Adı:
Sisle Gelen Yolcu
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
680
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050907148
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Passager
Çeviri:
Tankut Gökçe
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kitap Hakkında:

Benliğin karanlık sularında dolaşan “bavulsuz yolcu”

Tren raylarında bulunan, hafızasını yitirmiş bir adam… Aynı yerde, bir bakım çukurunda çırılçıplak bir ceset... Ve olay üzerine polis tarafından çağrılan psikiyatr Mathias Freire… Polis, hafızasını yitirmiş adamı sorgulamak isterken, Mathias kendisinde de aynı kişilik hastalığı olduğunu fark eder. Acaba aranan seri katil kendisi midir?

Sadece Fransa’da 300 binden fazla satan ve şimdiden 10 dile çevrilen Sisle Gelen Yolcu, tüm romanlarında ısrarla “kötülük”ün kaynağını arayan Jean-Christophe Grangé’nin kurduğu kabus dolu bir labirent. Grangé, romanını tasarlamak için her romanında olduğu gibi bu romanında da titiz bir araştırma süreci yaşamış. Bir psikiyatri hastanesinde bir süre kalmış ve hastalarla uzun sohbetler etmiş. Marsilya’daki evsizlerin arasına, heyecan verici tasvirlerle anlattığı tekinsiz bir dünyaya dalmış.

Romanın ana karakterini bu araştırmalar sonucunda yaratmış Grangé. Mathias Freire, Bordeaux’da işi dışında özel bir hayatı olmayan, bir ihtisas hastanesinde görev yapan genç bir psikiyatr. Nöbetçi olduğu bir gece, tren raylarında bulunan, hafızasını yitirmiş bir adam getirilir hastaneye. Ertesi gün ise bölgede bir ceset bulunur. Cesedi bulunan kişi genç bir uyuşturucu bağımlısıdır ve vücudunda hiçbir darp izi yoktur. Mathias hastasıyla özel olarak ilgilenir. Yaptığı hipnoz sonucu hastası, geçmişiyle ilgili bazı bilgileri hatırlar. Ancak doktorun araştırmaları, hastasının verdiği bilgilerin tamamen düzmece olduğunu gösterir. Mathias, adamın psişik bir kaçış içinde olduğu, büyük bir travmadan sonra esas benliğinden kurtulmaya çalıştığı ve bu yüzden bilinçsizce yeni bir kimlik yarattığı görüşündedir. Ancak an gelir, kendisinin de, hastası gibi psişik bir kaçış yaşadığını keşfeder ve asıl kimliğini bulmaya karar verir. Mathias’da da hafıza kaybı vardır; kendine geldiği zamanlarda, başka bir kişiliktir. Ve “bavulsuz yolcu” olarak, kendi geçmişini araştırmak üzere yola düşer.

Hikâyelerinde biraz efsane unsuru, biraz western, biraz tarih olmasını sevdiğini belirten Grangé, “hayatını bırakıp kaçma eğilimini”, büyük bir terslik yaşadığımızda, kendimizi ailevi ya da mesleki baskı altında hissettiğimizde hepimizin yaşayabileceği bir itki olarak değerlendiriyor.
Grange'ın en beğenilen kitabı genelde Siyah Kan'dır ama ben Sisle Gelen Yolcu'yu daha çok beğendim. Tabi gerek bu iki kitapta gerekse de diğer kitaplarında karakterlerin psikolojik problemleri ana temayı oluşturuyor. Bu yüzden Grange'ın kitaplarını Psikoloji türünde de görüyorum ben zaman zaman. Bu kitap sadece bir çırpıda kitap bitirmek isteyenler için biraz uzun tutulmuş. Eğer hızlı kitap bitirme alışkanlığına sahipseniz bitmesini istemediğiniz bir kitap yerine bitirme hissiniz daha ön planda olabiliyor. Belki bir bölüm daha kısaltabilirdi ama o zaman da bize vermek istediği mesajı veremeyebilirdi. Uzun olmasına rağmen beni yormadı ve büyük keyif aldım. Benim en beğendiğim kitabı Grange'ın.

Grange'ın genel olarak psikoloji, tıp, mitoloji, tarih, din ve aklınıza gelebilecek her türlü bilim dalına ve felsefi alana hakimiyeti kendisine duyduğum hayranlığı kat kat arttırıyor. İyi ki yaşı daha genç ve bize en az 6-7 kitap daha sunacak.
Bana göre dünyanın en iyi polisiye kitap yazarıdır Grangé.Onun kurgusu,karakterleri betimlemesi,olayları okuyucuya bir solukta okunacak şekilde nakletmesi hiçbir polisiye yazarında olmayan en azından benim göremediğim cinsten.Okuduğum her kelimeye,her heceye,her harfe kesinlikle değdi.

Konuya gelecek olursak Psikiyatrist Mathias Freire çok kötü bir olay yaşamıştır ve bu olayı geride bırakmak ve vicdanını rahatlatmak için başka bir yere taşınır ve oradaki bir hastanede çalışmaya başlar.Aksam nöbet sırası ondayken bir hasta polisler tarafından getirilir.Getirilen adamın elinde bir İngiliz anahtarı ve rehber vardır ve onlar da kan içindedir.Adam kim olduğunu hatırlamaz Daha sonra Mathias Freire adama hipnoz uygular ve bazı şeyler öğrenir.Psikiyatrist bunları araştırır ve bambaşka dünyaların kapısını aralar.
Kurtulmak için tek çarem var.
Diğerlerinden kaçmak.
Ya diğerleri de bensem?

Her polisiye seven okurun kütüphanesinde bulunması gereken orijinal kitaplardan biri.
Herkes çok beğenerek okumuş ben de uzun zamandır meraklaniyordum okumak icin;ama okurken ne çok sıkıldım aman Allahım. ..yarım bırakmamak için çok direndim son sayfayi bitirip kitabı sahibine teslim etmek beni çok mutlu etti ....
Grange'ın ilk okuduğum kitaplarından biri. Psikolojiye, psikiyatriye ve kişilik bozukluklarına son derece hakim biri olduğunu ve mitolojik ögeleri son derece yerinde kullandığını düşünüyorum.
Yazarın çıkar çıkmaz romanları okurum. Ancak nedense bu romanda öyle olmadı. Bir arkadaşım okumam için vermişti. (Gerçi kitabı daha sonra bana hediye etti)Ne kadar okumaya çalışırsam çalışayım olmadı okuyamadım. Bir türlü kitap beni sarmadı. En sonunda yarım bırakmak zorunda kaldım.
Kitap başlı başına akıcı, çarpıcı, sersemletici,şaşırtıcı ve sevdirici. Başlarda bu kadar kalın kitabı nasıl okuyacağım diye kendime korkuyu telkin ettim ama elime aldıktan ve bir sahneden sonra romanı o kadar hızlı okudum ki yeri geldi gece saat 2 oldu yeri geldi başım ağrıdı, gözlerim acıdı. Fakat tüm hepsinin bu kitap için değdiğini düşünüyorum. Kitaptaki tüm noktaların hepsi birbirinle bağlantılı. Farklı kişilere yüklediği suçlar dahi ona ait. Bunun konuyla ne ilgisi var derken bile ileride bakalım bu da mı başımıza çıkıcak diyorsunuz. Kişinin kendi kişiliğini farketmesi gerektiği mesajını çıkardım fakat o kadar fazla olay, o kadar fazla tasvir, o kadar fazla birbirlerinle alaklı noktalar vardı ki bu sonucun kitabı tam karşıladığını sanmıyorum. Kitap oturup 1 ay düşünülesi ve öyle bir sonuç çıkarılası. 677 sayfanın 677sinde de şaşırıyorsunuz, ne oluyor diyorsunuz ve sersemliyorsunuz. Eğer polisiye seviyorsanız seve seve bu kitabı alın. Tereddüt etmeyin.
#kitapyorum
#JeanChrıstopheGrange
#SisleGelenYolcu
#syf677

Bitti...
Eveeeet itiraf ediyorum bu kitabı elime aldığım gün bu ayı tek kitapla bitireceksin diyen eşime inat yemedim, içmedim, uyumadım 2 günde kitabı bitirdim Kitabı ilk elime aldığımda kararsızlık yaşamıştım. Ansiklopedi kalınlığında olması gözümü korkutmuştu ne yalan söyleyeyim kaç günde biter acaba diye düşündüm yani Söz konusu yazar Grange olunca bunu düşünmem bile gereksizdi psikoloji, mitoloji, tıp, tarih, din ve aklınıza gelebilecek daha birçok konuda bilgisini ve yeteneğini konuşturmuş bu kitapta...
Hiç düşmeyen temposu, akıcılığı, şaşırtıcılığı ve çok zekice düşünülmüş kurgusu ile kitabın nasıl bittiğini anlamadım
İnanılmaz derecede bilgili olan yazar muhteşem bir hayal gücü ile olayları birbirine bağlarken zekasına, araştırmacı ruhunu polisiye ve gerilimle birleştirince ortaya çıkan eserlerini okurken de kendisine hayran bırakıyor...
Süslü püslü laflarla bu kadar yazar övgüsü yeter
Gelelim kitaba;
Tren raylarının yakınında bulunan dehşet saçan çıplak bir ceset ve yanında hafızasını yitirmiş bir adamın psikiyatr mathias Freire'e getirilmesi ile başlıyor. Psikiyatr Amnezik (kısmi yada tam bellek kaybı) hasta olarak tanımladığı bu adamla benzer özellikler göstermesi ile psişik bir kaçışın içerisinde bulur kendisini...
Mitolojik efsanelerden esinlenerek ortaya çıkan ve mitolojik özellikler taşıyan cinayetler.... Minotauros, İkaros, Uranos...
Bu cinayetleri soruşturan polis Anaïs "bavulsuz yolcular" adı verilen kişilerin bu psişik kaçışlarda nasıl bir rol üstlenecek?
Siyahlar giyinmiş gizemli adamlar!
İlaç sanayiinde faaliyet göstermeye başlamış bir şirket Metîs ve bu şirket ile Fransız savunma güçleri arasındaki karanlık ilişkiler...
Mathias Freire, Victor Janusz, Narcisse, Arnaud Chaplin (Nono), François Kubiela... ???
İçini kemiren düşünceler ile cevaplar arayan adam, bir avcı mıydı? yada bir av mı? yoksa herikisi de mi??
Şaşırtıcı oyunları ile yazar katili kitabın sonuna kadar saklamayı başarmış

Kitaptan Alıntı;
"Evsizler, modern toplumun son özgür insanlarıydı. Kredi kartları yoktu. Çek defterleri yoktu. Arabaları yoktu. Cep telefonları yoktu... Her bağlantının, her telefon görüşmesinin, her hareketin kayda alındıği bir dünyada, arkalarında iz bırakmayan tek grup onlardı."

Psikoloji, Gerilim, polisiye seviyorsanız Tavsiye ederim
Okuduğum onuncu Grangé romanıydı ve doğal olarak en uzun olanıydı. Açıkçası kitaba başlamadan önce ön yargılarım vardı. Kitap hakkında olumsuz yorumlar yazarın bir çok kitabına göre daha fazlaydı ki psikiyatri ve mitoloji de pek ilgimi çekmeyen konulardı. Taş Meclisi'nde yazar parapsikolojiye ve telekineziye çok yoğun dalmıştı ve sıkılmıştım. Ancak bu kitabında her şeyi tadında bırakmış ve kitabı sevmemin sebebi de buydu sanırım.
lütfen artık bir kitapla başlamalıyım hemen okuyup bitirmek istiyorum ve bu kitap psikoloji üzüntü sevinç acı bir çok duygunun birlikte olduğu bir kitap...
Klasik bir grange romanı.. Orijinal bir cinayet ritüeliyle başlayan, uzun olmasına rağmen sıkmayıp aksine merak duygumuzu tetikleyen, yerinde verilen bilgiler ve ipuçlarıyla kitaba bizim de dahil olduğumuz, sonlara doğru çözülen düğümler ve balyoz etkisi yapan bir son. Yer yer tahmin ettiğim durumlar oldu fakat sonunda yine şaşırtmayı başarmış grange. Özellikle sonundan ve ana karakterin kendi kişiliklerini arama macerasından çok zevk aldım. Yine de ilk okuduğum kitaplarındaki kadar etkilenmediğimi de belirtmeliyim, yazarın ne en iyi ne de en vasat kitabı. Gerilim gizem psikolojik ve tabi ki grange sevenlere tavsiye ederim
Kurtulmak için tek çarem var: diğerinden kaçmak. Peki ya diğeri de bensem?
Gerilim, macera ve heyecanın üst safhada olduğu psişik bir kaçışın hikayesi. Sayfa sayısının çok olması gözü korkutabilir. Ama Grange herhangi bir kopukluğa yer bırakmadan başarılı uzun bir eser ortaya çıkarmış.
Meşhur yazardan yine son derece güzel bir roman. Mathias Friere, Bordeaux'da çalışan bir psikiyatrdır ve bir gün bir cinayet şüphelisi ile karşılaşır. Patrick adındaki bu adam hafızasını kaybetmiştir. Onunla ilgilenir ve hafızasını kazanmasını sağlar ancak bir takım adamlar peşindedir ve onu öldürür. Bu arada Yunan mitolojisine göre işlenen cinayeti babası Latin Amerika'da meşhur bir işkenceci olan Anias adında bir kadın baş komiser araştırmaktadır. Mathias kendisini öldürmek isteyen kişilerden kaçarken aslında tedavi ettiği adam gibi kendisinin de hafızasının kaybolduğunu farklı bir kişiliğinin olduğunu öğrenir. Geçmiş kişiliklerini araştırarak gerçek kimliğini bulmaya çalışacaktır. Ama bu hiç de kolay değildir. İşin içinde kişiyi tehdit eden bir ilaç firması, psikolojik ilaçlar ve eli kanlı katiller vardır. Geçmişte de mitolojiden ilham alınan cinayetler işlenmiştir. Katil kimdir? Mathias gerçek kimliğini bulabilecek midir? Anias, bu soruşturmayı tamamlayabilecek midir? Mathias gerçekte kimdir? Soluksuz okunan bir roman.
İnsan bir hayvandı. İğrençliğinin sınırlarını aşması için dizginlerini serbest bırakmak kâfiydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sisle Gelen Yolcu
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
680
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050907148
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Passager
Çeviri:
Tankut Gökçe
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kitap Hakkında:

Benliğin karanlık sularında dolaşan “bavulsuz yolcu”

Tren raylarında bulunan, hafızasını yitirmiş bir adam… Aynı yerde, bir bakım çukurunda çırılçıplak bir ceset... Ve olay üzerine polis tarafından çağrılan psikiyatr Mathias Freire… Polis, hafızasını yitirmiş adamı sorgulamak isterken, Mathias kendisinde de aynı kişilik hastalığı olduğunu fark eder. Acaba aranan seri katil kendisi midir?

Sadece Fransa’da 300 binden fazla satan ve şimdiden 10 dile çevrilen Sisle Gelen Yolcu, tüm romanlarında ısrarla “kötülük”ün kaynağını arayan Jean-Christophe Grangé’nin kurduğu kabus dolu bir labirent. Grangé, romanını tasarlamak için her romanında olduğu gibi bu romanında da titiz bir araştırma süreci yaşamış. Bir psikiyatri hastanesinde bir süre kalmış ve hastalarla uzun sohbetler etmiş. Marsilya’daki evsizlerin arasına, heyecan verici tasvirlerle anlattığı tekinsiz bir dünyaya dalmış.

Romanın ana karakterini bu araştırmalar sonucunda yaratmış Grangé. Mathias Freire, Bordeaux’da işi dışında özel bir hayatı olmayan, bir ihtisas hastanesinde görev yapan genç bir psikiyatr. Nöbetçi olduğu bir gece, tren raylarında bulunan, hafızasını yitirmiş bir adam getirilir hastaneye. Ertesi gün ise bölgede bir ceset bulunur. Cesedi bulunan kişi genç bir uyuşturucu bağımlısıdır ve vücudunda hiçbir darp izi yoktur. Mathias hastasıyla özel olarak ilgilenir. Yaptığı hipnoz sonucu hastası, geçmişiyle ilgili bazı bilgileri hatırlar. Ancak doktorun araştırmaları, hastasının verdiği bilgilerin tamamen düzmece olduğunu gösterir. Mathias, adamın psişik bir kaçış içinde olduğu, büyük bir travmadan sonra esas benliğinden kurtulmaya çalıştığı ve bu yüzden bilinçsizce yeni bir kimlik yarattığı görüşündedir. Ancak an gelir, kendisinin de, hastası gibi psişik bir kaçış yaşadığını keşfeder ve asıl kimliğini bulmaya karar verir. Mathias’da da hafıza kaybı vardır; kendine geldiği zamanlarda, başka bir kişiliktir. Ve “bavulsuz yolcu” olarak, kendi geçmişini araştırmak üzere yola düşer.

Hikâyelerinde biraz efsane unsuru, biraz western, biraz tarih olmasını sevdiğini belirten Grangé, “hayatını bırakıp kaçma eğilimini”, büyük bir terslik yaşadığımızda, kendimizi ailevi ya da mesleki baskı altında hissettiğimizde hepimizin yaşayabileceği bir itki olarak değerlendiriyor.

Kitabı okuyanlar 1.146 okur

  • Volkan ÖZTÜRK
  • Elif
  • Serkan Kula
  • Fevziye Ala
  • Mes
  • Batuhan Oğuz
  • Pınar Yılmaz
  • Burak Güzel
  • Hulusi Özırmalı
  • Wisdom

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%16.3
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%34.6
45-54 Yaş
%13.3
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%0.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.1
Erkek
%32.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35 (132)
9
%27.6 (104)
8
%20.4 (77)
7
%10.9 (41)
6
%3.7 (14)
5
%0.8 (3)
4
%0.5 (2)
3
%0.8 (3)
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları