Sisle Gelen Yolcu

8,5/10  (180 Oy) · 
596 okunma  · 
143 beğeni  · 
2.655 gösterim
Kitap Hakkında:

Benliğin karanlık sularında dolaşan “bavulsuz yolcu”

Tren raylarında bulunan, hafızasını yitirmiş bir adam… Aynı yerde, bir bakım çukurunda çırılçıplak bir ceset... Ve olay üzerine polis tarafından çağrılan psikiyatr Mathias Freire… Polis, hafızasını yitirmiş adamı sorgulamak isterken, Mathias kendisinde de aynı kişilik hastalığı olduğunu fark eder. Acaba aranan seri katil kendisi midir?

Sadece Fransa’da 300 binden fazla satan ve şimdiden 10 dile çevrilen Sisle Gelen Yolcu, tüm romanlarında ısrarla “kötülük”ün kaynağını arayan Jean-Christophe Grangé’nin kurduğu kabus dolu bir labirent. Grangé, romanını tasarlamak için her romanında olduğu gibi bu romanında da titiz bir araştırma süreci yaşamış. Bir psikiyatri hastanesinde bir süre kalmış ve hastalarla uzun sohbetler etmiş. Marsilya’daki evsizlerin arasına, heyecan verici tasvirlerle anlattığı tekinsiz bir dünyaya dalmış.

Romanın ana karakterini bu araştırmalar sonucunda yaratmış Grangé. Mathias Freire, Bordeaux’da işi dışında özel bir hayatı olmayan, bir ihtisas hastanesinde görev yapan genç bir psikiyatr. Nöbetçi olduğu bir gece, tren raylarında bulunan, hafızasını yitirmiş bir adam getirilir hastaneye. Ertesi gün ise bölgede bir ceset bulunur. Cesedi bulunan kişi genç bir uyuşturucu bağımlısıdır ve vücudunda hiçbir darp izi yoktur. Mathias hastasıyla özel olarak ilgilenir. Yaptığı hipnoz sonucu hastası, geçmişiyle ilgili bazı bilgileri hatırlar. Ancak doktorun araştırmaları, hastasının verdiği bilgilerin tamamen düzmece olduğunu gösterir. Mathias, adamın psişik bir kaçış içinde olduğu, büyük bir travmadan sonra esas benliğinden kurtulmaya çalıştığı ve bu yüzden bilinçsizce yeni bir kimlik yarattığı görüşündedir. Ancak an gelir, kendisinin de, hastası gibi psişik bir kaçış yaşadığını keşfeder ve asıl kimliğini bulmaya karar verir. Mathias’da da hafıza kaybı vardır; kendine geldiği zamanlarda, başka bir kişiliktir. Ve “bavulsuz yolcu” olarak, kendi geçmişini araştırmak üzere yola düşer.

Hikâyelerinde biraz efsane unsuru, biraz western, biraz tarih olmasını sevdiğini belirten Grangé, “hayatını bırakıp kaçma eğilimini”, büyük bir terslik yaşadığımızda, kendimizi ailevi ya da mesleki baskı altında hissettiğimizde hepimizin yaşayabileceği bir itki olarak değerlendiriyor.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2012
  • Sayfa Sayısı:
    680
  • ISBN:
    9786050907148
  • Orijinal Adı:
    Le Passager
  • Çeviri:
    Tankut Gökçe
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Kerem 
 18 Nis 10:37 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Grange'ın en beğenilen kitabı genelde Siyah Kan'dır ama ben Sisle Gelen Yolcu'yu daha çok beğendim. Tabi gerek bu iki kitapta gerekse de diğer kitaplarında karakterlerin psikolojik problemleri ana temayı oluşturuyor. Bu yüzden Grange'ın kitaplarını Psikoloji türünde de görüyorum ben zaman zaman. Bu kitap sadece bir çırpıda kitap bitirmek isteyenler için biraz uzun tutulmuş. Eğer hızlı kitap bitirme alışkanlığına sahipseniz bitmesini istemediğiniz bir kitap yerine bitirme hissiniz daha ön planda olabiliyor. Belki bir bölüm daha kısaltabilirdi ama o zaman da bize vermek istediği mesajı veremeyebilirdi. Uzun olmasına rağmen beni yormadı ve büyük keyif aldım. Benim en beğendiğim kitabı Grange'ın.

Grange'ın genel olarak psikoloji, tıp, mitoloji, tarih, din ve aklınıza gelebilecek her türlü bilim dalına ve felsefi alana hakimiyeti kendisine duyduğum hayranlığı kat kat arttırıyor. İyi ki yaşı daha genç ve bize en az 6-7 kitap daha sunacak.

Derya Berber Tali 
20 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Herkes çok beğenerek okumuş ben de uzun zamandır meraklaniyordum okumak icin;ama okurken ne çok sıkıldım aman Allahım. ..yarım bırakmamak için çok direndim son sayfayi bitirip kitabı sahibine teslim etmek beni çok mutlu etti ....

Yazarın çıkar çıkmaz romanları okurum. Ancak nedense bu romanda öyle olmadı. Bir arkadaşım okumam için vermişti. (Gerçi kitabı daha sonra bana hediye etti)Ne kadar okumaya çalışırsam çalışayım olmadı okuyamadım. Bir türlü kitap beni sarmadı. En sonunda yarım bırakmak zorunda kaldım.

Başucumda Kitap 
 18 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitap başlı başına akıcı, çarpıcı, sersemletici,şaşırtıcı ve sevdirici. Başlarda bu kadar kalın kitabı nasıl okuyacağım diye kendime korkuyu telkin ettim ama elime aldıktan ve bir sahneden sonra romanı o kadar hızlı okudum ki yeri geldi gece saat 2 oldu yeri geldi başım ağrıdı, gözlerim acıdı. Fakat tüm hepsinin bu kitap için değdiğini düşünüyorum. Kitaptaki tüm noktaların hepsi birbirinle bağlantılı. Farklı kişilere yüklediği suçlar dahi ona ait. Bunun konuyla ne ilgisi var derken bile ileride bakalım bu da mı başımıza çıkıcak diyorsunuz. Kişinin kendi kişiliğini farketmesi gerektiği mesajını çıkardım fakat o kadar fazla olay, o kadar fazla tasvir, o kadar fazla birbirlerinle alaklı noktalar vardı ki bu sonucun kitabı tam karşıladığını sanmıyorum. Kitap oturup 1 ay düşünülesi ve öyle bir sonuç çıkarılası. 677 sayfanın 677sinde de şaşırıyorsunuz, ne oluyor diyorsunuz ve sersemliyorsunuz. Eğer polisiye seviyorsanız seve seve bu kitabı alın. Tereddüt etmeyin.

Murat Şaşzade 
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Grange'ın ilk okuduğum kitaplarından biri. Psikolojiye, psikiyatriye ve kişilik bozukluklarına son derece hakim biri olduğunu ve mitolojik ögeleri son derece yerinde kullandığını düşünüyorum.

Iraz Yaren 
11 Nis 13:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu kitap bana bir cok sey katti harika bir kitap zeki bir yazarin elinden ciktigi her halukarda ortada burdan yazara tesekkurlerimi sunarim bizi boyle bir kitala bilgilendirdigi icin

Celal Aslan 
22 Kas 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kurtulmak için tek çarem var: diğerinden kaçmak. Peki ya diğeri de bensem?
Gerilim, macera ve heyecanın üst safhada olduğu psişik bir kaçışın hikayesi. Sayfa sayısının çok olması gözü korkutabilir. Ama Grange herhangi bir kopukluğa yer bırakmadan başarılı uzun bir eser ortaya çıkarmış.

Serdar Poirot 
26 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Meşhur yazardan yine son derece güzel bir roman. Mathias Friere, Bordeaux'da çalışan bir psikiyatrdır ve bir gün bir cinayet şüphelisi ile karşılaşır. Patrick adındaki bu adam hafızasını kaybetmiştir. Onunla ilgilenir ve hafızasını kazanmasını sağlar ancak bir takım adamlar peşindedir ve onu öldürür. Bu arada Yunan mitolojisine göre işlenen cinayeti babası Latin Amerika'da meşhur bir işkenceci olan Anias adında bir kadın baş komiser araştırmaktadır. Mathias kendisini öldürmek isteyen kişilerden kaçarken aslında tedavi ettiği adam gibi kendisinin de hafızasının kaybolduğunu farklı bir kişiliğinin olduğunu öğrenir. Geçmiş kişiliklerini araştırarak gerçek kimliğini bulmaya çalışacaktır. Ama bu hiç de kolay değildir. İşin içinde kişiyi tehdit eden bir ilaç firması, psikolojik ilaçlar ve eli kanlı katiller vardır. Geçmişte de mitolojiden ilham alınan cinayetler işlenmiştir. Katil kimdir? Mathias gerçek kimliğini bulabilecek midir? Anias, bu soruşturmayı tamamlayabilecek midir? Mathias gerçekte kimdir? Soluksuz okunan bir roman.

Sibelbala 
29 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Klasik bir grange romanı.. Orijinal bir cinayet ritüeliyle başlayan, uzun olmasına rağmen sıkmayıp aksine merak duygumuzu tetikleyen, yerinde verilen bilgiler ve ipuçlarıyla kitaba bizim de dahil olduğumuz, sonlara doğru çözülen düğümler ve balyoz etkisi yapan bir son. Yer yer tahmin ettiğim durumlar oldu fakat sonunda yine şaşırtmayı başarmış grange. Özellikle sonundan ve ana karakterin kendi kişiliklerini arama macerasından çok zevk aldım. Yine de ilk okuduğum kitaplarındaki kadar etkilenmediğimi de belirtmeliyim, yazarın ne en iyi ne de en vasat kitabı. Gerilim gizem psikolojik ve tabi ki grange sevenlere tavsiye ederim

Furkan 
23 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · 8/10 puan

Hatırladığım kadarıyla fiziksel olarak kalın kitapları elimde tutmamı bu kitap sağladı. Sayfa sayısına rağmen gözüm korkmadı. Kızıl Nehirler'den sonra ikinci okuduğum Grange kitabıydı ve kesinlikle ikisi arasında bir uçurum olduğunu fark ettim. Yazım teknikleri, karışıklıkları çözme adına benim için yeni bir çağ başlatmış Grange. Standart şekilde gizemli olayı önümüze sunup sonra çözme politikasından sıyrılmış ve olayı bize gösteripi daha da genişletip iyice içinden çıkılamaz bir duruma getirip sonra ortaya çıkarma gibi bir yol benim gözüme daha cazip göründü ve kitabı daha çok sevdim.

4 /

Kitaptan 19 Alıntı

Magmadan ilk tanrılar doğmuştu. Gece (Nyks). Karanlık(Erebos). Nyks, Gök'ü,(Uranos) ve Toprak'ı (Gaia)doğurdu. Sonra bu iki tanrı birleşti ve Gaia, bir sürü çocuk (12 Titan) doğurdu.Çocuklardan birinin gücünü almasından korkan Uranos,çocukları yanında, toprağın bağrında tutması için Gaia’yı zorladı. Titanların en genci olan Kranos ,annesinin yardımıyla kurtulmayı başardı ve babasının hayalarını kesti.Kız kardeşi Rheia'yla birleşti ve ilk altı Olymposlunun doğumuna sebep oldu. Bu Olymposlulardan Zeus ,babasını alt ederek egemenliğini elinden aldı.

Sisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe GrangéSisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe Grangé

Girit Kralı Minos tarafından zindana atılan İkaros ve babası Daidalos, balmumundan ve tüylerden kanatlar yapmışlardı. Kaçışları sırasında genç İkaros ,fazla yüksekten uçmaması söyleyen babasının sözünü dinlememişti. Düşüncesizce davranmış ve çok yüksekten uçmuştu. Güneş kanatlarını eritmiş, denize düşmüş ve boğulmuştu.

Sisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe GrangéSisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe Grangé
Sibelbala 
29 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

-Hep kurbandan söz ettik, dedi Jaffar. Peki ya katil? Tam olarak nasıl birini arıyoruz?
-Soğukkanlı, acımasız, başkalarını kullanmasını bilen biri.
-Umarım benim eski karım cinayet sırasında başka bir yerde olduğunu kanıtlar, dedi Jaffar başını sallayarak.

Sisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe GrangéSisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe Grangé

"Evsizler, modern toplumun son özgür insanlarıydı. Kredi kartları yoktu. Çek defterleri yoktu. Arabaları yoktu. Cep telefonları yoktu... Her bağlantının, her telefon görüşmesinin, her hareketin kayda alındıği bir dünyada, arkalarında iz bırakmayan tek grup onlardı."

Sisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe GrangéSisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe Grangé

XX. yüzyıl kuşağı, Nietzsche'nin Tan Kızıllığı adlı kitabındaki vecizesini, bir beylik söz olarak yıpranana kadar yinelemişti: "Beni öldürmeyen her şey beni daha güçlü kılar." Bu bir aptallıktı. En azından herkesin kullandığı çağdaş anlamı içinde. Her gün yaşanan acı insanı dayanıklı hale getirmezdi. Yıpratırdı. Kırılganlaştırırdı. Zayıflatırdı. Freire bunun bedelini ödemişti. İnsan ruhu, dayanıklılığının sınanmasıyla tabaklanan bir deri değildi. Duyarlı, nazik, içli bir zardı. Bir şok anında yaralanır, örselenir ve bunun izlerini hep taşırdı..

Sisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe GrangéSisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe Grangé
2 /