9/10
·352 syf.··
2025 22. kitabı
Eser ütopik bir diktatörlük rejimini anlatıyor. İki kısım olarak uzun bir inceleme yazdım. İlk kısım, daha çok eserden bazı alıntılardan oluşmakta. İkinci kısımda kendi yorumlarımı anlattım. Eseri okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim. Ama bu yaptığım incelemede kitapta geçen bir çok can alıcı noktaları koymaya çalıştım. Kitap 3 kısımdan oluşuyor. 1.kısım neredeyse tamamen rejimi bize tanıtıyor ve bence kitabı şaheser yapan asıl kısım burası. 2.kısmın varlığına gerçekten gerek var mıydı bilmiyorum. Sanki bir çok kısmı kitabın bağlamının dışında kaldığını düşünüyorum. 3.kısım ise son kısım. Spoiler olmaması için ayrıntı vermiyorum. Kısaca eser şöyle bir dünyayı anlatıyor : Binaların her katında, asansörlerin karşısına, her köşede Büyük Birader adı verilen tek yöneticinin resimleri var. "Çocuklar için tarih kitabını alıp ilk sayfadaki Büyük Birader portresine baktı.." Herkes, her gün iki dakikalık Nefret'i seyretmek zorunda. Ta ki halk, düşmanlarına olan öfkeyi, nefreti devamlı zinde tutup perçinleyebilsinler. Baş düşman diye Nefret'te gösterdikleri Goldstein aslında partinin kurucularından ve üstelik Büyük Biraderle neredeyse aynı seviyede. Anladığımız Büyük Biraderle bazı konularda uyuşmadığı için hain ilan ediliyor. "Kabile ayinini andıran ilginç bir hava tezahür etmişti.." diye geçiyor kitapta Büyük Biradere yönelik yapılan kutlamalar için. Suçlular için "Birçoğu mahkemeye bile çıkarılmaz, tutuklama raporu bile tutulmazdı. İnsanlar - daima geceleri - öylece sırra kader basardı." diyor eserde. Çocuklar öyle bir şekilde yetiştiriliyordu ki, anne babalarının dahi partiye ya da Büyük Biradere karşı bir söylemlerinde direk onları polise şikayet ediyorlardı. Böyle aileden kopuk, tek tip bir nesil yetiştirme çabası.. "Tüm çocuklar parti ve onunla alakalı her şeye tapardı." Yenidil diye bir kavram var ülkemizde. Tamamen daha az düşünülebilsin diye kurgulanmış, yeni kelimeler üretmek yerine fazlalık(!) kelimleri dilden çıkarıyorlar. Ta ki düşünce ve aktarımı oluşamasın. Yenidil geliştiren kişilerden birisi :" Asıl işimizin kelime türetmek olduğunu sanıyorsun, eminim. Ama alakası yok! Biz kelimeleri imha ediyoruz, her gün onlarca, yüzlercesini.." "Yenidil'in bütün amacı düşünce sınırlarını daraltmak. Görmüyor musun? Sonunda düşünce suçunu tam anlamıyla imkansız hâle getireceğiz." Düşünce polisi var, düşünce suçu işleyenler cezalandırılıyor illa fiili bir suç oluşmuş olmasına gerek yok. En büyük suç da tabiiki Büyük Birader'i sevmemek. Her yerde Tele-ekran denilen aletler var ve devamlı insanlar, evlerinde dahi, izleniyor ve dinleniyorlar. Yapılan kutlama için kitapta geçen ifade "Saygı duruşunda bulunmak zorunluydu.." "Cebinden madeni yirme beş sent çıkardı, Büyük Biraderin sureti vardı. Gözler her şeyin üstündeydi; bozukluklar, pullar, kitap kapakları, posterler, afişler..." Parti görevlilerinin bir kısmı devamlı geçmişi değiştirmekle görevlendirilmişti. Büyük Birader şöyle bir olay olacak diyor ama başka bir olay oluyorsa, geçmiş hemen değiştiriliveriyor, yerine olmuş olan olayı söylemiş oluyor Büyük Birader. Tarihi istedikleri gibi yazıyor ve yönetiyorlar aslında. Partiye karşı çıkanın eskiden yaptığı bütün iyilikler tarihten siliniyor ve en hain bir insan olarak ortaya yeniden çıkıveriyor. Kitaptaki ifade "Geçmiş günbegün, dakikası dakikasına şimdiki zamana uyarlanıyordu. Bu sayede Partinin ön gördüğü her şey yazılı kaynaklarla doğrulanabiliyordu. Tarih silinip tekrar yazılan bir parşömendi." "Örneğin, Bolluk Bakanlığının o çeyrek için ayakkabı üretimi tahmini 145 milyondu. Gerçekleşen üretim ise, 62 milyon olmuştu. Winston, tahminleri baştan yazarken, sayıyı 57 milyona çekti ki kota aşılmış olsun. Fakat büyük ihtimalle gerçekte tek bir tane bile üretilmemişti. Bu durum her türden bilgi için geçerliydi. " Gelelim incelemenin ikinci kısmı olan kendi yorumlarıma. Öncelikle eser 1948 yılında yazılmış ismi 1984 konulmuş. Anlaşıldığı üzere sosyalizm, komünizm eleştirisi gibi gözüküyor ilk bakışta ama tabiki sadece ona mahsus değil. Benim kanaatim Orwell nasıl Stalin, Lenin, Troçki gibi figürleri incelemiş ve biz eserlerinde onlardan ayrıntılar yakalayabiliyorsak, kesinlikle İnkılap tarihi dönemini ve Mustafa Kemal'in yönetim rejimini de ötekiler kadar incelemiş ve hakim. Eserde Stalin rejiminde olmayıp da bizim İnkılap tarihi rejimine özgü denebilecek olan bir çok nokta göze çarpıyor. Madem diktatöriyal bir rejim eleştirisi olan bir eser okuyoruz, öyleyse kendi tarihimize de böyle bakıp özeleştiriyle başlamalıyız. Şimdi gelelim kitaptaki rejimle, kemalizm rejiminin benzerliklerine. Kitapta nasıl büyük biraderin resimleri her yerde, her katta, parada vs varsa aynen bizde de Atatürk'ün resimleri, heykelleri, isimler her yerde var. Parada, yollarda, okullarda, üniversitelerde vs aklınıza gelebilecek her şeye ve her yere ismi verilmiş. Gelelim Yenidil noktasındaki benzerliklere. Gerçektende o dönemde öztürkçeleştirme adı altında bir çok İslami kelimeler dilimizden çıkarılıp terk ettirilmeye çalışılmış. Bir de güneş-dil teorisi diye bir masal var ki bir zaman Mustafa Kemal'in emriyle ders olarak konulup okutulmuş. Alfabe değişip eski alfabe yasaklanmış ve eski ile bütün bağlantılar koparılmış. Milli mücadele kahramanlarından olan Kazım Karabekir gibi paşalar ve üst rütbe insanlar Mustafa Kemal ile ufak anlaşmazlıklar yüzünden neredeyse hain konumu düşmüş, görevlerinden istifa ettirilip uzaklaştırılmış. Yargılandan, rapor hazırlanmadan idamlar, tutuklanmalar ise zaten İstiklal Mahkemelerinin iftihar kaynağı. Tarihin değiştirilmesi noktaları ve yapıldığı gösterilen icraatlerin gerçek dışılığı ise diğer bir konu. Vahdettin, Nutuk'tan dolayı yıllarca hain olarak gösterildi ancak yeni yeni Mustafa Kemal'i Samsun'a bizatihi kendisi yolladığı ortaya çıktı. Anma törenlerin vs saygı duruşu mecburiyeti ve kabile ayinine benzeyen Kemalizm'in kendine has yöntemleri (eserdeki ifadeyle bir çeşit tapınma). Daha bu mesele uzar da uzar ancak arife işaret yeter karinesiyle daha da uzatmadan incelemeyi nihayetlendiriyorum. Umarım hepimiz sabit fikirlerimizden kurtulur da, herkesin yanlışı olabileceğinin sadece aklen değil kalben de farkına varır, doğruya doğru yanlışa yanlış demeye gayret gösteririz. Bu eser ile Kemalizm rejimi arasında bağlantı kurabilmek için üst düzey bir bilgi ve zekaya ihtiyaç yok. Sadece fikr-i sabit ile bakmamak kafidir zannediyorum..
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
·
74 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.