleştikçe Rayko adında bir Çingene ve bunun ölümü ortaya çıkıyor. Üstüne üstlük ölen kişinin kalbi çalınıyor ve bunu yaparken ki zorluklar (hastanelerin ölüyü kabul etmemesi, bir spor salonunda doktorun otopsi yapması gibi) beni bile okurken incitti. Daha o anda aklıma gelen bu ölen ve kalbi çalınan çocuğun Böhm ile ilgisinin bulunması olduğuydu.

Başlarda dikkatimi çeken bir diğer unsur da 'Tek Dünya' diye adlandırdıkları bir örgüt. Yardım kuruluşu oldukları söyleniyor, insanları sorup araştırmaları var, Böhm'ün bütün servetini buraya aktarması var ve bunlarla sürekli karşılaşıyoruz kitapta. Bunu da ek bilgi olarak eklemek istedim.

Doktor Çuriç,Antioche'nin araştırmasını dinliyor. Cinayeti ve otopsisine göre sonuçlarını -ki oldukça mide bulandırıcı- açıklıyor. Bu sonuçlar ışığında ölen kişinin alınan kalbinin Max Böhm'e takılamayacağını bulgularıyla anlatsa da kesin bir dil de kullanmıyor. Açık kapı bırakıyor. Çünkü hem katil kalbi çıkarmış derken sonradan cerrahi uzmanı da diyor. Tabi bu olaylar çok önem arz ediyor.

Antioche, leyleklerin göçünü izlemek üzere Sofya'dan Türkiye'ye, buradan Adalar'a oradan da gemiyle İsrail sınırına geçiyor. Tabi burada da değineceğimiz nokta Bulgaristan'da uğradığı saldırı ve bunun sonucunda oluşan vahşetin gözünün önüne gelmesi. Hem de sürekli. Üstelik İsrail'e vardığında Rayko'dan kısa süre sonra Gabor'un da öldürüldüğünü öğreniyor. Ölümler arttıkça ve kendisi gibi biz de Leylek konusunda bu kadar önemli olanı merak ettikçe heyecan da artıyor.

Afrika kısmı ise biraz daha uzun geçiyor. Biraz da sıkıcı açıkçası. İşlenen konuları şöyle bir hatırlayınca hani Afrika'da bu durağanlık özellikle kitabın son bölümünde saklanan bir Fırtına habercisi olabilir mi, diye düşünüyorum. Baktığımızda Afrika'da rehberleri gördük, onların aile bağlarını ve bu aile bağlarından Böhm'e ulaşmayı denedik. Bir de bunun yanında Böhm ve Eşi ve Oğlu ile ilgili belgeleri yanlış hatırlamıyorsam Büyükelçilik ya da Hastane raporlarından öğrendik. Burada en önemli bilgi Böhm ve onun kalp hastalığı ile ilgili Antioche'nin buluşuydu.

Afrika araştırmalarımızda bir Rahibe -ki eskiden doktorluk yapmış- bizim Antioche'ye yardımcı oluyor. (Biraz zoraki de olsa) Köyde bir çocuk öldürülüyor. Aka isminde bir kız. Bu kızın ölümü de diğerleri kadar iğrenç ve mide bulandırıcı. Hani bu mide bulandırıcı deyip duruyorsun vs derseniz diye de kitapta yazılan Aka ile ilgili kısa bir paragrafı aktaracağım. Ayrıca bu yazacağım alıntıdan sonra bilmenizi isterim ki bu ufak kızın da kalbi çalınmış. Ölümler ile ilgili ilk ve son detaycılığım bu olacak çünkü insanın içi acıyor ve yanıyor. Küçük Aka'nın göğsü, küçücük, farklı, korkunç bir yaraydı. Küçük memelerinden biri neredeyse kökünden kesilmişti. Sağ yanının hemen tümü, koltukaltından kasığa kadar olan bölümü, tıpkı simsiyah ve çatlak dudakları gibi derin yırtıklarla kaplıydı. Daha da yukarıda, kolsuz omzundan kemiğin ucu görünüyordu. Ama en önemlisi, asıl yara, uzun ve belirgin olan asıl yara, göğsün üst kısmındaydı. Korkunç bir görüntü; sanki yürek yeni, hareketli ve ürkütücü bir hayata başlamış gibi, yaranın iki yanındaki deri hafifçe ürperiyordu. Yine de bütün bunlar genç kızın cinsel organının yanında, hiçbir şeydi; tümüyle tüysüz vajina göbek deliğine kadar açılmış, derinliklerinde kurtların, parlak kabuklu böceklerin kaynaştığı kahverengi kıvrımları ortaya çıkarmıştı.

Antioche, Afrika defterini en son Otto Kiefer'in ölümüyle kapattı. En azından Leylekler konusunda öğrenmesi gerekeni fazlasıyla ve ayrıntılarıyla öğrenmişti. Şimdi daha önemli nesneler vardı elinde. Şimdi leyleklerden daha mühim bir konuya eğilim başlayacak ve Tek Dünya örgütünü araştıracaktı. İlk hedef Fransaya adımını atar atmaz bunları düşünmek ve örgütün çalışma şemasını ele geçirme planlarını yapmak oldu ve böylece Afrika defterini kapayıp Avrupa -Fransa- defterini açmış oldu.

Fransa bölümü oldukça hareketli geçiyor. Antioche, İsrail'de görüştüğü Sarah'ın, yola çıkarken kendine arkadaş edindiği ve bilgileri karşılıklı paylaştığı polis memurunu (Dumaz) öldürdüğünü öğreniyor. Daha sonradan tutuklanan Sarah ile görüşme yapmak istediğini bildiriyor. Fransa'dan Belçikaya geçen ve İsrail büyükelçiliğinin de yardımıyla Sarah ile görüşmeye giden Antioche'ye hükümetten araştırmaya faydalı olacaklarını düşündükleri için izin çıkıyor. Görüşme sonrası öğrenilen bilgiler ışığında şunu söyleyebilirim ki Sarah aslında bizim Antioche'nin çok saf olduğunu kanıtlayacak, yüzüne vuracak ve onun kullanıldığını anlatacak. Sonrasını da tahmin edebilirsiniz.

Rickiel, ilerleyen bölümde karşımıza çıkacak bir polis. Antioche'ye karşı koyamayacağı bilgiler veriyor. Keza bunlardan en önemlisi "Kalp Hırsızlığı" dediğimiz olay hakkında Antioche'ye verilen belgeler. Ortak nokta ölenlerin hayvan parçalaması sonucu öldüğü ama nedense hepsinde ortak nokta cesetlerinde 'Kalp' bulunmaması. Tabi bu polisi sevdiğimi söylemeliyim o anda çünkü bizim adama tam silahına göre mermiler veriyor ve aramadan geçebileceğini söylüyor. Aslında ifadesine ekipçe inandıkları ve eksik parçaları birleştirmeye çalışacaklarını ve Antioche'nin de bu arada 'Tek Dünya' örgütüne sızıp -bu yeni bilgi- aslında amacı sadece kalp çalmak olmayan, aynı doku örneğine sahip kalp örnekleri bulmak için sürekli insan öldüren doktoru bulmasını hatta ona ne isterse yapmasını yani açıkça onu öldürmesini söylüyor. Eh aslında başından beri Antioche'nin de isteği buydu diyebiliriz.

Antioche, son olarak araştırmalar için Pierre Senicier'i düşünüyor. O doktoru araştırmak için Fransa'daki üvey annesini ziyarete gidiyor. Ondan bu doktoru anlatmasını istiyor. Üvey Annenin anlattıklarının dışında bilmemiz gereken ise bu doktorun daha önce kalp ameliyatı yaptığı ve bu ameliyat için bir maymun kalbini insana taktığı ve bu insanın da birkaç saat daha yaşayabildiği, ardından da öldüğüydü. Tabi bunların yanında asıl önemlisi Antioche'nin üvey annesinden, kim olduğunu öğrenmesi oldu. Bu bilgiden sonra Antioche'nin bütün çehresi değişti desek yeridir. Annesinin anlattıklarından sonra öğrendiği bilgi, resmen kitabın özetiydi diyebiliriz.

Antioche, Kalküta'ya (Hindistan) gitti. Orada olaylar gelişirken Hindistan için yazar çok güzel cümle kullanmıştı. "Korku ile Mükemmelliğin gizli bir öpücükle birleştiği ülke" diye. Bu da gerçekten hoşuma gitmişti. Peki kahramanımız Antioche, Hindistan'a neden mi geldi. Tabi ki ; Pierre Doisneau, Pierre Senicier ya da diğer adıyla Kalp Hırsızı için. En sonunda büyük buluşma gerçekleşiyordu...

Kitap oldukça iyi kurgulanmış. Yazara son dönemde merak salmış biri olarak oldukça iyi araştırmalardan sonra başlamaya karar verdim. Ülkemizde bu kitabı 3. basılan kitabı olsa da kendisinin ilk kitabı olduğunu öğrendim. Bunun yanında yazarın adını duyurduğu bu kitabı sırf kendi ülkesinde bile 450.000 satmış. Fransızların da boş kitap okuyan insanlar olmadığını düşünürsek bence dedim bu kitap iyidir. Başladım ve beklediğim gibi çıktı. Hatta biraz daha iyi çıktı çünkü zayıf kalacağını düşünmüştüm ilk kitabı olduğundan. Anlatımını da oldukça sevdim ve çıkardığı kitapları da sırayla okumaya karar verdim. Umarım sizler de beğenirsiniz. Tüm iyi dileklerimle, keyifli okumalar..

Taner durmaz 
04 Haz 11:50 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir arkadaşın önerisiyle okudum gerçekten anlattığı kadar varmış leylekleri ve yolculuklarını anlatan ve ülkemize kisa da olsa değinen surekliyici bir kitap okumanızı tavsiye ederim

Ebru Tok 
26 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu adamın zekasına hayranım. Bir kitabını elinize aldınız mı bırakamazsınız. Taaa son sayfaya varana kadar olayları çözemezsiniz.

Kitaptan 45 Alıntı

Sergen Özen 
05 Mar 16:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Uzakta, İsrail tüfeklerine hâlâ meydan okuyan Filistinli çocukların şarkıları duyuluyordu.

Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 138 - Doğan Kitap, 42.baskı)Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 138 - Doğan Kitap, 42.baskı)
Sergen Özen 
02 Mar 12:20 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Başından beri önyargıların, ortak görüşlerin amansız düşmanı olmuştum.

Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 48 - Doğan Kitap, 42.baskı)Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 48 - Doğan Kitap, 42.baskı)
Sergen Özen 
02 Mar 00:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Genellikle insanların zamanlarını eğlenceleriyle ve aşırılıklarla geçirdiği yıllarda ben kendimi yalnızlığa, çileciliğe ve eğitime vermiştim.

Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 36 - Doğan Kitap)Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 36 - Doğan Kitap)
Sergen Özen 
07 Mar 12:43 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

- İnsanın hiç unutamadığı gerçekler var Louis. Mezar taşının mermerine kazınmış gibi, kalplerimize kazınan gerçekler.

Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 274 - Doğan Kitap, 42.baskı)Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé (Sayfa 274 - Doğan Kitap, 42.baskı)
Taner durmaz 
03 Haz 20:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Dilediği kadar uzaklaşsın.. Bulunduğu yerde değil, aslında hep düşlendiği yerdedir insan

Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe GrangéLeyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé
Taner durmaz 
03 Haz 20:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Yaptığın her seçimin ardından içine bir şey düşer. Kimse bilmez, kimse anlamaz; ama ne yapsan yap o ''keşke'' hep içinde kalır..

Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe GrangéLeyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé
Taner durmaz 
03 Haz 20:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Sanırım hayal kurarken malzemeden çalıyoruz, çünkü sürekli yıkılıyor

Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe GrangéLeyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé
Aysel 
 22 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

(...) bazılarıysa ne görürse ona ateş ediyordu: gerçek çocuklara gerçek mermilerle...

Leyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe GrangéLeyleklerin Uçuşu, Jean-Christophe Grangé
5 /