Gönderi

Doğu'nun ve Batı'nın Sentezlendiği Kişilik
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2025 21:38
Bu toprakların Homeros'u doğdu. O kadar yerinde ve o kadar doğru bir cümle ki, böyle bir üstadı anlatmak ancak böylesi doğru bir teşbih ile mümkün olabilir. Meral Saklıyan bir kelime ile çok iyi özetlemiş. Yaşar Kemal'i okumak benim için ekmek ve suya ihtiyacımın olması gibi bir şey. Hani insan oturunca bir anda aklına ya su içmediği ya yemek yemediği gibi temel ihtiyaçlar gelir ya işte bende oturunca durduk yere bazen Yaşar Kemal okumam lazım diyerek birçok kitabını okumuştum. Çünkü benim için bu üstad, yaşamı önüme seren, bana bu toprakları anlatan ve güneşin tenimde o sarı sıcak ile kavrulmasını sağlayan kişi. İnce Memed, Teneke, Ağrı Dağı efsanesi ve daha birçok kitabını kendimce özümsemiş ve anlamış olmanın memnunluğu ile okumamış olduğum kitaplarını da ihtiyaç duyduğum anların gelmesini bekleyerek hayatıma yayacağım. Ağaların zulmü, insanların yılmaması, el ele vermesi, umudun hiç kopmaması ve ne olursa olsun mücadele ruhunu ben Yaşar Kemal'den öğrendim, hem de İnce Memed'den. Yaşar Kemal bir halk ozanıdır. Destan yazarıdır. İnsanlığın acısını anlatır. Acıyı derinden hissederek başkasına geçirir. Bu toprakların kıymetini bilip deyişlerini yazıya çeviren ve biz gelecek nesillere ''toprağınızın kıymetini bilmelisiniz, bakın nasıl bir zenginlik içindesiniz'' diyendir. Tam anlamıyla anlayabildiğimizi sanmıyorum dediklerini. Çünkü bugün hala Yaşar Kemal adının ne anlama geldiğini bilmeyen, onu tanımayan bir sürü insan var ülkemizde. Çukurova'da Türkmen köyü olan Hemite'de dünyaya gelir Kemal Sağdık Göğçeli. Daha küçüklüğünden itibaren dayılarının birer eşkiya olması belki de İnce Memed'in, Yaşar Kemal'in zihninde oluştuğu döneme denk gelir. Gerek kendi ailesi gerekse köy halkının mücadeleci tavrı belki de Yaşar Kemal'in yazarlığa adım atması için destekleyici bir adım olmuştur. Doğduğu Anavarza Ovası'nda dağlardan dağlara koşması, çiçeklerle, ağaçlarla konuşması ve arılarla oynaması bana okuduğum romanlarda ki özellikle de İnce Memed'de neden bir çiçeğin otuz sayfa betimlendiğini anlamama yardımcı oldu. Yaşar Kemal yazarken aynı zamanda sayfalar arasında yaşar da. O çiçeği biz otuz sayfa okusak da Yaşar Kemal o çiçeğe dokunur, konuşur ve etrafında koşar. Bitirmek istemez o betimleyişi. Aslında başka bir konuda otuz sayfa betimleyiş okumuş olsaydım bana sıkıcı gelebilirdi ama ben Yaşar Kemal'in betimlenişinin bitmesini istemiyordum bile. Yaşar Kemal'in, dil hazinesi öyle gelişmiştir ki Meral Saklıyan'ın da dediği gibi yeşil rengine sadece yeşil diyip geçmez. Nasıl bir yeşil? Zehir yeşili mi, çimen yeşili mi, şimşek yeşili mi yoksa yosun yeşili mi? Uzun ve farklı çalışma yaşamı olan Yaşar Kemal ne olursa olsun yazma serüveninin içinde olmaya çalışır. Yazı dünyası belki de hayatın zorluğunun içinden çekip alır Yaşar Kemal'i. Türk dünyasının ünlü ressamları olan Arif-Abidin Dino kardeşlerle de tanışır. Onlarla tanışması bir nevi Yaşar Kemal'in, Batı Edebiyatı'na giriş yapmasının nedeni olur. Don Kişot gibi bir eseri Arif Dino sayesinde tanır. Yazar olmaktan öte çok iyi bir okuyucu olan Kemal, hangi kütüphaneye gitse eser okumaya ve bilgilenmeye çalışır. Ölüm Yaşar Kemal'in hayatında hep olmuştur. Bu konuyu sürekli hissetmiştir. Babasının bıçaklanarak öldürülmesi, halkın Yaşar Kemal'i linç etmeye çalışması, hapishanede bıçaklanması, onu hep ölümle burun buruna getirmiştir. Bu yüzden eserlerinde bu temanın olmaması kaçınılmazdır. Doğduğu toprakların kaderini en üst noktalara kadar hisseder Yaşar Kemal. Peki nedir Yaşar Kemal'i bu kadar ünlü yapan şey? Eğitim bile alamamasına rağmen onu dünyaca ünlü yapan şey, bence halkın sorunlarına inebilmesi, köylüyü ve sınıf sorununu önceleyebilmesidir. Ağalık-ırgatlık özeline inip dertleri anlatabilmesi ve insanlar için kurtuluş umuduna dair bir ışık yakmasıdır. Koca bir coğrafyada çok farklı kültürlerin sentezlendiği bir yerdeyiz. Dadaloğlu, Karacaoğlan, Nesimi, Evdalê Zeynike, Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve daha birçok hazine var önümüzde. Peki ne derece farkındayız? Başka ülkelerde olsa yankı uyandıracak olan şey bizde neden karşılık bulmaz? Yazılarında kendini sıkmayan ve o akıcılığı yakalayan Yaşar Kemal, daha yazmaya ilk başladığı dönemlerde içinde olduğu dualist dönemin farkında olarak yazacağı metinlerin, kendi yollarını kendilerinin bulacağı inancı ile hareket etmiştir. Halkın anlamadığı ve halkın dilinin olmadığı yazınsal metnin bir işe yaramayacağının farkında olarak, gerek halk dili gerekse İstanbul Türkçesine yer vererek ilerlemiştir. Meral Saklıyan'ın bu biyografisi, Yaşar Kemal hakkında detaylı bilgi almak isteyenlerin başvurabileceği kaynak kitap niteliğinde. Sadece Üstad'ın yaşamına değil, eserleri, dili, anlatışı gibi birçok konuya eğilerek okuru derin bir bilgi havuzunda hissettiriyor. Tahlillerinin güçlü olduğuna inanıyorum Meral Saklıyan'ın. ''Acıyı anlatmayan yazar, yazar değildir hatta insan bile değildir'' der Yaşar Kemal. bende sözlerime Yaşar Kemal'in o güzel cümlesi ile son vermek istiyorum ''O güzel insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.''
Edebiyat
Yaşar KemalMeral Saklıyan · Everest Yayınları · 2025557 okunma
·
92 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.