2011 yılında İngiliz yazar ve besteci, müzikal tiyatro alanında çalışmalar yapan Jasper Kent'in kaleme aldığı Danilov Beşlemesi'nin üçüncü kitabı. 2012 yılında Can Sanat Yayınları tarafından Samim Sakacı çevirmenliği ile yayımlanan, Rusya Tarihine entrika ve vampir mitolojisini derinleştirmesi açısından fantastik tarihi kurgu bir eser.
Serinin bu kitabı, 1855 yılında, Kırım Savaşı'nın gölgesinde, Çar I.Nikolay'ın ölüm döneminde geçmektedir. Kitabın ana karakterleri Dekabrist Ayaklanması neticesinde suçlu bulunarak Sibirya'ya sürgün edilen Aleksey'in oğlu Dimitry, Rusya'nın gizli polis teşkilatı olan üçüncü şube için çalışmaya başlamıştır. Ancak bu teşkilatın iç yüzü, sıradan bir istihbarat kurumu olmanın çok ötesindedir. Dimitry, hem Çar'ın ölümünün ardındaki gizemi çözmeye hem de Vurdalaklar (Vampirler) ile baş etmeye çalışır. Bu görev, onu sadece Rus siyasi elitinin içine değil, aynı zamanda kendi karanlık geçmişine ve doğaüstü güçlere sürükler.
Jasper Kent'in en güçlü yönü, gerçek tarihsel olayları fantazi kurgu ile harmanlayabilmiş olmasıdır. Roman, Rusya'nın ikinci kez Fransız istilasına karşılık iki büyük Generali olan Ocak ve Şubat ayları ile savunmasını, Kırım Savaşı'nı, Zimeyeviç'in Rusya'ya hükmetme planı ve Rus Çarlık rejimi gibi olaylar ekseninde kurgulandığını gözlemliyoruz. Karakterler romanda ne tamamen iyiler ne de tamamen kötüler. İhanet ve kişisel vicdan arasında gidip gelen kararlar hikayeye derinlik kazandırmıştır. Vurdalaklar klasik gotik figürlerden ziyade, tarihsel olaylara doğrudan etki eden, entrikaların parçası olan varlıklardır.
Karakterler; Dimitry, içsel çatışmaları ile boğuşan, çoğu zaman neyin doğru olduğundan emin olamayan ve zincirleme hataları çekinmeden yapan bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Buda onu inandırıcı ve ilginç kılmaktadır. Tamara, talihsizce istemeden de olsa annesi Domnikia'nın kaderini yaşamıştır. 33 yaşına gelmiş, evlenmiş, üç çocuk sahibi olmuş, felaketler üst üste gelmiş kocaman ailesinden eser kalmamıştır. Aynı zamanda aşk unsurudur. Vurdalaklar, fiziksel tehdit olmanın ötesinde, siyasi sistemin bir parçası olarak yansıtılmaktadır. Ayrıca serinin bu kitabının hemen başında bulunan bölümde bizi karşılayan Owen isimli bir İngiliz askerinin trajik hikayesi ile Prometheus isimli yeni bir Vurdalak'ın romana dahil olduğunu da gözlemliyoruz.
Jasper Kent'in dili ve tarihi detaylarla dolu, buradan boğulmadan çıkması zor ancak akıcı. Kurgusu yavaş ilerliyor olsa da atmosferin daha iyi inşa edilmesine feda edilmiştir. Özellikle Rusya'nın karlı sokakları, Petersburg'un kasveti ve Saray entrikaları çok iyi yansıtılmıştır. Ayrıca Yıldız Kalesi ve Aziz Clement gibi tarihi yapılar bize kucak açmaktadır.
Tarih ve fantazinin başarılı harmanı, derin karakterleri, siyasi gerilim ve doğaüstü korkunun dengesi, serinin olay örgüsüne yeni bir boyut kazandırmıştır. Özellikle ilk 150 sayfa yavaş tempolu bölümlerden oluşmaktadır. Sonrası ise gayet akıcı ve gerilim dolu ilerleyişi beraberinde getirmektedir. Rus tarihine aşina olmayan yada hiç tanışmamış okurlar için biraz kafa karıştırıcı gelebilir. Bazı karakterlerin motivasyonları zihinde bulanıklık yaratabilir.
Esere sadece bir Rus tarihi romanı veya Vampir romanı olarak bakmamak gerekmektedir. Siyasi gerilim, tarihsel roman ve gotik korkunun iç içe geçtiği güçlü bir anlatımı mevcut. Seriyi benim gibi peş peşe okuyanlar için mutlaka devam edilmesi gereken bir kitap. Fakat yeni başlayacaklar için önce ilk kitap olan On İki sonrasında ise ikinci kitap olan On Üç Yıl Sonra'nın okunması gerekmektedir. Çarın LanetiJasper Kent