Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım
Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım
Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın
Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım
Esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim
Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım
Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın
Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım
Kim sürmüş Altıok Metin dünyanın sefasını
Kirletilmiş bir zamanı yürürken adım adım
Sade ama çok katmanlı bir dil yapısıyla, hem bireysel acıyı hem de toplumsal bir kırılmayı yansıtıyor...
Şiirin dili oldukça liriktir; içe dönük, kırılgan ama aynı zamanda dirençli bir sesle yazılmıştır. Şairin iç dünyasında oluşan boşluğu dış dünyaya zarif bir şekilde aktarıyor. "Üstünü acıyla pullamak" gibi ifadeler, hem duygusal hem de görsel bir yoğunluk yaratır.
Şiirsel bütünlük, şiirin sesini ve duygusunu kuvvetlendirir. Bence gayet başarılı bir şiir. Ki zaten çok sevdiğim bir şairdir kendisi...
Altıok’un şiiri genel olarak melankolinin estetik bir formudur. Buradaki hüzün, içe gömülmüş, incelikli ve zarif bir anlatımla verilir.
Şiirin hem felsefi hem de edebi yönünü birleştirmek, onu daha derinlikli okumamızı sağlar.
Bu şiirin temelinde "yitirme" duygusu vardır. Ama kaybedilen sadece bir sevgi ya da anı değildir; insanın içinde taşıdığı yaşam sevinci, tutku ve anlam duygusu da yavaş yavaş kaybolmaktadır. Şairin zarfa koyup gönderdiği kuşlar, aslında basit bir selam değil; iç dünyasında artık barınamayan duyguların ve ruh halinin simgeleridir.
"Kirletilmiş bir zaman" ifadesi, modern yaşamın deformasyonlarına bir başkaldırıdır. Kierkegaard'ın sözleriyle: “Zaman, insanın varlıkla bağını unuttuğu andır.”
Ancak şair, bu kirli zamanın içinde bile anlamı tamamlamaya çalışır: "Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım." Walter Benjamin’in deyimiyle bir kurtarma eylemine dönüşür. Parçalanmış hayatı bir araya getirme çabasıdır bu; çünkü insan, anlamı yalnızca geçmişte bulur ama geleceğe aktararak var eder.
Nietzsche şöyle yazar: “İnsan, dans etmeyi bilmeyen Tanrılarca cezalandırılır.” Altıok’un şiiri, artık dans edemeyen, ama yine de bir başkasının gözlerinde kuş uçurmaya çalışan bir insanın fısıltısıdır.
Ve belki en çok Spinoza’yı hatırlatır bize: "Duyguların farkında olmak, onları anlamakla başlar kurtuluş."
Keyifle dinleyin... !!!