Adı:
Koloni
Baskı tarihi:
Nisan 2009
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051112909
Orijinal adı:
Miserere
Çeviri:
Tankut Gökçe
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Soluğunuzu kesen tempo, heyecan ve gerilim hiç bitmeyecek!

Onlar Çocuktular...
En mükemmel elmasların saflığındaydılar...
Ne ufak bir lekeleri...Ne de en ufak bir kusurları vardı...
Ve ne de en ufak bir günahları...
Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı...
Paris'te bir Ermeni katedralinde işlenen bir cinayet. Kan yok, cinayet aleti yok, yara bere yok...
Biri yaşlı ve huysuz emekli bir polis, diğeri Çocuk Bürosu'nda görevli, ancak açığa alınmış uyuşturucu müptelası genç bir polis. Bu ikisi, gitgide hunharca bir hal alan ve peşpeşe işlenen cinayetlerin katilini veya katillerini bulmak için birlikte çalışmak zorundadır. Birbirlerine ihtiyaçları vardır, birbirlerini tamamlamaktadırlar. Ancak bu cinayetler sıradan bir seri katilin işi değildir. Gizli servisler, naziler, Yahudiler, ülke içinde ülkeler, ve "siyah bölgeler"... Sanki birileri bir şeyleri gizlemek istemektedir.

Fransa'nın göbeğinde başka bir ülke olabilir miydi?
Bu ülkeye kim veya kimler göz yumuyordu?
Burada neler yapılmaktadır?
Kaçırılan çocuklar ile öldürülenler arasındaki bağ nedir?
İki polisin çabası cinayetleri açığa kavuşturmaya yetecek midir?
Yoksa...
(Tanıtım Bülteninden)
424 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Koloni ile birlikte sekizinci Christophe Grangé kitabımı bitirmiş oldum. Grangé sadece bu türde değil, genel olarak en sevdiğim yazarlar arasında üst sıralarda ve Koloni isimli bu kitabı da yazarın kitaplarını neden bu kadar çok sevdiğimi ispatlar nitelikte. Koloni bu türe alışkın okurların dahi tüm beklentilerini karşılayacak nitelikte bir kitaptı ki bu türde çok fazla kitap okuyan biri olmama ve o kitaplar içinde birçok değişik olay görmeme rağmen Koloni'de yer verilen olayların orijinalliği beni bir hayli etkiledi. Doğan Kitap'ın o bildiğimiz uzun sayfa boyutu ve küçücük puntolarına rağmen sürükleyiciliği sayesinde akıp giden bir kitaptı Koloni. Yorumlarına baktığımda bu kitabın yazarın Siyah Kan, Kızıl Nehirler gibi kitaplarının gerisinde kaldığına dair bir görüş olsa da ben kesinlikle öyle düşünmüyorum. İlk sayfasından son sayfasına kadar akıcılığın azalmadığı ve özellikle son yüz sayfada aksiyonun oldukça arttığı bir kitap okudum. Bir taraftan olayların nasıl sonuçlanacağını merak ederken bir taraftan da Şili'de 90'lı yıllarda yaşanan darbe ve Pinochet iktidarına dair bilgi edindim. Benim için polisiye kitapları okurken kitabın sonunu merak etmem ve sonunda da şaşırmam çok önemli. Koloni bana tam olarak bu istediklerimi veren bir kitaptı ve bunu yaparken de bir sayfasında dahi sıkmadı. Güzel bir şekilde başlayan, aksiyonun zaman zaman azaldığı zaman zaman yükseldiği ancak azaldığı anlarda okuru sıkmayan, sürükleyici, sonunu merak ettiren, olayları iyi bir şekide birbirine bağlayan ve sonunda şaşırtan bir kitap okudum. Grange kendine özgü tarzıyla gayet iyi bir eser ortaya çıkarmış. Okumayanlara tavsiye ederim.
424 syf.
Bir Grangé efsanesinin daha sonuna geldim. İlginç bir konusu vardı kitabın. Kitap beni cinayetlerin işleniş tarzıyla çok etkiledi. Bir kez daha polisiyenin kralı olduğunu kanıtladı. Grangé okurken hiç bir zaman katil veya katilleri tahmin edememişimdir. Kitap ilk sayfasından sonuna kadar sürekli heyecanını koruyor bu sebeple. Yaşlı emekli bir polis ve uyuşturucu batağı içinde olan genç bir polisin akıl almaz dini cinayetlerin peşinden koşuşunun akıl almaz hikayesini anlatıyor. Yer yer sıkılmış olsamda güzel ve ilgi çekici bir kitaptı. Polisye-gerilimde bir numara olduğunu kanıtladı. Herkese bol kitaplı bir gün diliyorum.
424 syf.
·4 günde·10/10
Koloni, Jean-Christophe Grange'ın okuduğum ilk romanı. Ve böyle harika bir romanı bana tavsiye eden değerli arkadaşım ZümrütGökce a teşekkür ederek başlamak istiyorum incelememe.

Kitabın en çok hoşuma giden tarafı aslında şaşırtmaca üzerine şaşırtmaca olması. İnsanın elinden düşüresi gelmiyor adeta. Çünkü biliyorsunuz ki konu açtıkça konunun içinden başka bir konu çıkıyor. Polisiye ve gerilim çok fazla tarzım olmamasına rağmen bu kitabı okuduktan sonra tarzımı değiştirmem konusunu gözden geçirdim diyebilirim. Kitabın konusu hakkında çok fazla bilgi vermeyi sevmiyorum açıkçası ama bu kitapta bir cinayet ve cinayeti sorgulayan biri emekli iki polisin akıllıca iz sürmeleri ve cinayeti aydınlatma çabaları söz konusu. İlk başlarda birbirine soğuk olan bu iki adamın sonraları büyüyen dostluk ilişkileri de ders verir nitelikte. Kısacası bu kitapta kan, sadizm, siyaset, duygusallık, psikanaliz, müzik yani ne ararsan var.

Kesinlikle tavsiye ediyor hem yazara hem bu kitabına 10 üzerinde tam tamına 10 veriyorum. Keyifli okumalar dilerim.

Saygılarımla,
424 syf.
Grange'in insan ruhunun tabiri caizse ürkütücü noktalarına temas ettiği romanı. Mazoşistlik, sadistlik ve bu iki kavramdan hazza açılan dünya irdelenmiş bir cinayetin perde arkasında. Ayrıca kitapta bu kavramlara dair bilimsel ve tarihsel bilgiler de edinebilirsiniz.
424 syf.
·Beğendi·9/10
Sanırım Grange okumaya bir müddet ara vereceğim zira her sayfasında ki bu 10 dk periyotlar halinde öğürmekten gırtlağım bu öğürtüye muktedir , mide asidim den kaynaklı beyin felçlerim beni benden aldı. Bu nedir demeyin bu adamın beyinsel işlevlerinde bir çarpıklık olduğu aşikar kitaplarında ki şiddet sahnelerini kaleme alış biçimini sanıyorum yaş itibariyle artık midem kaldırmıyor öyk dedim ya bilmem kaç milyon kere insaf ama bende insanım dilerseniz okuyun lakin ben bir süre Grange'la arama mesafe koyma niyetindeyim mola yani mola. Kitap mı? kitap iyiydi ya hakkını yiyemem. :/
424 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitap tek kelimeyle mükemmel. Okuyorsun ama zihinde öyle bir hoşluk bırakıyor ki. Bunu kelimelerle pek ifade edebileceğimi sanmıyorum. Yazarın dili çok akıcı. Okudukça okuyası geliyor ve insan kitabı elinden bırakmak istemiyor. Kitaptaki ana karakter olan Lional Kasden ve Cedric Volokine benim adamım. İlk başlarda birbirlerinden pek haz etmeselerde sonradan bir elin iki parmağını oluşturan cinsler. Nefretin sevgiye dönüşmesi. Mesafelerin yok olması baya iyi bir kurgu ile anlatılıyor. Yazar anlatırken sanki onlarla beraber bende yaşadım bu olayı. Bir köşeden onları izliyormuşum gibi hissettirdi. Harikaydı.
424 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Diğer Grange romanları gibi iyi olay örgüsüne sahip bir roman. Yazar bu kitabında da insanın nasıl değişik varlık olduğunu bizlere gösteriyor. Gerek bazı sadist eylemlerle gerekse cinayetlerin işleniş biçimiyle.
Genel olarak iyi bir kitap, sadece bazı yerlede kitap propaganda içeriyor.
424 syf.
·4 günde
Bu kitabı ilk başladığımda sıkıcı buluyordum fakat bi 50 sayfa sonrasında o kadar sardı ki okumak için can atar oldum. Akıcı hale geldikten sonra insanın elinden bırakamayacağı tür bir kitap. Bayıldım...
422 syf.
·57 günde·Beğendi·7/10
Cinayet kitaplarında ideal sayfa sayısının 200-250 olduğunu düşünürken bu fikrimi ilk yıkan Tess Gerritsen'ın kitapları oldu.Kurgu uzun da olsa, birçok karakter de karışsa olayın içine, soluksuz okunan dedektif romanları yazıyor kendisi.
Yanıldığımı anladığım ikinci yazar ise Sayın Grange oldu. Kızıl Nehirler kitabını sadece beğendiğimi hatırlayacak kadar uzun bir süre önce okumuştum. Annemin kitaplığından bana sürekli Grange kitapları göz kırpsa da "yaa bu kadar uzun dedektiflik romanı mı olur sıkılırım" diyerek görmezden geliyordum. Taa ki Sevgili ZümrütGökce Jean Christophe Grange Okuma Etkinliğiyle gelene kadar. Grange'i, kalemini ve kitaplarını öyle ballandıra ballandıra anlattı ki bir bakmışım adım lisetede :)) Burdan ZümrütGökce 'ye de teşekkürlerimi sunuyorum. :)
Kitaba gelince... Okuma sürem bayağı bi' uzadı,araya başka kitaplar girdi,o kitaplar bitti ama Koloni bitmedi...Kitap sıkıcı mı? Değil. Kurgu çok güçlü, hikayede boşluk yok ve cinayet silahı son sayfalara kadar gizemini koruyan, bugüne kadar okuduğum en orijinal silah.
Roman 60'lı yaşlarda Kasdan ve ona göre çok daha genç olan Volokine adında iki alakasız insanın ortaklığıyla ilerliyor.Birbirleriyle alakasız oldukları kadar davayla da ilgileri yok zira birisi emekli olmuş diğeri de meslekten uzaklaştırılmış vaziyette ancak meslek sevdası işte...Bu sebepler onları durdurmuyor ve (hafiften spoiler!!!) kendilerini bilimsel araştırma adı altında çocuklara işkence ederek "yalnızca ses gücüyle yapılabilecek bir suikastın" peşinde olan bir tarikatın gizemini çözmeye çalışırken buluyorlar.
Çocuk kaçırma mı dersiniz eski hesapların kapatılması mı dersiniz başından beri tanıdığınız karakterlerin aslında tanıdığınız gibi olmaması mı dersiniz hatta belki çocuk katiller bile olabilir,kim bilir?... ;)
Heyecanı dorukta tutacak bu tür olaylar kitabın içine serpiştirilmiş halde bu da aslında kitabı akıcı kılıyor...
Kitabı uzun sürede bitirmem yazarın kalemiyle ilgili değil, heyecanlı yerlerde; yeni bir şeyin ortaya çıkacağını anladığımda, bir süre ara vermek ve merakımı daha da cezbetmesine izin vererek bir süre sonra daha yüksek bir motivasyonla kitaba dönmek Senai Demirci'den kaptığım bir teknik...
Velhasıl kelam Grange'in ellerine sağlık.
Kitap son sayfasına kadar kendini okutuyor ve konusu alışılmışın dışında.
Sözlerimi kitabın 304. sayfasına ait bir alıntıyla noktalıyorum:

"Beni şaşırtan, yaşamın içindeki ölümün korkunç haksızlığı değildi.Tam tersine. Ne dereceye kadar yaşamın ölümün bir parçası olduğunu, ne dereceye kadar yaşamın küçük bir parantezden ibaret olduğunu anladım."

selametle.
424 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Lionel Kasdan, Cinayet Masası başkomiseri. Grange'nin devam eden kilise takıntılarına bir yenisi daha ekleniyor ve cinayet yeri bir Ermeni Kilisesi seçiliyordu. Komiserimiz de Ermeni. Eric Vernoux, adli polis. Beraber çalışacakları daha baştan belli ikilimiz. Tabi Eric soruşturmadan çekilmeseydi.  Kurbanımız da Şilili Wilhelm Goetz. Yani gene büyük çapta araştırmalar yapılacağını tahmin edebiliyoruz. Aslında bir yandan da sevdiğim bir nokta Alman asıllı birisi ile Ermeni yani Yahudi olanları birleştirerek kullanan ve güzel mesaj veren bir yazara sahibiz. Ayrıca gene araştırmacı yazarımızın Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin yaptığı araştırmanın konuşma içerisinde hiç muhabbetini açtırmadan kapatmasını da tebrik ettim. Araştırmacı yazarlar her zaman baş tacıdır. 
Kasdan, araştırmalara başladığında genç bir çocuktan aldığı ifade ve Goetz'in evindeki aramayla başladı. Bir yandan da Cedric Volokine hikâyeye dahil oluyor ki kendisinin hikayesi ve içinde bulunduğu şartlar oldukça üzücü olan bir polisimiz. Ben gene de bu iki polisimizin özelliklerini beğenmiştim.
Grange herhalde bu kitapta önceki yorumumu yapacağımı hisseder gibi, bol küfürlü ya da erotik sahneler yerine öyle uysallaşmış ki; cesedi tanımlarken yaptığı o betimlemeler yerine ‘Edebe Aykırı' kelimesini kullanmıştı.
Hiç kimsenin geleceğe inanmadığı umut dolu bir ülke, Hiç kimsenin geçmişe inanmadığı anılarla dolu bir ülke. Şili için söylense de hepimize çok tanıdık geldiğini düşünüyorum. Bunun dışında ABD için ‘Sam Amca çaldıklarının geri alınmasından hoşlanmazdı' diye bir tabir var ki Şili olayı için kullanılan. Grange gerçekten korku gerilim ve biraz da eğlence için biçilmiş kaftan !
Cinayetler ve bağlantıları sonrası beklediğimiz yere yani ‘Koloni’ denilen bir gruba ve bunun insanlarına -ya da çocuklarına mı demeliydik- rastladık. Ben gene çok beğendim demeliyim. Araştırmalar, ülke tarihine inme ve araştırılan insanlar. Eskiler ve yeniler, Alman ve yahudiler ile geçmişleri. Herşey birbiriyle oldukça bağlantılı ve şaşırtıcı. Böyle bir kurgu benim için altın değerinde diyebilirim. Hristiyanlık, Yahudilik ve Müslümanlık. Dua, Oruç ve Nefis Köreltme. İç içe geçen –ve doğru- araştırmalar. Bu da yazarımızın ne kadar detaylı araştırmalara inerek kurgu ve gerçekliği birleştirdiğini gösteren ögelerden.
Sociedad Asuncion benefactora y educacional. Fransa’nın göbeğinde bir ülke buluyoruz. Evet bir ülke. Kurgu burada had safhaya ulaşıyor. Çözüm tamamen bu bulmacanın içerisinde. Ölümler, saldırılar, polislerimizin kimliği, gerçekte kim oldukları ve en başından beri merak konumuz olan ‘Ses’ ve bununla ilgili tarikatın ne planladığı. Her cevap işte tam da bu bölümdeydi diyebiliriz.
Aslında düşünüyorum da biraz erken bitmiş hani koro devamında bir olay daha işlenebilir ve tamamen bitirilebilirdi ama yazar bu sefer yazmamayı tercih etmişti ve biz de saygı duymalıydık. Gene çok başarılı bulduğum bir kitabı bitirdim. Adamın kitapları bir içim su denilecek cinsten. Halen okumadıysanız kaçırmayın derim. Ve İyi geceler..
424 syf.
·8 günde·7/10
Kitap, Grangé okurlarının iyi bildiği üzere ağır akan bir başlangıca sahip. İlk 50-60 sayfayı okurken sabırlı davranılması gerekiyor zaten sonrasında anlatım akışkan bir hale geliyor. Bu kitapta değinmek istediğim birkaç ayrıntı var. Baş karakterin uyruğu sebebiyle yazar inceden de olsa Türkiye'ye laf dokundurmadan yapamamış. Ayrıca hafif bir semitizm rüzgarı da estirmiş kitapta. Bunları sert bir eleştiri olarak, kitabı karalamak için söylemiyorum elbette.
Dikkatimi çeken bir ayrıntı da Fransızların, genel olarak Afrika'da uyguladıkları şiddeti de çekinmeden dile getirmiş Fransız yazar.
Bunlar haricinde söylenecek te şey kendini okutan iyi bir Grangé eseri daha.
424 syf.
·6 günde·8/10
Kitap genel olarak çok güzeldi, konu ve kurgu çok zekice hazırlanmıştı, karakterleri de çok sevdim yalnız kitabın tek sorunu yazarın belirgin imzasını taşımasıydı. Yazarın her kitabının kurgu ve dil bakımından çok benzer olmasından hoşlanmıyorum, biraz değişik teknikler denese ortaya daha şaşırtıcı ve güzel şeyler çıkabilir bence, bu haliyle şaşırtıcı olmaktan uzaklaşıyor. Yazarın üslubunu sevsem de her kitabında aynı üslupla karşılaşmaktan hoşlanmıyorum.

Ayrıntılı yorum için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/2016/04/koloni.html
"Romantik bir bakış açınız var. İnsanları sevmek gerektiğini, tüm insanların iyiliği, verimliliği ve uzlaşması için onlara saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz. Ama bu bakış açısı son derece yanlış."
Beni şaşırtan yaşamın içindeki ölümün korkunç haksızlığı değildi.Tam tersine.Ne dereceye kadar yaşamın ölümün bir parçası olduğunu, ne dereceye kadar yaşamın küçük bir parantezden ibaret olduğunu anladım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Koloni
Baskı tarihi:
Nisan 2009
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051112909
Orijinal adı:
Miserere
Çeviri:
Tankut Gökçe
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Soluğunuzu kesen tempo, heyecan ve gerilim hiç bitmeyecek!

Onlar Çocuktular...
En mükemmel elmasların saflığındaydılar...
Ne ufak bir lekeleri...Ne de en ufak bir kusurları vardı...
Ve ne de en ufak bir günahları...
Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı...
Paris'te bir Ermeni katedralinde işlenen bir cinayet. Kan yok, cinayet aleti yok, yara bere yok...
Biri yaşlı ve huysuz emekli bir polis, diğeri Çocuk Bürosu'nda görevli, ancak açığa alınmış uyuşturucu müptelası genç bir polis. Bu ikisi, gitgide hunharca bir hal alan ve peşpeşe işlenen cinayetlerin katilini veya katillerini bulmak için birlikte çalışmak zorundadır. Birbirlerine ihtiyaçları vardır, birbirlerini tamamlamaktadırlar. Ancak bu cinayetler sıradan bir seri katilin işi değildir. Gizli servisler, naziler, Yahudiler, ülke içinde ülkeler, ve "siyah bölgeler"... Sanki birileri bir şeyleri gizlemek istemektedir.

Fransa'nın göbeğinde başka bir ülke olabilir miydi?
Bu ülkeye kim veya kimler göz yumuyordu?
Burada neler yapılmaktadır?
Kaçırılan çocuklar ile öldürülenler arasındaki bağ nedir?
İki polisin çabası cinayetleri açığa kavuşturmaya yetecek midir?
Yoksa...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.079 okur

  • Eylül b.
  • Serap Karabulut
  • Âfitap
  • Ezgi Gececi
  • Tuğba
  • KORAY İŞCAN
  • Eda Aydın
  • Merve
  • emre
  • Mehmet KOÇ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%17.4
25-34 Yaş
%31.2
35-44 Yaş
%34.1
45-54 Yaş
%11
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.9
Erkek
%33

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.3 (138)
9
%17.6 (96)
8
%28.4 (155)
7
%17.8 (97)
6
%7.7 (42)
5
%2 (11)
4
%0.5 (3)
3
%0
2
%0.5 (3)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları