Kitapta zırt pırt fransızca alıntılar yüzünden dipnot'a bakıp tekrar sayfaya dönmekten başım ağrıdı. sayfaya fransızca metin yazıp türkçe çevirisini dipte vermek yerine, '* işareti olan yerler orjinal metinde fransızca yazılmıştır' deyip ne kadar fransızca cümle varsa bunu yine türkçe yazıp * koymak çok zor olmamalıydı. iş bankasının editörlerine sinir oldum.
dosto ağabey hızlıca bitsin de gideyim gibi yazmışsın, hatta araştırmalarım doğruysa sen de yazmamışsın yazdırmışsın. karakterleri on numara anlatmışsın.
-spoiler-
blanche'yi evire çevire bi tokatlasam içim ne güzel rahatlar. ama sorun o aptal kadında değil aslında. bizim salak aleksey'de. senin ne derdin zorun var da kalkıp paris'e gidiyon oğlum. otursana oturduğun yerde. o parayı o karıya yedireceğine git tekrar kumara bayıl daha iyi.
aslında sadece blanche'yi de değil, generali, ingilizi, grueix?'i kısaca, büyükanne ve aleksey dışında herkesi tokatlamak istiyorum. polina'yı daha az tokatlarım ama. büyükannenin kumar oynama şekli aleksey'den de daha iyi. gözünü kapatıp zero zero diye yedin ne var ne yok teyzecim. neyse sağlık olsun, generale bırakmaktan daha iyidir senin yaptığın.
aleksey ve polina aşkını biraz daha öğrenmek isterdim. dosto babam bi yüz sayfa daha yazsaydın, diyeceğim ama...
-spoiler-
her ne kadar diken üstünde yazdırmış olsan da kaliteni konuşturmuşsun. kumar hakkında, kumar oynayan tipler hakkında ve oyunun içerisinde kazanç-kayıp durumlarını öyle bir yazmışsın ki sanki salak aleksey değil de ben masada oturuyormuşum gibi hissettim. ince bir kitap sayılmayacak kadar sayfası olmasına rağmen bir günde bitirdiğim kitap. tüm karakterleri o kadar iyi tanıdım ki neticede ne olacak meraktan kıvrana kıvrana okudum. bravo dostom. ver elini öpeyim harikasın